Biçimsiz ve düzleştirmeye çalıştığım kabarık saçlarımı salık bırakıp parfümümü boşalttım üzerime.Dudağıma genç kızların reklamını yapmaktan başka bir şey yapmadığı dudak kremiyle parlatıcının bir olduğu ruju sürerek hazır olduğumu anladım.Her gün okuldan sonra buluştuğum en yakın arkadaşım Yağmur ile buluşmak için kapıdan adımımı attım.Şu içinde bulunduğum evden,ailemden ve özellikle de abimden nefret ediyordum.Çocukluğumu abimden şiddet görerek geçirdiğim yetmiyormuş gibi şimdi ise abimden olan nefretimi dışa vurunca ailemden azar işitiyordum.Ailem dediklerim;annem.anneannem ve abimdi.Babam ve annem ben 14 yaşındayken boşanmıştı,zaten 2 yıl sonra da yetmiyormuş gibi babamı bir kazada kaybetmiştik.Abim erkeklerle aynı sırada oturmamı bile kıskanan,cinin bile çarpmaya korktuğu o iğrenç sesiyle her şeyime karışan birisiydi.Adıyla hitap ettiğim zaman aramızda 5 yaş olduğu için annem çok kızardı.
Sahil yoluna ilerlediğim bir anda telefonumu açarak Herşeyi Yak şarkısını dinlemeye başladım.Kulaklığımın birini takmayarak arkamdan biri kaçırır düşüncesiyle önlemimi aldım.Dumanı çok severdim ve grubun solisti Kaan Tangöze'yi bile tanımayan kızların whatsapp durumlarının Duman qalp qalp yapmalarından nefret ederdim.Sahil kenarında elinde simitle sessiz sedasız kulağında kulaklıkla müzik dinleyen Yağmur'u görünce koşar adımlarla bankın üzerinden atlayıp yanına oturdum.Eğer bankın üzerinden atlayamayıp banka bacaklarım takılı kalsaydı ve yanımızda duran küçük çocuklar beni öyle görselerdi ben değil,Yağmur daha çok rezil olacaktı.Çünkü ben rezilliği severdim,alışıktım bir nevi.
-Ya Elif,nerede kaldın?Az kalsın çürüyordum ceset gibi.
-Sana ne be salak.Ayrıca ben sana katiller kulağındaki kulaklıkları görüp sessiz sessiz arkadan yaklaşıp alkollü mendillerle seni bayıltıp sonra 32 yerinden bıçaklayıp,gelinlik giydirip ormana çalılıkların arasına atarlar demedim mi Yağmur?
-Tek sorunumuz kulaklık yani Elif?
-Hayır.Yolda yürürken birini tak,diğeri kalsın.Müziği son ses açma.Araba bile çarpar bak.
Hanımefendinin gözleri kahverenginin en açık tonuydu.Belkide bu yüzden onu daha güzel buluyordum.Benimkide maviydi ama ben mavi rengini pek sevmediğimden gözlerimin rengini açığa çıkarmazdım.Ay çok salağım.Bundan sonra öyle olmayacaktı.
-Ya knk eyelineri nasıl çekiyorsun?
-Sen çok beceriksiz olmayasın?
-Hayır.Bu benim serseri serbest stilim.
Dediğim an Yağmur anırmaya başladı.
-Ne serserisi kızım,daha dün pembe giyiyordun sen?
-Tamam kanka,kardeş,sevgili,yakışıklım,seni seviyorum.Banada eyeliner çeksene ya.
Yanında makyaj malzemelerini taşıdığından adımın Elif olduğu kadar emindim.
-Sahilde çekemem biliyorsun ileride bir kafe var oraya gidelim.Limonatada içip evimize dağılırız.
-Yani ben seni eve bırakırım.
-Koruyucu Elif salağı bakışları atma bana.Erkek gibisin be,biraz kız ol.
Evet,erkek gibiydim.Ya tabiki doktor annemlere erkek olacak dememiş ama sanırım bu küçükken kick-boxa gitmemden kaynaklanıyor olabilirdi.Kafeye vardığımızda limonatalarımızı sipariş etmiştik.
-Şşt,kanka çaktırma arkanda taş çocuk grubu var.
-Hani lan nerdeler?
diyerek arkasını dönen Yağmur işi iğrenç bir hale getirdi diye düşünürken taş çocuk grubundan mavi gözlerini kediye benzettiğim çocuk garson üzerine birden sıcak kahveyi dökünce bağırmaya başladı.
-Sen ne biçim insansın ya senin gibileri attırmak lazım.
-Çok özür dilerim efendim.
-Mert,kardeşim biraz sakin olur musun ?dedi yanında oturan çocuk.
-Ne sakin olacakmışım lan,kahve sıcacık yandım,yandım.BECERİKSİZ.
Söylediği şey gururuma dokunmuştu.Ben bunu nasıl izleyebiliyordum birde?
-Ulan alt üstü bir kahve dökmüş çocuk,ne köle gibi azarlıyorsun ki?diyerek kükredim.
-Sanane,seni ne ilgilendirir,işine bak sen dinden imandan çıkarma beni.
Bu sefer mavi gözün tam karşısında oturan en çok grupta dikkat çeken çocuk kalktı olaya.
-Mert,saçma saçma konuşma.Karşında kız var,ağzını kırarım.
Ay ben bu beni koruyanı çok sevdim iyiymiş hani.Adının Mert olduğunu öğrendiğim çocuğu alıp arkadaşları tarafından lavab
oya götürdüler.5 dakika sonra salak salak eyeliner çekmek için kalktık masadan.
-Elocan,ben geliyorum hesabı ödeyip,sen git.
-Tamam,bekliyorum.
Diyerek lavabonun olduğu yer gittim.Telefonuma mesaj geldiğini görünce deseni girdim.Tabiki gizli hayranım filan yoktu,bu mesaj sadece annemin geç kalma abın işten gelir birazdan mesajlarından biriydi.Kafamı kaldırıp cebime telefonu sıkıştıracağım sırada hayvan gibi bir bedene çarptım.
-Ah,çüş o ne lan öyle,dikkat etsene
Bu oydu dimi ya?
-Bana seni Mert ile olan kavgada seni tuttuğum için borçlusun.Bir teşekkür alırım.Borçlu kalınmasını sevmem.
-Yoo
-Ne yoo?
Lan bu çok taş lan.
-Yok bir şey,tesekkür ederim.
Dedim daha çok saçmalamayı keserek.Ben lavaboya girerken kapıdan son bir kere ona baktım.Acaba bakar mı diye.Sonuç;Tabiki Hayır.
YOU ARE READING
Az Ötede
ChickLit''Kalbini kıranlara öfkelisin,biliyorum.Çok değer verirken birdenbire az değer görmek incitti seni.Anlıyorum.Anlamaz mıyım hiç?Ama sende anla biraz.Hayat böyle.İnsanlar böyle.Gör biraz.Hiç yapmaz dediklerin,yapmaz dediğin şeyleri yapar.Hiç gitmez de...
