Yıllar Geçsede...

11 0 0
                                        

Yıllar önceydi, lise çağları...
İçimiz kıpır kıpır, okula yakışıklı gelse de çıksak düşüncesindeyiz kızlar olarak. Kalp sevince yakışıklı olup olmaması hiç önemli olmuyor tabii ki. Ben de aşık olmuştum haliyle. Ama gerçekten aşktı, hoşlantı falan değil. 17 yaşımda kalpten vurulmuştum. Galiba 17 yaşımda ki aşkım oydu.
"Tarık"
Adı güzel, kendi güzel, beni zerre sevmeyen insan.
Onu o kadar çok seviyordum ki ne ailem ne de en yakın arkadaşıma onu değişirdim. Ama o sadece beni oynatmıştı. Diğer konuştuğu kızlar gibi sanmıştı beni. Onunla sadece eğlencelik konuştuğumu sanmıştı herhalde. Başka bir şey düşünmek dahi istemiyorum. Tarık beni yarım bırakmıştı. Onu nerede, ne zaman olursa olsun hiç affetmeyecektim. Ona delice aşık olmama rağmen beni yalnızlığa bırakmıştı. Ona aşık olduğum kadar nefrette ediyordum.

Ankara Gazi  Üniversitesi Hukuk bölümü öğrencilerinin bugün mezuniyet günüydü işte. Beklenen gün gelmişti, sadece saatler kalmıştı. Kuaförde bir yandan saçım yapılırken ben de makyajımı yapmakla yetiniyordum ki beni boşluktan kurtaran canım sevgilim, Mert kapıda belirdi. Aynadan geldiğini gördüm ama taviz vermedim. Elbisemi getirmişi, işte benim aşkım! Beni öpmeye çalıştı sevgilim o sıra makyajımı yaptığım için sadece çırpındım ve aramızda bir debelenme olmuştu.
"

Ya Mert beni rahat bırak, makyaj yapıyorum sonra akacak ve ben çirkin olacağım."
"Ben seni hiç çirkin görmedim ki görmem de sen benim güzelimsin."
deyiverip öptü. Benim dediği dedik sevgilim.

Mertle yaklaşık 3,5 yıldır beraberdik. Aslında 4 yıl ama sadece bir kaç ayı flört dönemimiz gibiydi. Olsundu ben onu 4 yıldır seviyordum, aramızda kalsın. Bir hasretlik yüzü vardı benim her şeyimin. Ailelerimiz ilişkimizi biliyor hatta ve hatta ben Mert'in babasına baba bile demeye başlamıştım. Çünkü benim babam üniversiyeye başlayacağım sene ölmüştü. Üzülmemiştim, her neyse... Mert'in ailesi Ankara'da yaşıyordu. Bayağı süre beraber yaşadıkta. Çünkü Mert ilişkimizin daha ikinci yılına girdiğimizde bana evlilik teklifi etti ve şu an resmiyeten nişanlıydık. Bu yüzden sıkıntı olmuyordu. Okulun iki başarılı öğrencisiydik. Biz devlet avukatı olmak yerine ortak büro açıp beraber çalışmaya karar vermişti. İşimize başladığımız sene de evlenmeye söz vermiştik. Mertle bir yola çıkmıştık ne onun dönmeye niyeti vardı ne de benim. Biz sanki birbirimizi bulmuştük sevgilimle.
Mert tıraş olmuş, Polo marka gömlek, altına da bir kot pantolon giymişti. Ayakkabı olarak deri bir ayakkabı seçmişti. Aslında beraber karar vermiştik ama ona ne giyse yakışırdı. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde futbolculuk yapmış daha sonra fitness çalışmış bir koca adayıydı benim için. Ben ise yan gelip yatmış bir gelin adayıydım ama olsun o beni her halimle severdi, bilirdim.
Mezuniyet konuşmasını yapmak üzere beni kürsiye çağırdılar. Mert'i bir çırpıda öpül alalacele koştum. Konuşmamın sonlarına yaklaşırken Mert kendi kendine alkışladı beni; "Bravo hazal!" deyip çığlığı patlattı. Bütün kalabalığı ayağa kaldırmıştı benim düşünceli sevgilim. Ödüller verilip, kepler atılmıştı. Sıra danstaydı. Koca yüreklim beni dansa kaldırdı. Mükemmel bir şekide dans ederken, gözüme çarpan bir insan, Tarık.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Feb 13, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Bu Kalp Seni Unutur Mu?Stories to obsess over. Discover now