İlk Temas

56 5 0
                                        

Sıradan bir sabah, evin hemen önündeki caddeden arabalar geçiyor ve arabaların gürültüsü beni deli ediyordu. Telefonuma baktım hiçbir bildirim yoktu, unutulmuşluğumu hissetim, sıradanlığı. Sigaramı yakıp bugün yapacaklarımı düşünüyordum. Sakin bir hayat sürüyordum, yapabileceğim pek fazla alternatif yoktu. Gittikçe daha çok monotonlaşan hayatımda günlük yaşadığım standart şeyleri sırasıyla düşünüyordum. Sigaramın sonuna gelmiştim, ortalama bir sigarayı beş dakikada içiyordum ve beş dakikam geçmişti bile.

Yine aklımda ne giysem düşüncesi vardı, bugün nasıl olmak istiyordum rahat mı, ilgi çekici mi, sıradan mı?.. Galiba sıradan bir şeyler mesela bir tişört ve bir pantolon iş görecektir. Sonunda bu küçük evden çıkıyordum. Üniversite ile evin arası hemen hemen on dakika olduğu için fazla yürümedim, avluda ilerleyerek derslik binasının önüne geldim. Yine aynı muhabbetler "günaydın" "selam" "naber" ... Hiç değişmeyen standart insanlar. Derse girmeden, bir bardak kahve ve sigara, beni güne hazır hale getirecekti. Az ilerde duran büfeye ilerleyerek bir sade kahve siparişi verdim. Kahvenin hazırlandığı sıralarda etrafımdaki insanları dinliyordum. Paketimden bir tane sigara çıkarırken derslik binasının önüne ilerledim.

Sade kahvemden bir yudum aldım o sıcak ve acı tat beynimi tamamen diriltmişti, sigaramdan dolu dolu bir nefes çektim ve gülümseyerek etrafı izlemeye başladım. Neden bilmem ama bu küçük zevk bana haz veriyordu. Çevremdeki insanların beni umursamadan yürümeleri, kaçamak bakışlar. Kahvemi yarılamıştım, sigaramı söndürmek için kapağı kırık çöp kutusuna doğru ilerliyordum, derslik binasının kapısında bir hareketlilik vardı, etraftaki insanlar kıpırdamadan izliyordu. İlk başta önemsemedim ama hemen sonra merakıma yenik düşerek o yöne döndüm. İşte her şey tamda şimdi başlıyordu...

Gördüğüm en güzel kadındı, siyah saçları küt bir şekilde omzularında bitiyor, aynı şekilde küt kahkülüyle, hemen hemen 1.67 boylarında, beyaz tenli, minyon ve temiz bir yüzü vardı ve ela gözleri. Fark edilir derecede güzel vücuduyla kadınlık terimini benim için yeniden yazmıştı.

Ama bir terslik vardı, doğrudan üzerime doğru koşuyordu, öyle büyülenmiştim ki bunu fark etmemiştim. Bana çarpmadan bir kaç saniye önce göz göze gelmiştik. Gözlerinde korku, endişe ve heycanı görebiliyordum ama o gözlerde fark ettiğim başka bir şey vardı.

Çarpmanın etkisiyle sarsılmıştım, üstüme dökülen kahveyi henüz fark etmemiştim, aklımda tek bir soru vardı, bu kadar güzel bir kadın neden kaçıyordu? Bu sorunun cevabını çok geçmeden, kadının hemen arkasından koşan kıravatsız, takım elbiseli, kısa saçlı, kirli sakallı ve yapılı adam açıklıyordu.

Kadının kesinlikle yardıma ihtiyacı vardı, neden bu sonuca kapıldım bilmiyorum ama peşlerinden koşarak kendimi bu koşuşturmacanın içinde buldum. Bu hiç mantıklı bir hareket değildi. Hırsla adamı yakalamaya çalışıyordum, benim peşlerinde olduğumu henüz fark etmemişlerdi.

Koşuşturmaca kampüsün hemen yanındaki inşaata kadar devam etti, inşaat alanının yapımı iki sene önce bir iş kazası sonucu on bir kişinin ölmesiyle durdurulmuştu. Kadın keskin dönüşler yaparak, yapımı tamamlanmamış inşaatta peşindeki adamı atlatmaya çalışıyordu. Arayı kapatıyordum, sadece yere bakıp daha hızlı koşmaya odaklandım.

Bir an kafamı kaldırıp önüme baktım, çok hızlı gelişmişti adam hiç arkasına bakmadan, silahını bana doğrultup bir el ateş etti ve koşmaya devam etti, omzumda bir acı hissettim, bir anda olduğum yerde durdum, ne olmuştu, omzum kanıyordu, ayak sesleri hızla uzaklaşıyordu, o adam kimdi ve kadına ne olacaktı?

Lilith...Where stories live. Discover now