Bölüm 1-Geçmiş

129 12 7
                                        

Eveet. Yeni kitapla karşınızdayım. Ama hala fikirlerinize ihtiyacım var. O yüzden lütfen sondaki notu okuyun :) Hatalarım varsa bana söylerseniz düzeltebilirim ^-^

Keyifli Okumalar... ^-^ (şarkı bitince tekrar başlatın)

Savaş alanında sadece kılıçların çıkardığı demirin demire çarpma sesi ve yaralananların ağzından dökülen acı iniltilerin sesleri vardı. Yerler ise her iki taraftan verilen kayıplar ve onların kanlarıyla kaplıydı. Ama çok fazla kayıp vardı. Gereğinden de fazla.

Çünkü iki tarafta yüzyıllardır bu savaş tekrar tekrar yaşanmış olmasına rağmen kafasını toparlayamamıştı. Savaşçıların dikkatini dağıtan şey ise 'onlar' dı. Onlar buradaydı. Savaşın sonunu belirleyecek olan kişiler...

Zamanı geldiğinde işlerini yapan, insanlığı yaşatan varlıklardı onlar. Duygu olan insanlığı değil gerçekten insanlığı yaşatan varlıklardı onlar. İsterse dünyayı tamamen ışığından ve güzelliğinden mahrum bırakacak iki tanrıça. Onlar Güneş ve Ay Tanrıçaları idi. Ancak 900 küsür yıldır süren bir savaşın içindeydiler. Her iki tarafta bu savaşın ne zaman sonlanacağını bilmiyordu. Onlar ölümsüzdü. Ölseler bile yeniden reenkarnasyon geçiriyorlardı. Bazıları bunun bir lanet olduğunu düşünüyordu. Bazıları ise Tanrıçalara vermiş bir hediye...

Savaşçılar uzun bir süre sonra savaşmayı bırakmışlardı çünkü asıl savaşın tanrıçalarının arasında olduğunu biliyorlardı. İlios'un tarafından olan kişiler güneş tanrıçasının nasıl bu kadar zarif ve aynı zamanda bir o kadarda vahşi olduğunu anlayamıyordu. Aslında cevabı sadece bir şeye bağlıyorlardı; onun tanrıça olmasına. Aslında bundan çok daha fazlası vardı.

Tabii ki Ay Tanrıçası Minos'un yanında olanlarda geri çekilip tanrıçalarının savaşını izliyorlardı. Ay Tanrıçası Minos siyah saçları ve gri gözleriyle dikkat çekiyordu. Savaşırken geri zıpladığında saçları sanki daha fazla saldırmak istercesine öne doğru savruluyor ve sonra geriye düşüyorlardı.

Ay Tanrıçası hırs ile bakan gözleriyle sanki İlios'u deyip geçmek istiyormuş gibi bakıyordu. Ki zaten istediği buydu.

Güneş Tanrıçası ise saçları sanki onu rahatsız ediyormuşçasına kısa tutmuştu. Ama bal rengi gözleri çoğu kişiye göre zaten saçlarının kısa oluşundaki boşluğu kapatıyordu.

Güneş Tanrıçası'nın huzursuzluğu bakışlarından okunuyordu çünkü bir şeylerin ters gittiğini hissediyordu.

Hisleri doğruydu ama o bunları henüz bilmiyordu.

Ay Tanrıçası hafif hafif hareketlerini yavaşlatmaya başlamıştı amacı İlios'un onun yorulmaya başladığını düşünmesiydi. Ay Tanrıçası sabırsızlığı nin önüne geçemeyerek işleri hızlandırmak istedi ve, İlios'un, gümüş rengi ipek elbisesine bir kesik açmasına izin vermişti. İlios ise tam anlamıyla onun yorulduğunu düşünmüş ve hafifçe gülümsemişti. Minos planın işlediğini görünce gülümsedi. İlios ise Minos 'un gülümsemeye başladığını görünce kaşlarını çattı.

İçindeki huzursuzluk iyice büyümeye başlamıştı. İlios tam saldırıya geçecek iken Minos'un arkasındaki siyah pelerini kişiye baktı ve gözleri korkuyla irileşti. Vadi bedeni kaskatı kesildi. Bu o'ydu.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 22, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Son SavaşWhere stories live. Discover now