Çok umutsuzdu, yapmak istediği şeyleri yapamamaktan. Delice koşmak istiyordu ama elinden gelen bir şey yoktu. Onu bu hayata getiren kişinin nasıl biri olduğunu merak ediyordu, birilerini görmek istiyordu. Nefes aldığı burnunu, ona bir şey söyleyen kişinin dudaklarının kıpırdamasını görmek istiyordu.Gerçekten ya karşımdaki kişi çok mu güzel ? Peki ya ben, ben de çok yakişıklımıyımdır acaba ? Sürekli kafasını yiyordu çünkü çok merak ediyordu ama bir türlü göremiyordu, göz kapakları açılmıyordu. Annesine, arkadaşlarının hatta çevresine dokunarak onların sesini duyarak yaşamını sürdürüyordu. Oda sevmek istiyordu, bir kız arkadaşı olsa onunla beraber vakit geçirse fena mı olurdu. Onun diğer insanlardan farkı ne olabilirdiki ? Niye ben göremiyorum ? Bende görmek istiyorum, sevdiğim insanların yüzlerini bana olan masum bakışlarını hissetmek istiyorum. Aynadan kendimi görüp saclarımı tarayıp kız arkadaşıma daha yakışıklı görünmek istiyorum. O bana hep sen zaten çok yakışıklısın diyecektir belkide, tabi kız arkadaşım olursa.Belkide kimse sevmez beni,göremiyorum diye.Ama belkide çok yakışıklıyımdır. Off off hiç bir sey düşünmek istemiyorum, kahrolsun yaa ben niye göremiyorum ?
**
-Günaydın evlat,nasıl gidiyor ?
-Değişen ne olabilir ki ? Her sabah kalkıyorum, kahvaltı yapıyorum ve müzik dinliyorum.Başka hiç bir şey yaptığım yok.
-Hadi evlat nazlanma kahvaltıdan sonra bir şeyler yapabiliriz.
Derken yüzümü yalıyarak uyandıran sırdaşım, arkadaşım Pıtır beni uyandırdı.Az önce gördüklerim rüya olmalıydı dimi Pıtır ?
- Hav hav...
- Ne diyorsun Pıtır anlamıyorum ki ? bende göremiyorum, bizde niye şanş yok bizi bu hayata getirenlerdemi suç var acaba ya ?
- Hav hav...
- He pıtır he, ondan ondan... Yürü beni kahvaltı masasına götür.
- Günaydın evlat, bügün kendini nasıl hissediyorsun ?
- Günaydın anne. Her zamanki gibi işte, nasıl olmasını beklersinki ?
- Nazlanma evlat bügün seninle planlarım var, dışarı çıkmaya ne dersin ?
- (Mırıldanarak) 2. bir rüya değildir umarım.
- Efendim ?
- Harika olur anneciğim.
O anda telefon çalar ve annem telefona bakmaya gider.Konuşması bittikten sonra yanıma gelir ve;
- Evlat sana bir şey söylemem
gerekiyor.
- Tamam anne, sorun değil anladım ne demek istediğini,dışarı cıkamıcaz dimi ?
- Evlat gerçekten üzgünüm.
- Tamam dedim ya, bende pıtırla dışarı çıkarım.
- Pıtır, sana emanet dikkat et bizim evlata.
Pıtır, hav hav diyerek karşılık verir.Ve dışarı çıkarız.
Benim için her şey sürpriz, gideceğimiz yere varsak bile hiç bir şey göremiyorum.Hayat hep simsiyah benim için.İnsanlar eğleniyorlar, zıplıyorlar, koşuyorlar ama ben yürürken bile ağaca toslamaktan korkuyorum.Ama bügün yanımda Pıtır var biraz daha cesaretlenmeliyim. Yürü yürü bitmiyor yol, Pıtır beni bir banka oturtamadı ya ben ne diyeyim bu tatlı dostuma.Aha havladı oturucak yer bulduk sonunda. Biraz tırsarak otururken bir şeyin üstüne oturduğunu farkettim, meğersem abartmışım bir bayanın bacağına deymişim.Koskocaman bank sadece bana ait değil tabi.Neyse bir özür dilemem gerek.
- Afedersiniz, yanlışlıkla çarptım size.
- Önemli değil canım.
- (Canım dedi, evet evet bana dedi.) Oturabilir miyim peki ?
- Tabiki oturabilirsin.Bu arada benim adım Melek ya seninki nedir ?
- Şeyy... benim bir adım yok.
- Nasıl yani, bir ismin yokmu ?
- Hayır yok.
- Hahah. Ya şey kusura bakma sinirlerim bozuldu biraz.Peki neden ismin yok ?
- Denizin rengini, kuşların bakışını ve senin nasıl biri olduğunu görebiliyorsun dimi ?
- Tabiki de görebiliyorum.
- Sen gel bir de bana sor. ( O anda havamı atarak kırmızı güneş gözlükleri mi çıkartıyorum.) göremiyorum ben, göremiyorum.
- Aa çok üzücü bir şey, ama alışmıssındır yani şeye...
- Evet görememeye alıştım.
- Peki görememenin isminle ne alakası var ?
- Sadece varlığı olan bir şeyin isminin olması çok saçma geliyor bana.
O anda Melek'in telefonu çalar, ve bana dönerek tanıştığıma memnun oldum isimsiz der.Bende memnun oldum der demez uzaklaştı.Kahrolasıca pislikler, 2 dakika dayanamadılar ki ne güzel kızla 2 dakika muhabbet ediyorduk.
Pıtır, Pıtırrr nerdesin ?
Hav hav... diyerek ağzında bir gül ile gelir.
- Nerden buldun bunu dostum?
-Hav Hav...
-Ah bi anlasam seni, kim bilir ne diyorsun.Neyse hadi eve gidelim.
Koyuluruz yola, eve gitmem Pıtır'a bağlı, o olmasa dışarda gezdiren bile olmaz beni.
- Hav hav...
Neyse havladığına göre geldik eve galiba.Kapıı nerdesin kapı ? ve ya zil sen nerdesin peki ? ahh kafam, ukala kapı söylesene burda olduğunu. Ben ne saçmalıyorum ya, kapı nasıl konuşsun.Neyse çaldık kapıyı, açıldı ama kim açtı derken annem;
- Hoşgeldiniz gençler, kapıda kalmayın.
Derken ben direk odama gittim.Bu evde hiç şasırmıyorum, her şeyi ezberledim. Odama gittim ve zıpladım yatağıma doğru derken kendimi yerde buldum.
-Anneeeee, anneee...
- Ne oldu Evlat ?
- Anne yatağımı çalmışlar.
- Hahahah, hayır evlat yatağının yerini değiştirdim.
- Off anne offf.
Şimdide yatağımı aramaya koyuldum derken o da ne ayağımın baş parmağını yatağıma vurdum.Sinirlenerek yastığa vurdum ve onu başımın altına alıp ezerek rüya alemine dalıyorum ve daldım.
