1.Bölüm

76 16 10
                                        


Yanımda oturan orta yaşlı adama kısa bir bakış attım. Burdan bakılınca ne kadar aciz göründüğünden haberi varmıydı acaba. Reddetmeme rağmen hala onunla geleceğimi düşünüp sohbet etmeye çalışıyordu.

Oturduğum bar taburesinde dikleşip adama doğru döndüm. Bakışlarından vazgeçmeyeceğini anladığımda tek kelime etmeden tabureden kalktım.
Adamın arkamdan seslenmelerine aldırmadan çıkışa doğru yürüdüm.

Dışarı çıktığımda içerideki boğucu havadan kurtulmuş olmanın verdiği etkiyle yüzümde küçük bir tebessüm oluştu.

Boş sokaklarda geçerken kendimi bomboş hissediyordum.

Ruhsuz.

Eve geldiğimde kapıyı kapatıp sessiz olmaya çalışarak odama doğru yürüdüm. Üvey babamı uyandırıp, bağırıp çağırmasına sebeb vermek istemiyordum.

Odama girip sessizce kapıyı kitledim. Kıyafetlerimi kenara koyup Yatağa girdim. Cenin pozisyonunu alıp her gece ki rutinimi tekrarlayıp on iki yıl önce ki geceyi düşünmeye başladım.

Babamla lunaparktan geliyorduk. Akşam on ikiydi. Akşama kadar benimle gezmişti. Bulundugumuz yer amcamlara yakın olduğu için onlarda kalacaktık. Babam amcamı onlara gelecegimizi haber vermek için aradığında, telefonu açan olmamıştı. İki üç defa üst üste aramasına rağmen cevap yoktu. En son babam endişesini gizlemek için yolda bana doğru döndü. Dizlerini yere dayayıp benimle aynı hizaya geldiginde yavaşça yatıştırıcı bir şekilde gülümsedi.

"Minigim şimdi eve gideceğiz yarın söz seni efe'ye getireceğim tamam mı?"

Efe'yi çok seviyordum. O, kuzenimdi. Küçükken tek arkadaşım oydu. Kimse benimle oynamak istemezken o benimle ilgilenip oyun oynardı. Sorunun bende mi yoksa onlarda mı olduğunu bilmiyordum, tek bildiğim kimse benimle oynamıyordu.

Çocuktum.

Efe'yi göremeyeceğimi öğrenince gözlerim sulamaya başladı.

Babam ağlamama dayanamazdı. Her ne olursa olsun ağlama derdi. Ama ben herşeye ağlayan mız mız bir çocuktum.

Babam gözlerimin sulanmaya başladığını görünce beni ikna etmek için çalışmaya devam etti.

"Ama böyle yaparsan seni yarın da götürmem."

Tehdidi işe yaramıştı. Birden gülümsedim. Efe'yi gerçekten çok seviyordum.

"Tamam babacım."

Babam yavaşça kalkıp elimi tuttu. Kaldırıma geçip yürümeye devam ettik. Eve geldiğimizde içerden sesler geliyordu. Babam da duymuş olacak ki temkinli bir şekilde kapıyı açtı. Koridor boyunca geçip odalara baktı. Yatak odasının önünde durup derin bir nefes alarak kapıyı açtı. Bende yanındaydım.

Ve herşeyi gördüm.

Annemin amcamla yatakta çıplak bir şekilde bir birlerine sarıldıklarını.

O zamam böyle düşünmüştüm.

Altı yaşındaydım başka ne düşünebilirdimki?

Kafamı yavaşça yukarı doğru kaldırıp babama baktım. Elimi o kadar çok sıkmıştıki parmaklarım birbirine girmişti.

"Baba canım acıyor!"

Babam beni duymamıştı. Gözü dönmüştü sanki. Elimi hırsla bırakıp başka bir yere gitti.Geri geldiğinde elinde bir silah vardı.

"Allah belanızı versin!"

Babam annemi çok seviyordu. Bunu o yaşlarımda bile anlayabiliyordum.

Babam kendini kaybetmiş gibiydi.Onu ilk defa böyle görüyordum.
Silahı anneme çevirdi. Bir süre bekledikten sonra birden amcama çevirip sıktı.

Çıkan sesle çığlık atıp ağlamaya başladım. Babam bir süre bekledikten sonra silahı alnına dayayıp kendine de sıktı.

Ve ben altı yaşımda iki cinayete şahit oldum.

KARANLIĞIN İÇİNDEStories to obsess over. Discover now