Öncelikle ben Doğa. 22 yaşında bir kızım. Okulumun bitip mezun olmamla okuldan ayrıldım. Fakat gidecek, sığınacak hiç kimsem yoktu. Bugün okuldan çıkar çıkmaz teyzemin her ay yolladığı harçlıkları biriktirdiğim parayla ilk bir gazete aldım ve bir cafeye gidip oturdum. Bir nescafe söyledim ve gazetenin iş ilanları kısmını açtım. Bir sürü vardı ama eminim bana uygun neredeyse hiç yoktur. Garson, asistan, hizmetçi, dadı... ve daha fazlasıı. Ama benim içine aldıklarım 2 taneydi. Garson ve dadı. Başka ilanlara da bakarken nescafem gelmişti. İlk bir yudum aldım ama dilim yanlamısya hemen dilimi ısırdım. Bir bardak soğuk su istedim ve gelir gelmez hemen kafama diktim. Dilimin acısı biraz geçince nescafemi bitirmeden hesabı ödeyip gazetemi alıp çıktım. İlk durak bir pizza dükkanı. Hemen bir taksiye binip cafenin yerini söyledim.
Yoldayken aklıma yine o iğrenç anılar geldi. Teyzemde yaşadığım iğrenç anılar. Teyzemlere ilk gittiğim gün mutluydum. Çünkü ailemin acısını dindirmem için ayrı bir yer gerekliydii. Ama umduğum gibi olmadı. Enişteem bana pek iyi davranmadı. Bana habire asıldı ve bunlar en azından bir dozdaydı. Teyzem bunu biliyodu ama kocasına aşık olduğu için kocasına hiç bişey diyemiyodu. Ama beni koruyodu. Fakat en son radde eniştemin içip eve gelip benim odama hızlıca girmesi ve bana tecavüz etmeye kalkmasıydı. Üstüme yürüyüp piç bir şekilde gülüyodu ben ise yalvarıyodum. Teyzem o sırada uyuyordu. Ama ben ise umudumu kaybetmeden teyzeme bağırıyordum. Ta kii eniştem üstüme düşene kadar. Düşme sebebi teyzemin onu bıçaklamasıydı. Ben şok olmuş bir şekilde çığlık atarak ağlarken teyzem çoktan yere oturmuş bacaklarını kendine çekmiş hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. O günden sonra ben yatılı okula teyzem ise hapse girdi. Ama eniştem bana tecavüz etmeye kalktığı için teyzemin bıçaklamasından dolayı teyzem sadece 6 yıl hapis yemişti. Eniştem mi? O ise bıçak sinirlerine geldiği için felç oldu. Teyzemlerde 7 yıl kalmıştım. Yani orta okulum bitmişti. Teyzem hapisten çıktığında ben üniversite 2 deydim. Bu kara düşüncelerimden beni kopartan taksiciydi.
"Hanım efendi geldik." Demesiyle düşüncelerimi kenara atıp taksiciye parasını ödedim ve indim. Eğer kabul edilirsem pizzacıda garsonluk yapıcaktım. Hemen koşar adımlarla içeri girdim. Güler yüzlü kasiyer bana baktı. Hemen yanına gidip konuştum.
"Merhabalar. Ben iş ilanı için gelmiştim. Garsonluk için." Dedim gülerek. Bütün yaşadıklarımı arkamda bırakıp gülerek baktım. Tüm içtenliğimle.
"Hmm. Merhaba ama yanlış bilmiyorsam biz garson almıştık. Ama yanlış bilgi vermek istemem. Bekleyin. Patronum Can beyi çağırıyım." Diyerek yanımdan ayrıldı. Benim ise hemen soldu yüzüm. Sabırsızlıkla beklerken kumral hafif kaslı, baklavalı, ela gözlü bir adam bana doğru geliyordu. Ben gözlerimi ondan alamazken kendimi mal gibi hissettim ve kendime gelmek için kendi kendimi cimcikledim. Yanıma geldiğinde konuşmaya başladı.
"Merhabalar hoşgeldiniz. Umudunuzu kırmak gibi olmasın ama biz garson aldık. Üzgünüm iyi günler." Demesiyle benim tepem attı.
"Yaa o zaman gazeteye koymasaydınız ilanı yaa. Bir de hemen geçiştirmeye çalıştırmalar falann. Sizin işinize kalmadıkk." Diye bağırarak çıktım oradan. Hemen bir banka oturup gazetede yazan dadılık için aramam numarayı aradım. Üçüncü çalmada açıldı.
"Ne var?" Dedi. İçimden 'ohaa öküüzz' desemde bunu dışıma vuramadım. Ne de olsa belki yeni patronum.
"Şeyy merhabalar. Ben iş ilanı için aramıştımdaa. Müsaitseniz buluşsak görüşsek olur mu?" Dedim umutluca.
"Tamam müsaitim. Tarabyadaki 'hayrolacafe' ye gel. Saat 14:30 da." Demesiyle kapatması bir oldu. İnsan bir görüşürüz falan der. ÖKÜZZ!!!
Saate bakmamla kafama dank etti. Saat 14:10 ve ben ferahevlerdeyim. Hemen bir taksiye bindim ve yeri söyledim. Saat 14:25 oldu ve benim ıraya varmama en az daha 10 dk var. O da imkansız. Uzun bir yoldan sonra vardığımızda ücreti ödeyip hızlıca indim taksiden ve hızlıca cafeye girdim. Tek bir kişi vardı. Heralde oydu. Ama sinirli bir şekilde bakıyodu bana. Saat kaç olabilirdi ki. Hızlıca yanına geldiğimde konuştum.
"Telefonda konuştuğum kişi siz misinz?" Dedim sevimlilik yapmaya çaalışarak.
"Evet. Bir daha bu kadar beklersem eğer işe alınırsan kovulursun. Otur!!
Tanıt kendini." De bizim öküz. Bir dk ben "bizim" mi dedim. Neyse bu öküzü daha fazlaa bekletmeden başladım konuşmaya.
"Ben Doğa. 22 yaşındayım. Evim olmadığı için bugün iş bulmak zorundayım. Yani yatılı kalmak istiyorum. Güzel sanatları bitirdim ama o işi sevmediğim için o iş hakkında ilerlemek istemedim. Başka anlatmak istediğim bişey yok." Dedim aklıma ailemin gelmesiyle. Bu arada size bahsetmedim. Karşımdakine öküz diyorum daa fenaa bu yaa. Kaslarından mı bahsetsem yoksa baklavalarından mı bilemedim. Siyah saçları, mavi gözleriyle tam bir nefes kesicii. İsmini de öğrenseydim iyi olurdu daaa neyse.
"Eee.çocuklara olan ilgin ne?" Dedi kabaca öküz.
"Çocuklarla ilgim yok. Ama seviyorum onları. Yani onlar zamanında ben onlar kadar mutlu olamadığım için onları mutlu etmek istiyorum." Dedim nefes almadan ve devam ettim. " Şeyyy. Siz kendinizi tanıtmadınız. Sizi tanımıyorum" dedim tek kaşımı kaldırarak.
"Benle gel. Bana gidiyoruz." Dedi bana cevap dahi vermeden hızlıca oturduğu yerden kalktı. Bende o sıra telefonuma baktım ki bana neden bu kadar sinirli olduğunu anladım. Saat 15:04 tü. Hızlıca bende kalkıp onun arkasından yürümeye başladım. Aşırı güzel, parlak, siyah, spor bir arabanın içine bindi. Ben hâlâ ışık tutulmuş tavşan misali bakarken o camı açıp "HADİSENEE!!" diye bağırmasıyla kendime geldim ve arabaya bindim. Kısa bir yolun ardından kocaman iki katlı beyaz bir eve geldik. Ben içimden ohaa derken bunu malesef dışıma vurmuştum. Umursamayıp indim arabadan. Ona döndüm ve sordum.
"Ben işe alındım mı?" Dedim sabırsızca.
"Evet. Şimdi sus." Dedi duygusuzca. Benim içimdeki neşeyle ben bir çığlık patlatınca vana doğru baktı hafif gülerek. Bir dakika bu güldü mü yani? Bizim öküz güldü mü? Şokumu orada bırakıp öküzün arkasından yürüdüm. O kapıyı çaldı ve 5 saniye geçmeden kapı açıldı. Ne yanii hizmetli mi varr? O içeri girince bende peşinden girdim. İçeri girer girmez iki tane çocuk öküze doğru koştular çığlıklarla.
"Aa dayıı. Hoşgeldinn." Dediler sevinçle. Arkadan bir bir ses geldi.
"Hoşgeldiniz Doruk Bey. Açsanız bir şeyler hazırlıyım mı?" Dedi hizmetli kız. Anlaşılan bizim öküzün adı Doruk'muş. Haydi hakkımda hayırlısı.....
***********************************
Umarım beğenirsiniz. Bu ilk bölüm. Daha devamı gelicek. Eğer yazım yanlışı varsa şimdiden özür dilerim. Sizleri çok seviyorum.
Bu arada likelemeyi ve yorum yapmayı unutmayın :)
YOU ARE READING
SİL BAŞTAN
ChickLitGüneş erkenden doğar, öğleyken tepeye gelir ve akşam batar. Bazılarının güneşi hiç batmaz bazılarının ki ise hiç doğmaz... Bazıları kendi güneşine kendisi gölge olur, bazıları ise doğmayan güneşlerine hayatıma ışık ol diye yalvarır. Peki ya güneş b...
