"Hadi Ceren'cim kahvaltı hazır." Diye bağıran teyzem
pek umursamadım. Bugün Pazartesiydi ve maalesef yine okul vardı. He pardon kemdimi tanıtmayı unuttum ben Ceren. Ve koskacaman bir Yalı da yaşıyorum. Belki Yalı da yaşıyorum dememden harika bir hayatım olduğunu düşünmüşsünüzdür, ama tam aksine berbat bir hayatım var. 7 yaşımızda annem bizi terk etmişti. Ozan ve beni... Evet Ozan benim ikizim. Ne kadar benzemesekte.. 9 yaşımızda ise babam hayatını kaybetti, bir trafik kazasında. Ve arkasında bize koca bir servet bıraktı(!). Ara sıra teyzem gelip bizde kalıyordu. Ama umursadığından değil sırf yararlanmak için. İşte harika bir hayatım vardı(!). Şimdi ise 17 yaşındaydık. Evet fazlasıyla zengin olabiliriz ama aile zenginlikten daha önemli değil midir? Bu ailesizlik Ozanı ve beni baya kötü biri yapmıştı, ikimizde bazen insanların canını yakıyoruz. Kendimiz istediğinden değil, hayat bizi böyle yapmıştı. Ama Ozan ve ben birbirimizi ölesiye seviyorduk.
Gidip Ozan'ı uyandırdım ve sonra hazırlanmaya gittim. Okul formasını giyip saçlarıma fön çektim ve saçlarımı açık bıraktım. Hafif bir parlatıcı sürdüm ve biraz da rimel. Yüzümde pek bir şey olmadığından fondoten sürmeyi düşünmedim.
Kahvaltıya indim ve harika! Teyzem yine o cadı suratlı kocasını getirmişti. Burayı kendi evi gibi kullanıyordu. Ne yüzsüzdü bu kadın böyle. Artık dur demenin vakti gelmişti.
"Günaydın Ceren'ciğim" dedi teyzem ağzını yayarak
"Günaydın" dedim kısaca ve "Teyze biz Ozanla büyüdük artık kendimize bakabiliriz, daha gelmene gerek yok"
"Ceren ciğim ne demek öyle tabi gelecem teyzenizim ben sizin"
"Teyze 17 yaşına geldik başımızın çaresine bakarız biz"
"Ama Ceren'ciiim"
"Teyze uzatma al kocanı da git" dedim kocasını işaret ederek. Sevgili eniştem(!) sinirli bir şekilde ayağı kalkarak
"Düzgün konuş Ceren karşında arkadaşın yok senin" dedi bağırarak. Ama çok korktum. Tam ağzımı açacaktım ki Ozan benden önce davranarak
"Sen düzgün konul asıl. Kimşn evinde kime bağrıyosun sen. Defol burdan" teyzeme dönerek "seninde daha gelmene gerek yok. Anahtarları da alıyım" dedi. Teyzem ne kadar ağlama taklidi yapsada Ozan gayet netti ve sonunda teyzemde diretmedi. Kocasıyla çıktılar evden.
"Ben aç değilim çıksak mı" dedi Ozan
"Olur" dedim bende kısaca. Dışarı çıktığımızda sessizliği "Benim arabayla gidelim" diyerek bozdum. Ozan da itiraz etmeden "Tamam " dedi.
Ozan hep böyleydi. Soğuk ve içine kapanık... Annemden somra kimseye güvenmiyordu. Babamın yokluğunada pek alışamamıştı. İnanamıyordu bir türlü ; annemizin bizi bırakıp gittiğine, babamın ise öldüğüne.. Ne yalan söyliyim benimde inanasım gelmiyordu bazen...
Yola baktığımda "Özel Öztürk Koleji" yazısını görmem çok uzun sürmedi. Evet Öztürk Koleji.. Babamın arkasında bıraktığı bir mirasta buydu.
Arabadan indiğimde Umutu gördüm. Umut benim sevgilimdi. 2 yıl olmuştu çıkalı. Seviyor muydum? ... Galiba. İlk günlerdeki heyecanı yoktu. Ama kendimi alıştırmıştım Umutu sevmeye. O da beni gördüğünde yanıma geldi ve dudaklarıma yapıştı. 2saniyelik öpüşmemizden sonra
"Günaydın sevgilim" dedi. Zoraki gülümseyerek
"Günaydın" dedim. Elimi tuttu ve sınıfa doğru yürümeye başladık. Ozan ben ve Umut aynı sınıftaydık. Kapı tarafında en arkada, ozan ve Dila ise cam kenarında en arkada oturuyordu. Dila Ozan'ın sevgilisiydi. Ve birbirlerini çokseviyorlardı. Ozan onu yanındayken çok mutlu gözüküyordu. Dila da tatlı ve hoş bir kızdı. Bazen birlikte takılırdık.
Umut la en arkaya geçtik ve oturduk.
"Off be şuraya bakın" dedi cam kenarındaki bir kız. Herkes oraya giderek
"Yuhh"
"Oha"
"Bir içimlik su"
Gibi şeyler söylüyorlardı. Camın kenarına gidince 2-3 araba yı farkettim
Daha önce hiç görmemiştim. Dönem başı olduğu için yeni birileri gelmiş olmalı diye geçirdim içimden. Fazla umursamadan yerime geçtim. İki dakika sonra öğretmen gşrdi sınıfa. Bu adamı pek sevmezdim. Fazla..gıcıktı. Ama herhangi bir sorunum yoktu. Ölamazdı da zaten. Öğretmenlerin çoğu Ozan ve bana yakın olmaya çalışır, yalakalıklar yapardı. Çünkü okul bize aitti. Çoğunlukla bizim istediğimiz olurdu. Müdür bile karışamazdı bize.
"Okulumuza yeni öğrenciler geldi. İki tanesi bizim sınıfta" dedi ve kapıyı açıp dışardakilere "girin" dedi. Kız olan, "ben Ilgaz" dedi kısaca. Uzun sarı saçları vardı. Tatlı bir kıza benziyordu. Ama davranışları bu ifadeyi yanıltıyordu. Erkek olan da içeri girip "ben de Mert" dedi. Baya tatlı bir çocuktu. Ama ukala bir tipi vardı. İçimden bir ses bunlarla çok problemimiz olacağını söylüyordu.
Hadi hayırlısı...
Merhaba arkadaşlar. Ben ilk defa hikaye yazıyorum ve sizler sayesinde büyüyeceğine inanıyorum. Ne olur oy vermeden geçmeyin. Sizleri seviyorum❤️❤️
YOU ARE READING
KURNAZ.
RandomAşk mı? Mantık mı? Kim kimi seviyor? D'mi C'mi? Birbirinden saklı onlarca sır.. Birbirine söylenen onca yalan..
