Ölüm denen özgürlüğe adım adım yaklaşan bir annenin son sözleriydi evladına;
"Güzel kızım;sen benim en değerli hazinem,başıma gelen en güzel şeysin.Bu zehir bedenime yayılırken senden birkaç istirhamım olacak,yavrum;
Ben elbet bir gün ölecektim.İzmir'deki evimiz seni bekliyor.Oraya git,okulunda oku ve iyi bir meslek sahibi ol.Kavgalara karışma,gibi bir şey demeyeceğim.Senin öfken en büyük hazinen,onu sakın kaybetme.Acını mutlaka çek.Acı çek ki ders alabilesin.
Ve gerekirse intikamını al.Güçsüzlerden olma,güçlülerden de olmamaya özen göster.Belki bu satırları okurken şaşıracaksın,benden böyle sözler beklemiyor olman normal.Ben bile şaşkınım..
Kendine iyi bak,güzelim.Annen hep bir nefes uzağında olacak,hoşçakal.."
Genç kızın elindeki mektuba bir damla gözyaşı daha damladı.Belki de değişme vakti gelmişti?
Öfkesi daha fazla,acısı daha derindi ve intikam en iyi arkadaşıydı.
Kolundaki ize tekrar baktı ve mırıldandı;
"Öfke+Acı=İntikam"
**
Elindeki oku hedef tahtasına doğrulttu.Yayı gererek orta noktayı hedef aldı ve yayı bıraktı.
Ok,havada süzülerek ilerledi ve hedefe saplandı.
Yüzündeki alaylı gülümseme ile ok takımını yerine bıraktı,Kıvılcım.
"İntikam meleği?"
Bakışları sesin sahibini bulunca duraksadı.
"Sen kimsin?"
Gizemli genç,yaslandığı duvardan doğruldu ve Kıvılcım'a doğru ilerlemeye başladı.
"Eski bir arkadaş diyelim."diyerek genç kızın tam karşısında durdu.
Genç adamın gözleri buz misali soğuk yeşilleri buldu.
Kıvılcım'ın ince,kızıl kaşları çatılmıştı bile..
"Ne istiyorsun?"
"Ufak bir şans."
Yeşiller koyu maviye dönerken "Ne şansı?" diye sordu sakin tutmaya çalıştığı sesiyle.
Genç adam muhteşem gülüşünü sergileyerek bir adım daha yaklaştı kızıla.
Gözlerinin içine içine baktı bir süre.Yeşiller yoğun ve soğuktu.Rengi bir ilkbahar sabahını anımsatsada kendisi Şubat ortasıydı.
Düşündü..
Neden,diye düşündü.Bu güzelliği böyle asi ve öfke bağımlısı yapan ne ve kimdi?
Kıvılcım'ın yüzüne doğru bi hamle yapınca refleks ile ona uzanan yumruğu tuttu ve kolunu ters çevirip sırtına yasladı.
"O şansı kaybettin sanırım,ha?"
Genç adam,belindeki gümüş bıçağı çıkardı.Kıvılcım'ın çevirdiği kolu kırılmak üzereyken elindeki bıçağı çevirdi.Hırsla inleyerek bıçağı kızıl kızın omzuna saplamayı hedeflerken kız bıçağı fark edip elinden çekti.
Adam bu sefer pençelerini çıkardı fakat kız gümüş bıçağı direk adamın boğazına yasladı.
"Şimdi,şurada keseyim mi boğazını?"
Adam hiç düşünmeden "Kes!" diye bağırdı.
Kıvılcım ne kadar sinirli,asabi ve asi bir kız olsa bile hiç kimseyi öldürmemişti.Kavgaları hep olay olmuş,kavga ettiklerini ölmekten beter etmişti.
Adamı önünde diz çöktürttü.Sırtı dönüktü Kıvılcım'a.
Kıvılcım genç adamın sırtına bıçak ile artı işareti yaparak kesik oluşturdu.
"Bu kesik sana hep beni hatırlatacak!Benden kork,Arsel!"
Genç adam,Kıvılcım'ın ona soyadıyla seslenmesine şaşırarak acıyla inledi.Geriye doğru gerilirken sırtındaki artı işaretini ortadan kesen bi çizik daha oluştu.
Gözleri,kırmızıdan sarıya dönerken pençeleri de çıkmıştı adamın.
Kıvılcım kaşları çatık,şaşkın bir şekilde adamın dönüşümünü izliyordu.
*
Nefes nefese kalmış bir şekilde aniden uyandı Kıvılcım.Bu rüya -ve ya kabus,herneyse- da ne anlama geliyordu?
Saç dipleri terlemiş ve boğazı kurumuştu.Başında ve bileğinde ciddi bir ağrı ve sızı hissediyordu.Tişörtünde hissettiği ıslaklık ile bakışları karnına indi.
Kan izi görmesiyle gözleri kocaman açıldı ve kanayan yerin bileği olduğunu anlamak uzun sürmedi.
Bileğinde,o rüyasındaki adamın sırtına yaptığı işaret vardı.
Korkarak kafasını şifonyere doğru çevirdi.
O gümüş bıçak,kanlı bir şekilde tam baş ucunda duruyordu.
Korkudan kalbi yerinden çıkacak gibi atarken sert bir şekilde yutkundu.
Bu ne anlama geliyordu?
YOU ARE READING
İNTİKAM MELEĞİ
FantasyKıvılcım.. Adı saçlarına vurmuş güzellikte bir kızdı o. Öfkesi en değerli madeni,acısı en iyi öğretmeni olmuştu. İntikam onun için bebek işi haline gelmişti artık.Tek sahip olduğu şey olan annesi de ölünce büsbütün yanlız kalmıştı. Büsbütün öksüz,bü...
