BIRAZ- HAYALCİ

11 2 0
                                        

Bazı cocuklar bütün ödülleri kazanır.
Kim olduklarini biliyorsunuz canm.Hani şu hep sinif birincisi olanlar ,o kocaman parlak kupayı havaya kaldıranlar yok mu?Hani okul dergisinon kapağina hep onlar cikar,belediye başkaniyla takalaşır,hafta sonlari sinifin hemstiri onlara teslim edilir.

_Üstelik bütün hafta boyunca hemstıra siz bakmişsınızdır,hayvancağız elinizde can vermemis,yeşile filan da dönmemiştir!! Neyse,Peggi Parfitt iste o çocuklardan biriydi.Ortada kazanılacak bir ödül varsa muhakkak o kazanırdı: bilim odülleri,sanat ödülleri, hemstira bakma odulleri, burnunu karistirmama ödülleri.tamam tamam sonuncusunu ben uydurdum.Ama burnunu kariştırmadığın için bir ödül verilseydi,peggi ellerini bağlasalar bile yine kazanırdı,hatta yaninda başka ödüllerde verilirdi:pencereden dişarı bakmama ödülü , öğretmenin cebine kurbağa atmama ödülü ve... Neyse,anlatabildim herhalde.

Herkes Peggi yi çok severdi.Öğretmenler onu kendi sınıflarına almak için birbirini ezerlerdi,annesiyle babası güvercin gibi goğsünü kabartarak gezerlerdi, hatta hemstır bile en çok onu severdi-bu gerçekten büyük haksızlıktı.Peggi herkesin kahramanıydı.Ama ne yazik ki,Peggi bir gün hayvanat bahçesine gitti ve orada onu kaplan yedi.

Bu yuzden hikayemizin kahramani Peggi değil.Kösede oturan dizleri kir icindeki çocukla idare edeceğiz.adi Franki Blewitt.Dinliyor musun Franki?Hah güzel. Ozaman başlayabiliriz.

Farnki Blewitt annesi ile babasini gurulandirmak icin her şeyi yapabilirdi.Ama bey ve bayan Blewitt i memnun etmek imkansizdi.Okul ödevinden gümüş yıldız alırsa,Bay Blewitt sırtını sıvazlayıp tebrik etmezdi."Gümüş mü?ucuz ve iğrenç Altın yıldız nerede?"diye bağırırdı.

Beden eğitiminde giyinme yarismansini kazanirsa,Bayan Blewitt gurula saçını okşamazdı.Onun yerine "Franki ne biçim giyinmişsin?!Çabuk arabaya bin! " derdi.Aslına bakarsanız,Franki Blewit su üstünde yürüse,annesi ile babasi bir de suyun üstünde kolbastı oynamıyor diye azarlardı.

Bu yüzden,aralik ayinin yağmurlu bir gününde postacının okul raporunu getirdiğini gören Franki Blewitt gardıroba girip kapiyi üstüne kapattı.

Tahmin edeceğiniz gibi,Franki okul raporunun gelmesini hiç de büyük bir hevesle beklemiyordu. Ne kadar basarili olursa olsun, ne kadar çok calisirsa çalışsın annesiyle babasi asla yeterli görmeyecekti. Biraz yarim akilli olduğunu söylemiyorum - öyle değildi. Ama Franki yazmakta,saymakta ve test çözmekte pek iyi değildi. Okul kitaplarina baktiginda bütün harfler alfabe çorbası gibi birbirine karisiyor;Franki de helikopter uçurmak suçlari çözmek ya da yana bir binadaki köpekleri kurtarmak gibi o an yapmak isteyeceği şeyleri düşünmeye başlıyordu."ıssız bir adaya düşseydim ve yiyecek kumdan baska bir sey olmasa idi".diye kendi kendine düşünüyordu."yediye kadar çarpim tablosunu ezberlemem gerekmeyecekti hindistan cevizinde ev yapmak gibi,hayatta kalmami sağlayacak şeyleri bilme ihtiyacim olacakti. Böyle şeyleri okulda niye öğretmezler ki? " sonra uzaklardan birinin seslendiğini duyardı:"Franki Blewitt!!!" ses giderek yaklaşirdi "Franki Blewitt!demin ben ne dedim?" Bunu üzerine Franki de "özür dilerim baya Grimmet,sizi dinlemiyordum,"demek zorunda kalirdi.okul raporu günü Franki Blewitt için daima kara gündü.ama aralik ayinin o gününün en kötü gün olduğu çok geçmeden açiğa cikacakti.

Posta kutusuna bakmak için kapıya doğru ilerleyen Bay Blewitt'in ayak seslerini duyan Franki nefesini tuttu.Gözlerini kapatti,ellerini havaya kaldirdı ve bu seferkinin farklı olması için duaya başladi.Belki A filan almişti ve annesi ile babasi onu pizza yemeye götürecekti,üstelik sadece malzemelri yiyip hamuru birakmasina izin vereceklerdi,hatta belki...

" FRRRRRRANKİ"!!! Evin duvarlari sarsildı.

"NEREDESINNN?" Merdivenlerden yukari hiddetle çikan Bay Blewitt'in ayak seslerini duyunca,Franki bu kez dolabının köşesine sindi."BURADA OLDUĞUNU BİLİYORUMM!" Bay Blewitt odaya dalinca,Franki de bir telaş başladı.Çocukların sihirli bir gardırop sayesinde kaçarak mucizeler ülkesine gittiği bir film seyretmişti.O anki korkusuyla gardirapun açilip geçmesine müsaade edeceğini umut ederek arka paneli yumruklamaya başladı.Ama parmaklarina kiymik batmasından başka bir sey olamadi ve daha NARNİA diyemeden gardiropun kapısı ardına kadar açildı.

Bay Blewitt öfke ile Franki'ye bakarken,koca bir boğa gibi burnundan soluyorve omuzlarini geriyordu.Bay Blewitt in vücudundaki bütün kaslar o kadar gerilmişti ki,Franki babasina bir iğne batirsa balon gibi odanin icinde uçmaya başlayacağını,sonra da buruşmuş bir halde yere düşeceğini düşündü.Ama bunu deneyecek değildi.

"Bazi AÇIKLAMALAR yapman gerek delikanlı!"dedi Bay Blewitt alaucı bir havayla. Sonra Franki yi sol kulağından tutup ,alt kattaki mutfağa sürükledi.Bayan Blewitt mutfakta ki bir kurulama bezinin içinesalya sümük ağlıyordu.

"Oğlum bir suçlu , umutsuz vaka.üstelik ona herşeyimizi verdik,HERŞEYİMİZİİ!" diye televizyona cikmiş gibi anırdı.
"Sadece orada yazanları oku minik fıstığım,"diye onu rahatlatmaya çalıştı Bay Blewitt.Bayan Blewitt yaşlı gozlerini silip,Franki nin okul raporunu eline aldı.

"Franki,"dedi arada burnunu çekerek,"olağanüstü bir yaratıciliga sahip ,ama biraz...biraz hayalci!"

"Biraz -hayalci," diye tekrarladi Bay Blewitt.Kapilari kirmakta kullaniyormus gibi dümdüz olan tepesini sıvazladı."sence şu dandik hocalarina niye çuvalla para sayiyorum ..."Okul raporunun yazıldıği kağıdı sumuklu mendil tutar gibi salladı."Kan ter icinde kazandiğim parayı sen biraz-hayalci olasin diye mi harcadığimi saniyorsun?Ben senin yaşında iken ,"diye bağırdı ," Futbol takiminin kaptaniydim,madalya sahibiydim..."

"Süt baskani," diye gururla ekledi Bayan Blewitt.

"Süt başkanı veee öğlen arasında bir sözlük okurdum!"Resmen öfkeden pişerek devam etti:Yarim akilli oğlum gibi perilerin arasinda yüzerek vakit harcasaydım şato gibi yeni bir evi, son model bir spor arabayı ve üç katli bir tuvalet kağidini alabilecekparayi bulabilirmiydim saniyorsun ?"

"Ama,baba, " diye karsi cikti Franki,"deniyorum sadece ....ama zor gliyor."

"Kafan o olağanüstü yaraticilikla doluyken zor geli tabi!"Bay Blewitt bir ispirtou kirmizi kalem cikarip Frankinin raporunun ustune kocaman bir "F" yapti."Bunu okuyabiliyormusun?" Franki basini sallayarak onayladi."ne anlam geldigini biliyormusun peki?"Franki kaslarini kaldirdi "Kaldi "F" kaldi demektir. Ayni zamanda Frankinin ilk harfi.Bunlari oğrenmenin tek bir yolu var.Artik sana oyuncak yok,oyun saati yok, sağda solda oyalanmak yok.

8 yaşina geldin. Artik geleceğini duşünmen lazım."

Su isıtıcısi gibi fokurdaya Bay Blewitt kollarini sivadi ,çöp kovasını kaptığı gibi Franki nin odasina çıktı. Etrafta bırakilmis talihsiz oyuncaklar aninda çöp kutusunu boyladı-bir sürü çizgi roman, Franki nin çikartma koleksiyonu , en sevdiği oyuncak olan şato."odaklanma vakti geldi .!" diye haykirdi Bay Blewitt."artik is basina geçme zamanı!"

"Baba!Dur! diye bağırdı Franki. Ama Bay Blewitt kararini vermişti ve asla geri dönüş yoktu. Önce bir robot ,ardindan bir yapboz çöp kutusunu boyladi,onları bir kutu aksiyon figürü takip etti."Bunlarla minik guzel bir ateş yakilir," diyerek kahkaha atti babası.Sonra Franki nin dehşet içinde ki gözleri önünde çok sevdiği eski oyuncak ayısı Albert i de kapti ve odadan dışarı çikti.

"Albert!Albert!diye bağırdı Franki .Ama Bay Blewitt kapiyi ardinadan çat diye kapatip,sonra da kilitledi.

Franki hemen yatak odasi penceresine koşup bahçeye bakti.Hava karariyordu,ama tüm eşyalarini bir odun yiğininin üstüne koyan Bay Blewitt in devasa göbdeaini görebiliyordu."Bu haksizlik! Bu haksizlik ! " diye fısildadi alevler fişırdayıp gülerken .Franki alnini cama yasladı ve tüm eşyalari gri, dumani tüten bir tümsek halinegelinceye kadar izledi."Albert ! diye hıçkirirken, öfkeli bir gözyaşı da yanağindan aşağıya süzüldü.

Tak-Tak-Tak.yatak odasının kapisi çalınıyordu.Tik-Tik-Tik.Franki gizli parolayı tanidı.Bu parolayi sadeceFranki ve diğer çokozle kişi biliyordu.Anahtar çevrildi,kapı hızla ve sessizce açıldı.Yaşlı fransiz dadisi Alfonsin bir parmağını dudaklarına bastırip susmasini isaret ederek içeri girdi.Takip edilmediğinden emin olmak için iki yani kaçan ettikten sonra kapiyi arkasindan kapatti.

"Mösyö la-ayıyı buldum," diye fısıldayarak,önlüğünün cebinden oyuncak ayiyi çikardi. Rahatlayan Franki derin bir nefes aldı

"En büyük sensin ,Alfonsin," dedi ona sımsıkı sarilarak ,"Harikasin!"


Arkadaslar bu benim ilk kitabım ve ilk sayfam umarim beğenirsiniz.
Votelerinizi bekliyorum..

Fantastik FrankiiDonde viven las historias. Descúbrelo ahora