Gecede yağmurun getirdiği bir kasvet vardı. Sırılsıklam halde, şehrin bütün ışıklarına rağmen karanlığı bastıramamış vaktinde evine dönebilmek için bir taksi arıyordu Miles. Patronun öfke dolu azarları sonucunda mesaiye kalmak zorunda kaldığı bir günü atlatmıştı. Miles, New York şehrinde yalnız yaşayan, otuzunu aşalı bir kaç yıl olmuş ve geçimini New York'un fazla okuru olmayan bir gazetesinde hikaye yazarı olarak çalışması ile sağlayan, sıradan denilebilecek bir adamdı. Hayatı her zaman rutin ve sıkıcı olmuştu. New York'ta yaşayan bir çok insan gibi, o da burada doğup büyüme birisi değildi. Sadece yolu onu buraya ulaştırmıştı. Yaşamında memnun olduğu tek bir şey bile yoktu ki yaşadığı bu şehirden de nefret ediyordu. Kimilerinin yaşam hayalini kurduğu New York, onun için Cehennem'den farksızdı.
Yağmuru iliklerine kadar hissedecek noktaya geldiğinde bir taksi bulabilmişti. Evine vardığında cüzdanında kalan sayılı paraların büyük kısmını şoföre vermek zorunda kalmıştı. "Lanet yağmur olmasa taksiye biner miydim?" diye düşünüyordu fakat yağmur taksiye binmiş olmasına rağmen ona haddini çoktan bildirmişti. Kendisini apartmana zar zor atıp kendi katına doğru çıkmaya başladı. Apartmanda rutubet kokusu vardı. Bina eskiydi ve dairelerin ise ileri kalır bir yanı yoktu. Kendi dairesinin olduğu kata vardı. Kattaki lamba yanıp sönmekteydi. Cimrilikte üzerine kimseyi tanımadığı apartman sahibi Bay Harris'e bir kaç küfür savurdu. Adamın günler önce lambayı değiştirmek için verdiği sözü hatırlamıştı. Miles'ın yalanlara tahammülü yoktu. Başka insanlar için basit gelebilecek yalanlar bile onu çileden çıkarmaya yetiyordu. Dairesine girdiğinde kapısını öyle sert kapattı ki, Bay Harris'in duyduğundan emin olmak istemişti.
Öfkesini yatıştırmayı umut ederek ıslak kıyafetlerinin tamamını çıkardı. Banyoya doğru gitti. Tuhaf bir şekilde banyoda bulunan müzik çalarını açtı. Kendisi için oldukça yatıştırıcı şarkılardan oluşan oynatma listesini çalmaya başladı. Tabii bu listedeki şarkılar başkaları için oldukça tuhaf geliyordu. Miles duş alırken müzik dinlemeye alışkındı. Başka bir yerde dinlemezdi. Duşunu alırken o tuhaf seslerin ona eşlik etmesi hoşuna gidiyordu. Bu sefer su ile fazla uğraşmadı. Biliyordu ki her ne kadar uğraşırsa uğraşsın sıcak suyu denk getiremeyecekti. Soğuğa daha fazla yakın olan ılık suda duşunu almaya alışmıştı. Günün yorgunluğunu duşuyla birlikte üzerinden atmaya çalışırken, o anda çalan o yatıştırıcı müzik bir anda Miles'a da tuhaf gelmeye başladı. Bir şeyler yolunda değil gibiydi...
YOU ARE READING
Yaşayabildiğin Sürece Yaşa
HorrorGecede yağmurun getirdiği bir kasvet vardı. Sırılsıklam halde, şehrin bütün ışıklarına rağmen karanlığı bastıramamış vaktinde evine dönebilmek için bir taksi arıyordu Miles. Patronun öfke dolu azarları sonucunda mesaiye kalmak zorunda kaldığı bir gü...
