OKULUN İLK GÜNÜ

3.7K 692 644
                                        

Merhaba arkadaşlar, bu benim ilk kitabım. Okuyup vote ve yorum yaparsanız çok mutlu olurum... Kitabımın ana karakterleri Aras Özkan ve Sera Seçkin... İyi okumalar...

MEDYADA SERA  

SERA'DAN

Sabah erkenden çalar saatimin ısrarıyla zar zor uyandım. Hiçbir zaman kendi isteğimle erken kalkmak istemem. Yine her zamanki gibi gözlerimi ovuşturarak yorganı üzerimden fırlattım. Ayağa kalkınca birkaç sendelemeden sonra nihayet banyoya doğru yürümek aklıma geldi. Belki de her gün duşa girerim çünkü uyanıklığımdaki bu sersemliği ancak soğuk suyla atabiliyorum. Ayrıca soğuk su beni rahatlatıyor ve tüm negatif enerjimi alıyor.

Duşumu aldıktan sonra duşakabinin içinden çıktım ve buharlaşmış aynanın karşısına geçtim. Aynadaki buharı yüzümü görebileceğim şekilde sildim ve dolaptan aldığım kremlerle vücudumu biraz nemlendirdim. Daha sonra saçlarımı kurutup fön çektim. Ve artık banyodan çıkarak odama doğru yöneldim.

Odama girdiğimde ilk olarak yere fırlattığım yorganı aldım ve yatağın üstüne koydum ama yatağımı toplamadım. Daha sonra elbise dolabımın önüne geçtim ve giyebileceğim bir bluz ve pantolon aramaya başladım. En sonunda mavi, üstünde beyaz desenler olan bluzumu ve jean pantolonumu giymeye karar verdim. Onları üstüme geçirdikten sonra aynanın karşısına geçtim ve saçımı başımı düzelttim.

Daha sonra karnımın aç olduğunu fark ettim ve bu seferde mutfağa doğru yöneldim. tabi ki ilk olarak Buzdolabının kapağını açtım ve yiyebileceğim bir şeyler aradım. Tost yemeye karar verdim. Dolaptan kaşar peynirini ve sucuğu tabi bir de tereyağını çıkarttım. İncecik kestiğim kaşar ve sucuğu daha önceden aldığım tost ekmeğinin arasına koydum tereyağını da sürerek tost makinesinin içine koydum. Makinenin fişini taktım ve tostu pişmeye bıraktım. Ben de bu sırada dün aldığım kolayı dolaptan çıkardım ve bardağa boşalttım. Biraz daha bekledikten sonra tost makinesinden tostu alarak tabağa koydum ve masaya oturdum.

Yaklaşık on dakika sonra kahvaltımı bitirdim ve sucuk yediğim için bu sefer naneli diş macunumla dişlerimi iki defa fırçaladım. Tekrar odaya geçip dün gece hazırladığım çantamı sırtıma takıp anahtarı alarak kapıdan dışarı çıktım. Beyaz converselerimi giydim, bağcıklarımı da bağlayarak merdivenleri hızlıca aşağıya indim.

Okula doğru yürümeye başladım. Bu arada bugün lisenin ilk günü, yani bu yıl lise bire başlayacağım. Yeni okul, yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler, yeni ortam... Evet, sanırım alışmam biraz zaman alacaktı. Ama yenilikleri seviyorum. Umarım Çağla ve Mert ile aynı sınıfta olurum. Onlar benim ortaokuldan en yakın arkadaşlarım. Hatta kardeşlerim. Onlarla aramız asla bozulmadı, bozulamaz. 4 yıl aynı sınıftaydık, en yakın bulduklarımdı. Çağla ve Mert benim her şeylerimi bilirler, ben de onların her şeylerini bilirim. Asla birbirimizden bir şey saklamazdık ben de bu yüzden onlardan hiç ayrılmak istemiyorum.

Neyse okula yaklaştığımı anlayınca kalbimin hızla atmaya başladığını hissettim. Çok heyecanlıydım. Zaten kim heyecanlanmazdı ki. Ne ile ya da ne tip insanlarla karşılaşacağımı bilmiyordum ki. Okulun kapısına geldiğimde kendime çeki düzen verdim ve çantamın en ön gözünde olan telefonumu elime alıp tuş kilidini açtım ve rehberim de esmerim diye kaydettiğim kişiyi aradım.

--Kanka ,okula geldim neredesin sen ?
-- Okulun bahçesindeki bankta oturuyorum. Gel yanıma...
-- Tamam kanka bekle geliyorum. (kapattım)

Okulun bahçesine girince bu okulun bizim eski okuldan daha güzel olduğunu fark ettim. Çok güzel bir okuldu. Maviydi, aralarda beyaz da vardı. Çok güzel gözüküyordu ama. Bahçede her okuldaki gibi Atatürk büstü vardı. Büstün etrafında sarı çiçekler de vardı çok hoş gösteriyordu. Bahçeye bi canlılık vermişti. Bir futbol sahası vardı. Tabi bir de basketbol sahası. Öyle okula bakmaya devam ederken gözüm Çağla'ya ilişti. Söylediği gibi bankta oturuyordu.

Koşar adımlarla yanına gittim. Bu kızı çok özlemişim ben yaa.. O da beni görünce ayağa fırlayıp boynuma sarıldı. " Ohaa neredeyse boğuluyordum kızım biraz yavaş yaa!" dedim. Gerçekten boynumu çok sıkmıştı. Bana karşılık olarak " Özledim ne yapayım 3 aydır görüştüğümüz mü var." dedi.
Ben de ''Gitmeseydin şehir dışına her gün beraber olurduk'' deyince biraz üzgün bir şekilde "kızım ben mi istedim sanki ?" deyince ben de öyle dediğime pişman oldum. Evet Çağla'nın biraz sorunlu bir ailesi vardı, neredeyse her bir araya geldiklerinde tartışan ebeveynlere sahipti Çağla. İşte bunun acısını da Çağla'ya çektirirlerdi. Çağla istemese de zorla bir şeyler yaptırırlardı bu yıl zorla şehir dışına amcasının yanına yollamaları gibi mesela.

Ben bunları düşünürken Çağla'nın '' Kanka baksana bu okul süper yaa iyi ki bu okula gelmişiz." demesiyle düşüncelerimle boğuşmayı bırakarak Çağla'nın söylediğine yöneldim. " Hıı evet bence de öyle, muhteşem bir okul. Umarım içindeki kişiler de öyle olur." dediğimde biraz sırıttı ve "Boş ver biz ikimiz birbirimize yeteriz." deyince aklıma Mert geldi sonuçta o da bizim çok iyi bir arkadaşımız. Ne oldu ki şimdi ona?

"Ya Çağla Mert'ten haberin var mı, o bu okulda mı? " diye sordum. Çağla da "Yok kanka ya maalesef tercihleri bu okulu tutmamış onun." deyince üzüldüm ama hiç yoktan Çağla yanımdaydı ve yalnız değildim. Bir an aklıma Çağla ile aynı sınıfta olmama ihtimali geldi. Bu düşünceyi aklımdan atmaya çalıştım ama gerçekten böyle bir şey olma ihtimali çok yüksekti. Daha sonra bu düşüncemi Çağla 'ya söyledim. Bana göz devirerek "Ya Sera saçmalama ya öyle bir şey olamaz, ki olsa da sınıf değiştiririz. Yani her türlü beraber oluruz biz'' dedi. Ben de bu söylediklerine karşılık sadece gülümsemekle yetindim ve tabi ona sarılmayı da ihmal etmedim.

Bir anda cırlak bir sesle irkildim. Pff müdire hanım teyze konuşmaya başlamıştı hem de o cırlak sesiyle. Kesin şimdi bir saat konuşur hem de ilk günden. Zaten öyle değil midir ki her yılın başında ve sonunda müdürler ya da müdireler her neyse işte yarım saat konuşma yaparlar. Bugün de öyle oldu müdiremiz konuştu konuştu konuştu ve sonunda konuşma bitti. Biz de öğrenmek istediğimiz şeyi sonunda öğrendik. ''SINIF LİSTELERİ GİRİŞ KAPISINDA ASILI''

Benim içimi heyecan basmıştı. Çağla ile aynı sınıfta olmayı umarak giriş kapısına doğru yürüdüm. Tabi Çağla da yanımda. Üstü cam, altı mavi bir kapıydı. Oldukça da büyüktü yani en azından bizim eski okulun kapısından daha büyüktü. Üstünde de beyaz kağıtlar asılıydı -üzerilerinde sınıf listelerinin yazdığı kağıtlar- Tıpkı bahçede olan tüm 9. sınıflar gibi ben de tüm listelere bakarak adımı bulmaya çalıştım, Çağla da. En sonunda her ikimizde listelerde adımızı bulduk. Ama maalesef ki aynı sınıfta değildik. Ben 9/A sınıfında iken Çağla 9/D sınıfında idi.

Arkadaşlar ilk bölümün sonuna geldik... Umarım beğenmişsinizdir. Lütfen vote vermeyi ve bol bol eleştiri yapmayı unutmayın. Yeni bölümü en kıssa zamanda atmaya çalışacağım.

Baş BelamBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin