O gün diğer günlere nazaran erken uyanmıştım. Ben doğduğumda taşındığımız Amerika daki evimizi soğuk kaplamıştı. Kalktığımda duş alma isteği üzerime çöktü. Hızlıca bir duş aldıktan sonra üzerime salaş siyah bir kazak ve altıma siyah dar bir pantolon giydim. Çantama cüzdanımı attım, bu işleri halettikten sonra ağzıma annemin iş seyahatine çıkmadan önce yaptığı kurabiyelerden bir tanesini attım. Hızlıca montumu ve ayağıma bordo postallarımı giydikten sonra telefonumla saate baktım ardından en yakın arkadaşım olan Cemre ye mesaj attım. Cemre'nin annesi ve babasıyla benimkiler ortaktı bu yüzden Amerika ya beraber taşınmıştık.
Kime: Cemremmmmm
Cemre ben evimin karşısındaki alış veriş merkezine gidiyorum. Sende gelsene.
Kimden: Cemremmmmm
Tamam Lidya geliyorum.
Yazışma denemeyecek kadar kısa konuşmamızdan sonra dışarıya çıktım, alışveriş merkezi yürüme mesafesinde olduğu için yürüdüm. Alışveriş merkezinin kapısına geldiğinde başımın ağrısı yine dayanılmaz hale gelmiş ve o anlam veremediğim görüntüler beynimi kaplamıştı, olamaz yine oluyordu. Çoktan konuşmamı kaybetmiş ve yere yığılmıştım, artık tek umudum Cemre olmuştu
