*

9 2 0
                                        

Ben Isabell. Ve eğer bugün hayatımın değişeceğini bilseydim daha farklı oynardım...

Perşembe günüydü ve okulda yarışmvamız vardı. Şarkı yarışması. Bu yarışmada gruplar tek tek yarışacak ve son ikiye kalanlara hem ödül verilecek hem de birinci olan grubun istedikleri yapılacaktı. Ben ve arkadaşım Daisy katılmıştık. Biz slow yerine hızlı bir şarkı seçtik ve bence doğru karar yapmıştık. Bu nedenle Daisy bas gitar çalacak ve bende şarkı söyleyecektim. Bizim haricimizde neredeyse 10 grup daha vardı. Ve kazanacağımız aklımdan bile geçmedi.

Biz dokuzuncu olarak çıkacaktık. Bize daha çok vardı. Daisy ile son kez tekrar yapıyorduk. Şu ana kadar çıkanlardan hiçbirini beğenmemiştim. Jürilerde beğenmişe benzemiyordu zaten. Sıra bizdeydi. Aman tanrım. Kalbim neredeyse yerinden fırlayacak gibi atıyordu. Şarkı başladı. Ve gözlerimi kapayıp kendimi müziğin ritmine bıraktım. Bu kadar tiz tonlara çıkmayı evde denediğimde yapamıyordum. Ama burada sanki bir şey olmuştu. Ve o tonlara çıkmayı başarmıştım. Herkes alkışlamaya başladığında Daisy'nin bana şaşırmış bir şekilde baktığını gördüm. Şarkı bitmişti. Aman tanrım. Bu gerçekten harikaydı. Herkesten fazla alkış almıştık ve geriye sadece bir grup kalmış. Bu grubun adı 5 Seconds Of Summer. İlerde büyük yıldızlar olacaklarını söylüyorlar. Çoğu kişide öyle düşünüyor zaten. Sesleri bir harika. Grubun üyelerinden olan Ashton ise Daisy'nin abisi. Sahneye her zaman ki gibi özgüvenli bir şekilde çıkıyorlar. Ashton baterisinin, Michael gitarın, Calum bas gitarının, Luke ise mikrofonun başına geçiyor. Eh, en iyi arkadaşın gruptan birinin kardeşi olunca neredeyse hepsini tanıyorsun. Onlar beni bu kadar tanımasa bile ben tanıyordum. Şarkı çalmaya başlıyor. Ve her zaman ki gibi yine mükemmel söylediler. Fakat şaşırdığım şey... Şarkı bittiğinde, Daisy ve benim aldığım alkışın aynısını alıyorlar. Bu bir şaka olmalı. Şaka. Jüriler herkesi sahneye çağırıyor. 5 sos ile yan yanayız. Jüriler kaybedenler ismini heyecanlı olsun diye teker teker okuyor. Geriye 3 kişi kaldığında hâlâ sahnedeyiz. Aman tanrım. Biz. Finale. Kaldık. Döndüğüm gibi Daisy'ye sarılıyorum. Sıra bizde ve son eleme yarın olacak. Diğer grupla el sıkışıyoruz. Tebrikler. Tebrikler. Tebrikler. Teb-rikler. Yine oldu. Eğer kötü ve ya iyi bir olay olacaksa vücudum bana bir titreme gönderiyor. Ve karşımda duran kişi Luke Hemmings. Hala elimi tutarken "İyi misin?" dedi, gülümseyerek.

Isabell: Uhm, evet. Evet, iyiyim. Arada sırada böyle oluyor.

Yüzünü aşağı eğip gülmeye devam ediyor. Komik gözüküyorum ve bunu biliyorum.

Isabell: Komik gözüküyorum dimi? Bu yüzden gülüyorsun. Ugh bu şeyden nefret ediyorum.

Luke: Hayır o yüzden gülmedim gerçekten.

Isabell: Neden güldün o zaman söylesene. O yüzden güldün işte.

Luke: Uhm, şey. Aslında.. Çok güzel.. Yani güzel sadece güzel gözüktün bu yüzden.

Aman tanrım böyle bir cevap beklemiyordum. Beni güzel bulmuştu. Hemde çok güzel.

Isabell: Şey. Peki o zaman. Ben gideyim...

Ben tam teşekkür edecekken. Luke'un koluna bir yumruk indi ve sessizce inledi. Grubun geri kalanı gelmişti. Beni yiyecek gibi bakıyorlardı. Korkmadım diyemezdim.

Ashton: Sen şu arkadaşımın yanında olan.. Uhm... Isabell değil mi?

Isabell: Evet. Yeniden merhaba.

Calum bir adım öne çıkarak. Elimi aldı ve "Merhaba güzellik, yani Isabell." dedi.

Isabell: Merhaba. dedim fakat niyetleri belliydi.

Michael: Luke seni sıktı mı? Merak etme bizimle sıkılmazsın. İstersen eve gidelim. Biraz sohbet etmiş oluruz.

Luke: Bencede, iyi fikir. Daisy'de gelir.

Isabell: Daisy'yle konuşmam için bana bir saniye verin lütfen. dedim ve Daisy'nin yanına giderken; of ya taş resmen, benim olmalısın güzellik gibi şeyler duydum. Ve de Luke'tan "Yavsamayin o benim." Dediğini duydum.

Aman tanrım ne yapacaktım. Daisy gitmeyi kabul etmişti. Ve arabaya doğru ilerliyorduk. İşin kötüsü merdivenlerden inerken -son 2 merdiven kalmıştı- Michael'in kucağına düştüm. "Çocuklar!" diye bağırdı ve onlara gülen yüz attı.

Isabell: Michael seni hem görebiliyorum hem de duyabiliyorum.

Michael: Olsun güzellik. Ne sorunu olur ki.

Isabell: Beni artık bırakır mısın?

Michael: Bilmem bırakır mıyım? dedi sırıtarak.

Isabell: Hadi ama çılgın çocuk. -elimi saçlarına geçirdim- Saçlarını beğendim bu arada.

Michael: Demek beğendin? dedi ve yine sırıttı. Beni bırakacağı yoktu.

Isabell: Ugh, hadi ama -yanağına bir öpücük kondurdum- şimdi beni bırakır mısın? Bu arada eğer bana yavşarsan seni keserim.
dedim gülümseyerek.

Michael: O zaman beni kesmen gerekecek. dedi kulağıma fısıldayarak.

Sonrasında beni indirdi. Bir oh çektim.

Calum: Hadi ama Michael. Ne kadar da öküzsün. Nede olsa güzeli yormamak gerekir.
dedi ve beni bir çırpıda kucağına aldı.

Isabell: Oof. Galiba bugün hepinizin kucağında taşınıcam. dedim şakasına.

Calum: Ah çok iyi fikir. -İnat olsun diye kollarımı bağdaş yaptim- Eğer kollarını omzuma dolamazsan düşeceksin güzellik.

Isabell: Tamam o zaman ama başka bir şekilde anlamak yok! dedim.

Ashton: Hey çocuklar ben bu işte yokum.

Luke: Bende yokum. Siz taşıyın. Ayrıca yaptığınız şey çok salakça.

Isabell: "Çok haklı!" dedim ve tepinmeye başladım. "Hadi ama biriniz beni alır mısınız şuradan?! Ashton, Luke yardım edin hadi ama çocuklar!" dediğimde Ashton kıkırdadı ve görevin Luke ta olduğunu söyledi. Luke bi çırpıda beni ellerine aldı ve yavaşça yere bıraktı.

Isabell: Teşekkürler.

Luke: Uhm, sorun değil.

Soğuk bir konuşmadan sonra arabaya doğru yürüyorduk. Arabayı görmüştüm. Az kalmıştı fakat oraya kadar dayanabilecek miydim işte bunu bilmiyordum. Hava o kadar soğuktu ki... Yine o titremelerden gelmişti ve bu seferki soğuktandı. Herkes kıkırdamaya başladığında;

Isabell: Hadi ama! Gülmeyi bırakın. Eğer benimle arkadaş olacaksanız bundan daha çok göreceksiniz ve bu hoşuma gitmiyor.

Herkes tamam dedi. Ve kendilerini durdurmaya çalıştılar. Arkamı döndüğümde bende kıkırdadım. Arkamdan gelen sıcak bir el omzuma dokundu ve sırtımda sıcaklık hissettim. Luke.

Luke: Biraz giymen gerektiğini düşündüm.

Isabell: Teşekkürler

Luke: Sormadan duramayacağım. Neden böyle titriyorsun?

Isabell: Arada sırada ya soğuktan oluyo ya da... beynim ya da vücudum bana mesaj gönderiyor... Bu mesajda "Dikkatli ol iyi yada kötü birşey olacak." Yazıyor. Böyle düşün.

Luke: Anladım. -kıkırdadı -

Isabell: Hadi ama. diyip omzuna yumruk geçirdiğimde gülüşerek ilerledik.

Galiba onu sevmiştim. İyi biriydi. Hatta çok iyiydi. Daha gece yeni başlıyordu ve ben kalbimle hareket etmekten korkuyordum.

HERKESE MERHABAA!

BU kitabı yeni yazmaya başladım bence güzel ilerliyor

Düşüncelerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayın.

Ve votelamayida unutmayın

Bu kitabı angelofevan a adiyorm

Kocaman öpücükler

*MuAh*

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Feb 06, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Competition | L.HWhere stories live. Discover now