Pekâlâ, madem okumak istiyorsunuz bana da yazmak düşer öyle değil mi? Çok uzun zaman oldu. Onu görmeyeli, onun gözlerine uzun uzun bakmayalı. Uzaklık zordur zaten bilirsiniz. Hele ki bu zamanda, insanlar bu kadar kötü ve çıkarcı iken ..
Hemen hemen hepimiz o hissi yaşamışızdır. Durduk yere gelen burun sızlaması, gözden nedensiz yere gelen o gözyaşı, yürekteki sıcaklık mı desem ateş mi desem yoksa insanın içini yakıp kavuran fakat bir yandan da üşüten o his mi desem bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Bazı hisler o kadar derin , o kadar güçlü ki , o gücün ve derinliğin herhangi bir kelimeyle anlatılması imkânsız.
3 sene öncesiydi. Baharın en güzel zamanlarıydı belki de .. Hayat anlamsız geliyordu. Her şey o kadar boş, o kadar sıradandı ki prosedür gereği yaşıyor gibiydim. Fazla monoton, belki de standartlığın bir tık üzeri gibi. Sabahın erken saatlerinde okula gitmek için hazırlanıyordum. En dikkat çeken, gözlerimi en çok belirginleştiren o kalemi arıyordum. Belki de hayatımda ki en heyecanlı şeylerden biriydi bu kaybettiğim şeyi bulmak. Saate baktım , "Eyvah! Sanırım geç kalıyorum!" dedim. Hemen üzerime bir şeyler geçirdim , çantamı koluma taktım ve hızlı hızlı evden çıktım.
Okuldan içeri adımımı attığım an gerilmiştim. Kendi kendime , " Of yine mi okul? " diye düşünürken karşımda onu gördüm. Bir an ağır çekim moduna girdi her şey. Etrafta ki herkes normal yürüme hızı ile yürümesine rağmen, benim gözümde sanki o hariç herkes yavaş bir şekilde uçuyor veya kayboluyordu. Dikkatimi en çok çeken şey gözleri oldu. Masmaviydi, bakışları ise gözlerinde olan o güzel rengi iyice ortaya çıkarıyordu. Fazlasıyla düşünceli duruşu , üzerindeki o siyah hırkası , bileğindeki saati , en ince ayrıntısıyla hâlâ aklımda, kirpiklerinden ayakkabısına kadar...
Ben kendimi iyice kaptırmışken , bir an kulağıma gelen o incecik ses ile irkildim.
" Hey İrem ! İbrahim' e mi bakıyorsun? " diye seslendi Melis.
" Ah evet feci yakalandım sana Melis , yeni mi gelmiş bu" diye sordum.
Farkında değildim ama bizi gizli gizli dinleyen biri vardı. Daha doğrusu kendi hakkında konuşulanları dinleyen biri. Melis öyle yükseltmişti ki ses tonunu, İbrahim'in duymaması mümkün değildi.
"İrem? Doğru duydum değil mi? " diye sorarken yanakları kızarmıştı İbrahim'in. O heyecanla cevap veremeyip birde üzerine " Sensin ya İrem ! O da kimmiş" diye bağırıp çağırmam biraz tuhaf kaçmıştı tabi.. Pardon! Tuhaf ötesi demeliydim .. Ama nerden bilebilirdim ki o kişinin benim hayatımda zamanla çok büyük yer kaplayacağını..
Kimse bilemezdi , belkide bilseydim bağırmak yerine doya doya sarılıp ,
" İbrahim, bir gün gideceksin biliyorum. Sana doya doya sarılmama izin ver!" diyebilirdim..
ESTÁS LEYENDO
BELKİ BİR GÜN
RomanceÇok sevince hep gider derler ya yani, kesinlikle öyle. O aradaki ince çizgiyi iyi bilmek lazım, aksi takdirde arkalarına bakmadan gidiyorlar. Hemde onca hayal ve onca yaşanmışlığa rağmen,iyi okumalar!
