14.03.2016
Fransızca sınıfına kapının aralığından kafanı uzatıp bakıyorsun.
Öğretmenin gelmediğini görünce büyük bir nefes veriyorsun.
Sonra gözlerin beni buluyor ve yanıma geliyorsun.
Kafana taktığın papatya tacı seni fazla masum göstermiş,
Mavi irislerin sarı eteğinle oldukça uyumlu görünüyor.
Saçlarını her savuruşunda,gelen yoğun kivi kokusu başımı döndürüyor.
Tam önümde oturuyorsun ve saçlarını toplamak için siyah kalemi ellerinin arasında ustaca döndürüyorsun.
Saçına takacağın sırada kalem elinden kayıyor ve tam oraya;
Ellerimin arasına düşüyor.
Arkanı dönüyorsun,
Önce bana ve sonra ellerimin arasında duran kaleme bakıyorsun.
Kalemi almak için hareketlendiğinde tutup sana uzatıyorum,
Narin ellerini elime uzatıp kalemi alıyorsun ve gülerek,
"Teşekkürler." Diyorsun.
Sesini ilk defa o an duyuyorum.
Sesin,insanların bu boş gürültüsünü susturabilecek kadar büyülü ve etkili.
Önüne tekrar dönüp kalemi saçlarının arasına özensizce yerleştiriyorsun.
Özensizce toplanan bir saç insanı nasıl tanrıça gibi gösterebilir?
Öğretmen sınıfa geliyor ve masasına oturuyor.
Öğretmenin hiçbir şey söylemediğini görünce sinirleniyorsun.
Sessizce,
"Profane." Diyorsun.
Gülüyorum.
Ve sen Florence,
Fransız aksanın,tavırların,gülüşünle beni hergün ki gibi fazlasıyla etkiliyorsun.
-Fletcher.
YOU ARE READING
Oh,Florénce.
Fanfiction"Kabusumdan gelen melek; Lütfen kivi kokan şampuanından vazgeç.Çünkü senin kokunla huzur bulan bu kırıp kalp,sana sarılamamanın verdiğı ızdırapla yanıp tutuşuyor.Ve ben artık o kalbi zapt etmekten yoruldum." ||irwin||
