-GİRİŞ-

403 42 1
                                        

"Yeter!" Annemin gece yarısı bu şekilde bağırmasıyla uykumdan uyandım. Yanına gidip baktığımda ağlıyordu. Uykulu bi ses ve meraklı gözlerle "Yine ne oluyo Allah aşkına?" diye sordum. Babam "Yin annen saçma sapan konu.." "ben mi saçma salan konuşuyorum Sinan? Bi git Allah aşkına" "Evet sen saçmasapan konuşuyorsun Elif." "Ya son 3 yıldır ne oluyor sana böyle sosyetik yakışıklı Sinan Aslan Zeynep Dinçle yakalandı diye haberleri babam çıkarttı onun için söylüyorum zaten ve saçmasapan konuşmuş oluyorum." "Ya yalan diyorum sana" "Tabii canım öyledir elini tutmasını da fotoshopla yapmışlar zaten bu kadının çoluğu çocuğu evi barkı yok mu?" "Bi çocuğu var kocasından d boşanmış." "Ha biliyosun yani bi de aferin ya ...." "YETEER!" hıçkırıklarımın arasından ancak bu kelime çıkmıştı. Ne zamandan beri ağladığımı bilmiyordum bile. "Bıktım 3 yıldır sabah akşam kavganızdan bıktım,yeter gerçekten yeter. Ben gidiyorum." Annem ve babam aynı anda "nereye?" Dediğinde
"Bu siz ikinizi hiç mi hiç ilgilendirmez. Sorumsuz bir anne ve sorumsuz bir baba. Hiçbir zaman umrunuzda olmadım ve hiçir zaman aklknıza bile gelmedim. Şimdi merak etmeye hiç hakkınız yok!" Babam "izin vermiyorum" dediğinde annemse "bende" diyerek başını salladı. "İzin istedim mi? HAYIR!" Hayır derken öyle bi bağırmıştım ki boğazım acıyordu. Koşarak odama gittiğimde yatağımkn altından valizimi çıkarttım ve içine her şeyimi tıktım. Bu saatte nereye gideceğimi bilmiyordum. Arda'yı arasam? Uyandırma diyen iç sesim hatceyi dinledim ve aramadım. Valizimi aldım,ince bi t-shirt ve siyah bi tayt giydikten sonra ayağımada tomslarımı geçirip arka kapıdan çıktım. Annemlerin arkamdan geldiğini görünce hemen arabama atlayıp gaza bastım. 18 yaşıma bastığım ilk gün o arabanın anahtarını babam odama bırakıp çıkmıştı. O kadar,oysa ben sıcak bi sarılma ve iyiki doğdun prensesim diyen bi babadan başka bişey istememiştim. Gaza bastığımda onlar görünmemeye başladığı an arabayı park edip arabadan indim. Plakadan beni bulabilirlerdi. Arabay park ettiğim yerin tersine doğru yürüdüm çünkü büyük ihtimalle arabamı görünce o tarafa gittiğimi düşüneceklerdi. Valizimi sürükliye sürükliye gidiyodum. Telefonum çalmaya başlayınca telefonumu çantamdan çıkartıp ekrana baktım. Bakmadan önce annem veya babam sandım. Ama arayan Arda'ydı. Çabucak telefonu açtım. "Efendim Arda" "Melis,nerdesin? Elif teyzeler çok merak etmiş seni." "Of Arda sende mi?" "Tamam bari bana gel bende kal. Aklım kalır sende." "Yani..." "İtiraz istemiyorum hadi bekliyorum." Diyerek sözümü yarıda kesti ve suratıma kapattı. Yürümeye başladım,Arda'nın evine gelince kapıyı çaldım. "Geç içeri şapşal." "Ya deme öyle" "Derim işte." "Deme işte" dediğimde konuyu kapatmak istercesine "aç mısın?" diye sordu. "Hayır çok değil" "kahve?" "Olur" "Hazırlayıp geliyorum,yine bi şapşallık yapma." "Tamam ayrca sensin o." gülüp gittiğinde resmen sözcükleri kıskandım. Bana da öyle gülmesini istemiştim. Yoksa bana mı gülmüştü? Çok güzel gülüyodu. "Hazır" dediğinde bi çığlık attım. İç sesim hatceye içimden kııız hatce seninde alacağın olsun yine daldım gittim senin yüzünden. dedim.Arda kahveleri masaya bırakmış üstüme gülerken onu izledim. "Sen tam bi şapşalsın,Melis Aslan. Şapşalın tekisin." dedi gülmeli bi ses tonuyla. Aa ben kendimden bahsetmeyi unuttum ben Melis Aslan. Ailesiyle sorunları olan ve peşinde bi psikopatla gezen Melis.

UÇURUMStories to obsess over. Discover now