TANITIM

952 281 163
                                        

Selam... Yeni bir hikaye ile karşınızdayım. Öncelikle SAHNENİN GÖRÜNEN TARAFI adlı hikayemi sildiğim için bazı tepkiler aldım. Bunun için üzgünüm çünkü silmeseydim bile pek fazla vakit ayıramazdım. Bunun için de bazı nedenlerim var.

Neyse... Umarım bu hikaye o kitabı sildiğim için bana kızanlara 'değdi.' dedirtir. Umarım o kitabı sevenler bu kitabı da o kitap gibi sever. SİZLERİ ÇOK SEVİYORUM ve sizi yeni kurgumla baş başa bırakıyorum. Umarım seversiniz.

MULTİMEDİA: Kitabın ilk kapak fotoğrafı

BÖLÜM ŞARKISI: Two Door Cinema Club watch you now

İYİ OKUMALAR...

-- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- --

Hızlı hızlı merdivenlerden çıkarken tek isteğim Beril ya da arkadaşlarından biri ile karşılaşmadan kütüphaneye gitmekti. Son ders boştu. Onların bulaşacak insanlar aradığına emindim. Ne yazık ki ben de o insanlar arasındaydım. Beni de çoğu öğrenciler gibi eziyorlardı.

Elimdeki kitapları bir elime koyup yürümeye devam ederken bana ters yönde yürüyen Seda ile artık her şeyin geç olduğunu algılamam zor olmadı. Beril'in en iyi arkadaşı olmasının yanı sıra onun da kendince eğlenebileceği insanlar aradığını biliyordum. Sinirlendiğinde sinirini zayıf insanlardan çıkarması ayrı bir konuydu. Bunlar artık o kadar tanıdık geliyordu ki bana. Alışmıştım artık.

Bakışlarımı ondan çektim ve hızla yürümeye devam ettim. Beni farketmemesini umuyordum. Belki o kütüphaneye bu şekilde varabilirdim.

Elimdeki kitapları iki elimle tutup hızlıca onun yanından geçerken gözüm koridorun sonundaki kütüphane kapısındaydı. Öylesine koridorda gezinen bakışları beni bulunca yüzünde bir gülümseme belirdi. Bugün çok şanssızdım sanki. Onun beni farketmesi ile resmen belayı üzerime çekmiştim.

Omzuma sert bir şekilde çarparken onun gücüne yenik kaldım ve sertçe yere düştüm. Elimdeki kitaplar yere düşerken gözlüğümde kitaplarla birlikte yere düşmüştü. Etraf hafif hafif bulanıklaşırken tam karşımda duran Seda'nın kahkahasını duyabiliyordum. Bulanık bulanık görünen bacakları ile tam önünde düşmüş olduğumu anlamam çok zor olmadı. Köle gibi tam ayaklarının dibine düşmüştüm. Bugün gerçekten de çok şanssızdım.

Şansıma lanetler okurken kalbimin acıdığını hissettim. Tüm okulun önünde bana bunu yapmaları canımı acıtıyordu. Beni gördükleri anda çelme takmaları ya da omzuma vurmaları artık bir gelenek haline gelmişti. Bunları sevmiyordum hatta böyle şeyler gururumu incitiyordu ama onlara hiçbir şey de diyemiyordum. Derslere kendimi vermem de bu olaydan kaynaklanıyordu. Onlarla muhattap olmamak içindi. Ama onlar benimle uğraşıyordu her seferinde. Bu da okuldan soğumama neden oluyordu. AMA BENİ BU OKULA ÇEKEN ÇOK GÜÇLÜ BİR KUVVET VARDI.

"Vaay! Burada kimleri görüyorum? İnek kız ve işe yaramaz ıvır zıvırları." dedi topuklu ayakkabısı ile kitaplarımı iteklerken. Kitaplara çok önem verdiğimi biliyordu. Özellikle o ıvır zıvır dediği kitaplarımın içinde günlüğümün olduğunu da biliyordu. O günlüğün içinde yazdığım hayatımı önemsiz görüyor, ıvır zıvır diyordu. Canımı acıtsa da yine de bu konuda bir şey demedim.

YAĞMUR SAÇLI KIZ #PoisonPenStories to obsess over. Discover now