Bazen oturduğun yerde bir anda gözlerinin önüne bir film şeridi hayatın, yaşadıkların gelir. Ve sen oturur saatlerce yaptıklarını düşünürsün yaptığın hatalar olmuştur ve hala daha acısını çekmeye devam edersin. Tek bir hatam vardı o da insanlara gereğinden fazla güvenmekti. Kime güvenip sırtımı döndüysem hançeri sırtıma geçirdiler. Ve yaraların o kadar açılmıştır ki ne kadar dikiş atarsan at kan durmaz akmaya devam eder. Artık akacak kanımın olmadığını düşünüyorum çünkü defalarca akıttılar ruhumun her damlasına kadar. Geriye kalan tek şey içi boş bir beden hatta bir ölü diyebiliriz gözleri donuk donuk bakan yerinden dahi kıpırdamayan bir ölü! Susan bir duvar oldum artık hiç bir şekilde çaba sarf etmiyorum. Taburemi odamın ortasına koyup saatlerce sabit bir noktaya dalıyorum. Görebildiğim tek manzara odamın soğuk ve boş duvarı. Ve bende artık susan bir duvar oldum her tepkiye harekete karşı susan bir duvar yerinden dahi oynamayan bir duvar... Sadece eskileri düşünürsün yitirdiklerini, kaybettiklerini. O kadar çok olayla karşılaşınca insan hep bir şeyleri içine atıyor ve en kötüsü hiç kimse anlamaz ne hissettiğini yaşadığını. Sen kendi içinde en şiddetli cehennemleri yaşarsın hücrelerine kadar yandığını hissedersin. Hep içinde bir umut ışığı olmuştur ama belli bir noktaya kadar. Bir şeylerin değişmediğini görünce artık uğraşmak istemezsin. İçinde ki o ışığı öldürüp kendini en derin kuyulara atarsın. Karanlıkla tanışmaya alıştım artık yabancılık çekmiyorum. Bu benim hayatımın bir gerçeği. Devamında bu konuyu dahada açabilirim. Şimdi oturup anılar kadar acı şarabı yudumlamak istiyorum. Esenle kalın.
