Bûyük bir zelzelenin içindeydim büyük bir çatışmanın içinde görevim hem öldürmek hemde yaşatmakdı hem askerdim hem saglıkçı...
Kulagımızda çınlayan mermi vızıltıları el tetikde göz düşmanda akıl sevdiklerinde onları bir daha görüp göremeyecegin meçhul veda edip edemiyecegini bilmiyosun derken birden bir cıglık duydum iliklerime kadar beni ilgilendiren beni göreve çagran bir çıglık
-Yardım edinnn saglıkçı yokmuu
Kurşunlara siper olmak pahasına koşmalısın yardıma saklanmayacaksın sevdiklerini unutup ucunda ölüm olsada koşacaksın senden hayat bekleyen acılar içinde kıvranan kişiye, zaten bunu bile bile bu meslekde degilmiydik ...
Koşdumm derken bacagima gelen bir kurşun yere düşürdü beni yıkıldım sürünmeye calışdım sonra kendi yarama müdahale etmeye calisdim bacagima tüfegin askısını çıkardım bagladım derken beni göreve çagran ses artarak devam ediyodu
-saglıkcı yokmu yetişin
Bi sekilde yanına ulaşdım gelen mermiler eşliginde müdahale etmeye calısıyorum bir canı ailesine, sevdigine, hayata baglamaya çalışıyorum bütün imkansiızlıklar arasında derken bir sıcaklık hissettim bedenimde ılık ılık akan bir sıvı ve aklımda tüm yaşanmışlıklar belkide son kez düşünüyordum annemi son kez yârin gözleri karşımda bana bakıyor bu düşünceler içinde yıgıldım yere yardıma koşdugum yaralının yanına son kez dogrulup yarasına müdale etmek istedim ama yapamadım üşümeye başladım anlımda akan boncuk boncuk terlerle yanımda yatan askere baktım ona yardım edememenin üzüntüsünü hissetdim içimde artık bagırmıyordu sessizce uzaniyordu gözüm artık bulanmaya başladı bütün gücümü topladım ve bagırmaya calışdım cıkmayan sesimle
-yardım edinn SAGLIKCI YOKMUU...
