Annabeth' in hikayesi

171 9 5
                                        

1 Ocak 1998

  Bu gün herkes hediyesini açıyor. Bana olan tek hediye ise dün kaçtığımda babamın evinden çaldığım. Üvey annem vermemiş. Devam etmeden önce size kendimi tanıtayım.

Ben Annabeth Chase. 7 yaşındayım. Babam bana 5 yaşındayken okuma yazma ve Yunan Mitolojisi öğretti Brooklyn'de yaşıyordum. Şansıma, Manhattan sınırında. Gece, herkes uyuyunca, hediyem ve gerekli eşyalar olan çantamı da alıp, Manhattan'a doğru koştum. Bu kez polis de babam da beni bulamaz. Hediyeden bir Yunan Mitolojisi kitabı çıktı. Ama iyi ki babam bir tarihçi. Onda tarihi ama sağlam " ilahi bronz " bir kılıç vardı. Melez olduğumu düşünür düşünmez yoluma çıkan harpiyayı onla öldürdüm. Ama kılıç eski olduğundan kabza kısmı hemen sonra koptu. Neyse ki yedek silahım var. Ama sadece normal bir çekiç. Bu yüzden sürekli hareket halinde olmalıyım. Daha güvenli bir yerden tekrar yazıcam.

  8 Ocak 1998
  Tanrılara şükürler olsun! İyi ki Luke ve Thalia var. İlk başta onları kılık değiştirmiş canavarlar sanıp saldırdım da, neyse. Luke bana yeni bir ilahi bronz hançer verdi ve bana güvende olacağıma söz verdi. Ona güveniyorum. Bana Yunan Tanrılarının gerçek olduğunu söylediler. Bu bizim eve (özellikle bana) saldıran tüm o canavarları açıklıyor. Ama asıl soru şu: benim tanrıça annem kim?

  12 Ocak 1998
  Tanrılar adına! Meğer Luke kaçmakta haklıymış! Annesi delirmiş, gözleri yeşil yeşil parlıyor ve sürekli bize yanmış kurabiyeler verip duruyor! Ama bu doğuştan olamaz, değil mi? Luke'a ne olduğunu sorduğumda ne olduğunu bilmediğini, ama bu yüzden evden kaçtığını söyledi. Onun birşeyler sakladığını hissettim ama bunu öğrenmenin en iyi yolunun da üstüne gitmemek olduğunu bir şekilde biliyorum. Bunu söyleyen bir kadın sesi duydum. Yani ... acaba benim tanrıça annem Athena mı? Bu onun sesi olabilir mi? Bizim için güvenli bir yer var mı? Ve nerede?

  14 Ocak 1998
  Bu gün, Luke'a Athena'nın nasıl bir tanrıça olduğunu sordum. O da bana Athena'nın tıpkı benim gibi akıllı, planlı ve taktikçi olduğunu söyledi. Kendime bakınca onun özelliklerini görebilirmişim. Ama nasıl? Ben onu hiç görmemiştim ki! Sonra, aklımda duyduğum, her duyduğumda da içime bir sıcaklık yayan o sesi düşündüm. Bundan artık emin olduğum bir şeyi fark ettim. O ses, Athena'nın, yani gerçek annemin sesiydi. Babamın bunu bilip bilmediğini merak ettim. Acaba bildiği için mi gelen canavarlardan dolayı beni suçlamıyordu? Neyse, artık uyumalıyım. Yarın erken uyanıcağız.

  16 Ocak 1998
Bu hayatımın en kötü günü! Bizim hayatımızı kurtaran adamı ölüme terk etmemiz gerekti. Adı Hal'dı ve Sis'in arkasını görebilen bir ölümlüydü. Bu yüzden kendini hedef yapıp kaçmamızı sağladı. Luke melezlerin hayatında böyle şeyler olabileceğini söyledi. Ama, ya bunların daha az olduğu, güvenli bir yer var mı?

  20 Ocak 1998
  Bir daha labirentlere girersem ne olayım! Bir tepegöz bizi bir labirente atıp teker teker kandırdı, ama ben kanmayıp hançerimi ayağına sapladım. Sonra da  o, bizi ormanda kovaladı! Neyse ki Kıvırcık adlı bir satir bizi buldu. Eyvah! O burda. Şimdi koşmalıyım. Sonra devamını yazarım.
 
  20 Ocak 1998 ( devam )
Melez kampına ulaştık! Tabii, satir Kıvırcık bize yol göstermeseydi, hepimiz ormanda ölmüştük. Ne yazık ki Thalia o tepegöz tarafından öldürüldü. Bu yüzden babası Zeus, melez kampında bir daha böyle ölümler yaşanmasın diye onu sihirli bir ağaca dönüştürdü! Açıkçası, baya üzüldüm, çünkü o bana hiç sahip olamadığım o  anne ve arkadaş olmuştu. Her gün o ağaca bakarak onu hatırlayacağım.
  
  24 Ocak 1998
  Melez kampındaki en genç kişi olarak yine de geldiğim gün annem Athena tarafından sahiplenildim! Onun dışında normal çalışma ve antrenman günleri vardı. Şimdiden en iyi taktikçi ve savaşçı oldum bile. Bu tabi ki eğitmenimiz Kheiron' u çok şaşırttı. Ama asıl Luke doğuştan bir kılıç ustası. Öyle ki 2. gününde kampın en iyi kılıç ustasını yendi! Eh, bundan sonra öyle heyecanlar olmayacaksa, daha sonra, yani heyecanlı bir şeyler olunca yeniden yazarım.

   30 Mart 2001
   İnananıyorum! Bu gün annemden bir mesaj aldım. Hermes gelip bana zeytin kokan, baykuş baskılı bir mektup getirdi. Kimse söylemedi, ama ben o mektubun annemden geldiğinden eminim. Bu müthiş! Bana, geleceğimin  büyük kehanete bağlı olduğunu yazmış. Acaba ne demek?

  8 Nisan 2002
  Bu muhteşem! 11 yaşındayım ama, kamptaki herkes benim kulübemin başdanışmanı olabilecek kadar sorumluluk sahibi olduğumu düşünüyor. Ancak 4 yıldır bu kampta olmama rağmen kulübeme ve kendime çok iyi bakacağımı düşünüyorlar. Evet!

Annabeth'in günlükleriStories to obsess over. Discover now