Bölüm 1

168 37 3
                                        

"Son 1 aydır her gece bu rüyayı görüyorum. Etrafım ateşlerle çevrili, yandığımı gerçekten hissediyorum ve en korkunç şey ateşlerin arasında çehresi belirsiz ve siyah kapşonlu bir bedenin beni izlemesi.
Yapabildiğim tek şey derin nefesler alıp vermek ve o kadar korkuyorum ki uyandığımda yastığımın su içinde olduğunu görüyorum" dedi Elisa.

Psikiyatr dokturu başını olumlu anlamda yukarı aşığı salladıktan sonra büzmüş olduğu dudağını bozmadan elinde tuttuğu kağıda bir şeyler karalamaya devam ediyordu. Elisa onu tedirgin bir ifadeyle izliyordu. Doktor ona bakıp samimi bir şekilde gülümsedikten sonra yazdığı reçeteyi Elisa'ya uzattı.

"Rüyanın normal hayatta yaşadığın streslerden kaynaklandığını düşünüyorum, seneye üniversite sınavına gireceksin ve şimdiden tedirginsin. Bunlar da rüyalarında etkisini gösterebilir."

Bay Wilson'un yaptığı açıklama Elisa'yı tasvif etmese de mantıklı olduğunu düşündüğü için sadece başını sallamakla yetindi.

"Ufak dozlu bir uyku hapı yazdım, her gece ikişer tane bol su ile yutarsan daha rahat uyuyabilirsin tatlım. Başka yapabileceğim bir şey yok. Sadece rahatlaman gerekiyor, hayatın diken üstünde sürdüğü ortada fakat pozitif olmayı bırakmamalısın."

"Kesinlikle, çok teşekkür ederim efendim."
Bay Wilson gülümsedi ve Elisa'nın elini sıktı, Elisa odadan ayrıldı ve binanın çıkışına doğru yürürken kağıdı çantasına tıkmaya çalışıyordu. Bir yandan telefonu çalmaya başlayınca telaş etti ve çantasını düşürdü. Küçük bir oflamadan sonra arayanın kim olduğuna bakarken eğilip çantasını almaya yentendi, arayan özel numaraydı ve karşısında eğilmiş çantasından dökülen eşyaları geri koyan esmer bir beyfendi görünce o an ki şokla irkildi. Bir kaç saniye sonra dikkatini çeken beyfendinin de telefonunun kulağında olmasıydı. Genelde bu tür sahnelerde gençler çarpışır ve birbirlerine aşık olurlardı. Telefonla konuşurken çarpışmak bu çağda normaldi, Elisa bunları düşünürken çok dikkat etmediği beyfendi ayağa kalkıp çantayı Elisa'ya uzattı, Elisa çantayı alırken esmer çocuğa bakmak için kafasını yukarı kaldırmak zorunda kaldı. Boyu oldukça uzundu, çene kasları, dolgun dudakları ve kahverengi iri gözleri gerçekten çekiciydi. Esmer, Elisa'ya tebessüm etti.
"Daha dikkatli olmalısınız."

Elisa özel numarayı çoktan unutmuş karşısındaki manzaraya kitlenmişti. Kendisine geldiğinde gözlerini yere dikip kızaran yanaklarını saklamaya çalıştı.

"Teşekkürler."

Hızla esmer çocuğun yanından geçip çantasını düzeltti ve binadan atlı kovalarcasına çıkıp evin yolunu tuttu. Yolda ilerlerken kafasında esmer çocuk vardı. Elisa'nın kaşları çatıldı ve o esmeri daha önce görmüş olabileceğini düşünmeye başladı, o yüz Elisa'ya bir yerlerden tanıdık geliyordu. Yolun karşısına geçerken düşüncelere daldığından kendisine araba kornası ve fren sesiyle gelebildi. Neredeyse araba çarpıyordu, arabanın sürücüsü içeriden kızgınlıkla bir şeyler diyordu. Elisa'nın kalbi hızla çarpmaya başlayınca yolun diğer tarafına hızla koştu ve evinin önüne kadar durmadı. Elisa, anne ve babasıyla şirin, küçük, dış boyası lila rengine sahip minik bir bahçesi ve süs havuzu bulunan, müstakil evlerinde yaşımını sürdüyorlardı. Evine gelince bahçe kapısını araladı ve çiçeklerin arasından geçip evine girdi. Elisa çantasını vestiyere koyarken evlerinin karşısındaki yolun diğer tarafında onu izleyen kapşonlu şahıstan habersizdi.

"Geldin mi Elisa? Bende seninle bir konu hakkında konuşmak istiyordum,tatlım."

Düşüncelerinden sıyrılan Elisa, ona seslenen annesine dönüp gülümsedi. "Ah, şey evet. Geliyorum anne." Hızlı adımlarla salona, annesinin oturduğu mavi koltuğun ucuna ilişti. Bugün lanet olası neden herkeste bir gariplik vardı sanki?

BLUE LOVEDonde viven las historias. Descúbrelo ahora