BİANCA
1 ARALIK 06.00
Uzun süredir olduğu gibi yine metro geçerken yatağım sallandığı için uyandım. Aslında buna alışmıştım sonuçta 4 yıldır böyle yaşıyordum. Yatağımdan kalktım ve alanı daha 2 gün olan botlarımı ayağıma geçirdim. Ha bu sırada ayakkabıları tabi ki de parayla almadım, genelde bir şeylere para harcamayı pek sevmem bu yüzden ya onları ödünç alırım yada çalarım. Çoğunlukla ödünç alıyorum ama ödünç alma işi daha tehlikeli sonuçta onu aldığınız yere geri götürmeniz gerek gerçi genelde anlamazlar aslına bakarsanız şuana kadar hiç yakalanmadım evet bu konuda baya iyiyimdir. Her neyse bu övünmeyi sevmediğim bir konu.
Evimde ki evim dediğime bakmayın buraya ev demek diğer evlere hakaret olur burası, içinde sadece 1 yatak 1 buzdolabı bir tuvalet, bir lavabo ve bir duşa kabin olan bir daire evet aslında ev sayılabilirdi tabi burada ki farelerle arkadaş olmamış olsaydım. Aslında onlar benim ailem oldular diyebilirim.Neyse aile konusuna girmeyelim. Kol saatime baktığımda saatin çoktan 6 olduğunu gördüm saat 6.30 da Cafe'de olmalıydım. Size çalışma saatim erken gelebilir ama cafeyi haftanın 5 günü ben açıyorum ve bu şu demek benim sevgili patronum işe gelmeden cafeyi temizlemeliyim. Bu sırada sevgili patronum gerçekten de sevdiğim biri Maria. Onunla yaklaşık 2 yıl önce tanıştık her neyse bunu şuan anlatamam. Hızlı bir şekilde buzdolabından dün cafeden getirdiğim ton balıklı salatayı çıkardım ve yatağıma oturup bir çırpıda yedim bulaşığı daha sonra yıkama kararı aldım ve lavabonun içine bırakıp gidip dişlerimi fırçaladım.
Hiç bir zaman dış görünüşüme önem vermemiştim. Ama şuana kadar bir çok insandan "Eğer fiziğin ile para kazanmak istersen beni ara " lafını duymuştum. Tamam belki yaşam şartlarım zordu , hemde oldukça ama asla öyle bir şey yapmazdım ASLA. Aynanın karşısında saçlarımı taradım ve içeriye geçip sırt çantamdan dudak nemlendirici mi çıkarıp dudaklarıma sürdüm. Aralık ayındaydık ve burası oldukça soğuktu ve dudaklarım çatlarsa yani yara olursa bu bana ekstradan masrafa yol açardı ve bunu kimse istemezdi. Evimde tahmin edeceğiniz üzere kalorifer yoktu, evet geceleri 3 kat yorganın altında yatıyorum. Ne yapabilirim ki hayat işte. Nemlendiriciyi geri çantama koydum ve yatağımı topladıktan sonra yatağımın altındaki bavulumdan mavi ceketimi çıkardım, havanın soğuk olmasını hep sevmiştim ama bazen sadece bazen sıcak olmasını istiyordum yani en azından arada sırada.
Ceketimin üstüne son kalite montumu geçirdim ve giyer giymez ısındığımı hissettim , ısıtması normal etiket fiyatı 1000 di. Bense bedavaya almıştım. Çantamı sırtıma taktım ve bavulumdan silahımı alıp çantama attım. Belki silahla gezmem size garip gelebilir ama inanın bana kendimi korumamın en iyi yolu bu. Şuana kadar hiç bir insanı vurmamıştım.Ama ben 10 yaşındayken babam bana kullanmayı öğretmişti, sanırım ona minnettar olduğum tek konu bu. Ceketin ve montun kapüşonunu taktıktan sonra ellerime eldivenlerimi taktım ve kapının arkasından anahtarımı alıp çıktım kapıyı 3 kez kilitledikten sonra merdivenleri indim ve sokak kapısını açarak soğuk havanın yüzüme çarpmasına izin verdim.
Evin karşısında ki caddeye geçtim hava daha tam olarak aydınlanmamıştı ve bu yüzden şehir daha uyanmamıştı. Ne kadar az insan o kadar iyi ,işte benim hayat felsefem. İlk sokaktan sağa döndüm ve genelde kullandığım ara sokakta ilerlemeye başladım. Bu ara sokakta toplamda 3 tane daire girişi vardı. 1. Daireye postacı sadece süt ve ekmek bırakırdı. 2.Daireye çörek ve kahve bırakırdı.3.Daireye ise kahve ve elmalı turta bırakırdı. Benim favorim 3. Daireydi ,postacı saat 6 da bırakıp giderdi ve içeride yaşayanlar saat 7'de kalkarlardı. Yani genelde aç olduğumda yada canım istediğinde buradan elmalı turta ve kahveyi alıp işe giderdim ve onları afiyetle yerdim. Az önce her ne kadar salata yemiş olsam da açtım bu yüzden evin kapısının önünden geçerken yere eğilip bağcığı mı bağlıyormuş gibi yaptım ve kahveyle turta'yı alıp yoluma devam ettim. Neden direk almadığımı merak etmiş olmalısınız çünkü sokağın karşısında kamera vardı ve daha önce bir kez yakalanmıştım ama kamera dönüp duruyordu yani ben alırken bana denk gelme ihtimali azdı ama yinede dikkatli davranmak gerekiyordu. Bu sırada her ihtimale karşılık yüzüm tabi ki de gözükmüyordu. Bu sırada yakalandım derken onlar ben giderken arkamdan durmam için bağırmışlardı ama daha fazlası için uğraşmamışlardı.
KAMU SEDANG MEMBACA
-KÜÇÜK ŞEYTAN-
RomansaBianca'nın hayatı hiçbir zaman kolay olmamıştı çünkü o iyi biri değildi o bir hırsızdı , o bir yalancıydı o bir baş belasıydı ama aslında o bundan çok daha fazlasıydı o ateşin ta kendisiydi... William'ın ,ailesi milyarderdi ama bu onun zerre umurun...
