İlk Kış

64 5 2
                                        

Soğuk bir sonbahar günüydü. Ağaçlar yapraklarını hızla sarartarak sanki sonbaharın geçişini kutluyordu.
Sahilin önünden çok geçmeden kırmızı bereli bir kız hızlı adımlarla ilerliyordu.Rüzgarın dalgalandığı saçları arada yüzünü okşuyor, fakat o acımasızca geri çekiyordu. Sonunda bunu yapmaktan bıkmışçasına ne olursa olsun der gibi ellerini geri çekti ve hızlıca lacivert mantosunun cebine soktu. Çok geçmeden bir mahalleye varmıştı.İki katlı, eski bir evin önünde durdu.Aceleyle zili çaldı ve ellerini ağzında ısıtmaya çalışarak bek -
lemeye koyuldu. Kapıyı yaşlı bir kadın açtı. İçi rahatlamış gibi:
"Nerelerdesin Pınar? Babanla meraktan ölüyorduk vallahi..."
Kız sıkılmışçasına başını kımıldattı ve çizmelerini çıkardı.
"Aman anne geldim işte. "
İçeri girdi ve kestanelerden yer
açarak soğuk ellerini sobaya dayadı. Kestanelerin güzel kokusuna dayanamadı ve annesinden gizlice bir kestane alarak odasına kaçtı. Hınzırca kıkırdadı ve elindeki kestaneyi ağzına attı. Mantosunu çıkardı ve keyifsizce yatağa oturdu.Pınar geçen sene mimarlık fakültesinden mezun olmuş fakat bir buçuk yıldır iş bulamamıştı. Hiçbir yer onu işe almıyordu. Kimisi çok deneyimsiz olduğunu söylüyor, kimisiyse çoktan kadrosunu doldurmuş oluyordu. Pınar artık ümidini yitirmeye başlamıştı. Hayat sanki onu içine kabul etmiyordu. Ailesi onu okutabilmek için Denizli'den kalkıp taa İstanbul'a gelmişlerdi. Ve onun için bunca sene çalışıp , çabalamışlardı.
Şimdi sıra ondaydı, fakat o ne zamandır iş bulamamıştı. Bunu şu an onlara nasıl anlatabilirdi ki... Uzun uzun düşündü. Yarım saat sonra annesinin sesiyle irkildi. "Pınar, haydi kızım yemek hazır! "Birden başını kaldırdı ve cevap verdi, "Tamam geldim annee!"Terliklerini giydi ve hızlıca merdivenlere yöneldi.

Bir HikayeWhere stories live. Discover now