GAB 1.BÖLÜM ~Küçük Prenses. ~

14 1 1
                                        

"Sizce en tutkulu duygu nedir? Veya en acımasız olan."

Sınıfta bir kaç parmak havaya kalktı. Hoca bakışlarını gezdirip dudak büzdü. Bu parmaklardan hoşlanmadığı anlamına geliyordu. Kafasına göre bir kaç kişiyi kaldırdı.

"Nefret "

" kötü "

" iyi ve acı bence. "

Dedi en öndeki gözlüklü kız. Hocanın ilgisini çekmiş olacak ki bakışlarıyla kızı süzdü.

" Neden böyle düşünüyorsun? "

Kız bir kaç saniye bekleyip gülümsedi.

"Aslında herkes 'iyi' tabirini yüceltir örnek kişi olarak tanımlanır. İşte bu düşünüş tarzı bana saçma gelmiştir. Bu yüzden acımasız duygu olarak iyi dedim. İyi demek saf demekti ve iyi bir kimse bir anda değişebilir ve ağza alınmayacak lafızlara maruz kalabilirdi. Bu yüzden iyi seni yüceltsede bir anda acımasızca yerle bir eder. Acıysa en tutkulu duygudur. Azalmaz veya Çoğalmaz. İlk halinde kalır hep. Sadece alışılabilir bu duyguya. Bu yüzden bence en sağlam ve tutkulu duygu acıdır. "

Hocada kıza gülümsedi. Cevap hoşuna gitmiş olmalıydı.

" Mantıklı bir düşünce. Başka fikri olan?"

Elimi kaldırdım. Hocanın bakışları beni buldu ve başıyla evet işareti verdi.

"Arkadaşın dediği mantıklı ama biraz eksik bence. "

" Ne gibi bir eksikliği var? "

" İyi ve acı konusunda haklı. Fakat en tutkulu ve acımasız duygu aşktır. İlk önce insanı kendine delicesine bağlar. Daha önce hiç hissetmediğin duygulara getirir. Sonra hiç beklemediğin bir anda sanki hayatına hiç girmemiş gibi kaybolur ve ardında sadece acı bırakır. "

Dedim ve arkamı yaslandım.

" Vay canına sanırım harika bir yıla giriş yaptım. İkinizinde düşünce tarzı iyiymiş. Neyse şimdi zil çalar. Çaldıda haftaya görüşürüz. "

Dedi ve çantasını alıp sınıftan çıktı. Arkasından bütün sınıf koşar adım çıktı. Öğle arası olunca herkes acıkmıştı tabi. Sıramın üstündekileri çantamın içine tıkıp ayağı kalktım. Saçlarımı tek elimle arkaya atıp yavaş adımlarla ön sıraya oturdum.

" Seni sevdim yeni kız "

" Asel "

Diyerek düzeltti beni. Gülümsedim gözlüklü bir kızdı ama yakışıyordu bence.

" Asel... Güzel isim. Bende Azra. "

Dedim ve elimi uzattım. Gülümseyerek elimi sıktı. Biraz kilolu gibiydi ama güzel bir kızdı.

"Sarışınların aptal olduğunu sanırdım tezimi yanılttın."

Dedim ve gülümsedim. Bugün ne kadar fazla gülümsemiştim öyle.

"Sadece fikrimi söyledim. Seninki de mantıklı bir cevaptı. "

Kahkaha atıp kıza iyice yaklaştım. Gerçekten bu kıza kanım kaynamıştı. Aklıma gelen fikirle elimi çenemin altına koydum.

" mantıklı geldiyse sen neden onu söylemedin. "

" hiç bilmediğim bir duyguyu anlatamazdım. "

Dediği kelimelerle bir kaç saniye ona baktım. Gerçekten hiç yaşamamış olması.. İmkansız geliyordu. Oysa ki acıyı çok güzel anlatmıştı. Bunu daha sonra sormayı bir kenara yazıp ayağa kalktım. Elimi ona doğru uzattım.

"kantine gelmek ister misin?"

Yerinde huzursuzca kıpırdandı. Yanlış bir şey mi söyledim acaba?

"Şey.. Kantinde ki yiyecekler bana pek iyi gelmiyor ben evden getirdim aslında. Biliyorum birinci sınıf gibi duru-"

"Ay gerçekten mi? Yemek yapmayı bilsem emin ol bende evden getirirdim. Kantinde ki tost falan ev yemeklerinin yerini tutmuyor sana katılabilir miyim? "

Başıyla onaylayıp çantasını kucağına aldı. İçindeki yiyecek kablarını çıkarıp açtı. Tabi benim gözlerimin ışıldaması bir oldu. Sarma? Börek? Süper.

O zaman afiyet olsun.

~~~

" Burasıda teras. "

Dedim elimle terasın en ucunu göstererek Asel'in kolundan çekiştirip kenara götürdüm.

" Manzarası gerçekten süper! Azra çok saol. "

Dedi ve sıkıca sarıldı bana. Gülümseyerek bende ona sarıldım. Uzun zamandır bu hareketi yapmamıştım. Ne yalan söyleyeyim, özlemişim.

" Ne demek. "

" Bu okula gelirken dışlanacağıma emindim ve sen. Ah! Benim önyargılarımı kırdın teşekkür ederim. "

Otuz iki diş sırıttım. Aslında bu yıl kimseyle yakın olmamayı düşünüyordum ama Asel o kadar sıcak gelmişti ki..

Asel benden uzaklaşıp geri geri yürümeye başladı aynı zaman da etrafını hayranlıkla izliyordu. Aslında hakkı vardı teras gerçekten güzeldi. Boğaza karşı olduğu için eşsiz bir manzarası vardı.

"Ah! "

Asel'in sesiyle şaşkınca ona baktım. Yerde oturmuş sinirle karşısındaki kişiye bakıyordu. Bakışlarımı ondan alıp karşısında ki kişiye baktım.
N-ne!?!?

" Kör müsün be! "

Aras eliyle asel'in gözlüğünü gösterdi.

" Diyene bak derler adama."

"S-seni terbiyesiz! Ukala! "

" Pardon ben mi? Az önceden beri cırlayıp duran sensin farkındasın değil mi? "

Dolan gözlerimi elimin tersiyle silip hızlıca arkamı döndüm. Dönmüş olamaz. Olmamalı. Koşarak en alt kata gittim. Müzik odası. Şuan en ihtiyacım olan tek yer.

Kapıyı açmamla kulağıma piyano sesi gelmesi bir oldu. Hayır hayır olamaz. Beynim tamamen kaçmamı söylerken bacaklarıma söz geçiremiyordum. Müzik iyice yaklaşırken elimi boğazıma koydum.

Neden? Neden geri döndü.

Kapıya gelince yavaşça elimi kapı kuluna yerleştirdim. Bu bir rüya olsun. Bu bir rüya olsun. Lütfen.

Kapıyı yavaşça açtım. Tam karşımda elleri piyanonun üzerinde dans ediyordu resmen. Pek değişmemişti. Sadece gülümsemesi değişmiş gibi duruyordu. Daha içten bir gülümsemeyi misafir ediyordu dudakları. Sessizce yutkundum.

Yavaşça başını bana çevirdi ve elleri dans etmeyi bıraktı. Gözleri, bakışlarıma değerken bir kez daha nefret ettim ondan. Hemde bir kez daha aşık olduğumu anladım. Hızla bakışlarımı çevirip arkamı döndüm. Oysa arkamdan sadece bağırmakla yetindi.
"Seni bir daha asla bırakmayacağım küçük prenses. "

~-~ ~-~ ~-~
Umarım beğenirsiniz sevgilerle

Nirana.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 25, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Geçmişin Acı Buseleri Stories to obsess over. Discover now