Alarmımın sesiyle gözlerimi açtım. Genelde kurduğum alarmlara bu kadar çabuk uyanmazdım. Ama bu sefer durum farklıydı. İlginç bir şekilde kalkmayı kendim istemiştim. Zaman kaybetmemeliydim. Hemen ranzamızın üst tarafında hala uyuyan Ekim'i dürtükledim. Tahmin ettiğim gibi gene ilk denemede uyanmadı. Onu uyandırmaya çalıştığımda bana saldırdığı bile olmuştu. Bu yüzden tedbirli bir şekilde ranzanın merdivenine tırmandım ve ona seslenmeye başladım.
-Ekim, uyan artık hadi geç kalıcaz.
Başını yastıktan kaldırıp uykulu gözlerle;
-Imm, umrumda değil, git başımdan uyuyacağım Melisa.
Sonra basını tekrar yastığa gömdü. Bu şekilde uyanmayacağını anladım ve son çaremi kullanarak ona sert bir tokat attım. Ekim resmen şok olmuştu, bunu beklemiyordu galiba. Önce tokat attığım yanağına hafifçe dokundu ve sonra kaşlarını çattı. Sanırım yine başlıyorduk...
Bu sefer kavgaya ayıracak vaktimiz yoktu. Bu yüzden ona bakıp göz devirdim ve:
-Ekim artık gitmeliyiz. Yoksa otobüsü kaçırıcaz. Otobüsü kaçırırsak sınava yetişemeyiz. Sınava yetişemessek, Amerika'ya gidemeyiz. Hadiiiii!
Ekim bunu duyunca hemen yataktan kalktı ve ranzadan aşağıya indi. Bana:
- Offf, özür dilerim unutmuşum.
dedi ve gülümsedi.
-Sorun değil, güzelim!
dediğimde ikimizde kahkaha atmaya başladık. O hala kahkaha atmaya devam ederken bir anda durdum ve ciddi bir şekilde:
-Hadi, artık hazırlanmalıyız ajan Ek.
Bunu dediğimde tekrar gülmeye başladık. Kahkahalarımın arasından:
-Hadi Ekim gerçekten hazırlanmalıyız.
dedim.
Ardından susup birbirimize baktık ve koşmaya başladık. Kapıdan önce ben çıkmıştım. Banyoya doğru koşuyorduk. Koştuk. Koştuk. Sonunda kara göründü! Tam giricektimki Ekim son bir atakla benden önce girdi ve kapıyı kapattı. Kapıya tosladım ve yere yapıştım. Sonra yenilgiyj fark edip:
-Haaaaaaaaayır.
diye bağırdım. Ve aniden fark ettim de burnum sızlıyordu. Haftalardır hayalini kurduğum şu günde başıma bu da mı gelecekti?
Oflayarak kalktım ve odaya doğru ilerledim. En sevdiğim melodinin sesi odama yaklaştıkça artıyordu. Dur bir dakika bu telefonumun zil sesiydi. Annem arıyordu iki saat konuşup iyi olduğuma ikna ettikten sonra kapatıp mutfağa gittim. Çok acıkmıştım. Umarım ekmek vardır diye düşünürken bir anda hayal kırıklığına uğradım. Şimdi bide gidip hayal kırıklığına uğradım.
Şimdi bir de gidip ekmek almam gerekiyordu. Banyoya gidip:
-Ekim ben çıkıyorun. Ekmek almıcam.
diye bağırdıktan sonra Ekim de:
-Tamam banane.
diye bağırdı.
Tam kapıdan çıkıyordum ki kapıda hala pijamalı olduğumu fark ettim. İçeri girip beyaz tişörtüm ile siyah pantolonumu giyil çıktım.
_
__
Eve geri geldiğimde Ekim hala banyodaydı. Bu kız banyoda bunca saat ne yapıyor hiçbir zaman anlayamadım. Ben ise artık umudumu kesip kahvaltıyı hazırlamaya başladım. Sonunda çıkabilmişti.
-Kahvaltı hazır.
diye bağırdım. Mutafağa geliyordu. Ayak seslerini duyuyordum.
-Kahvaltıda ne var.
diye bir ses geldiğinde kapıya baktım.
-Aaaaaaaaaaaaaaaaaaa
diye çığlık atıp yere yapıştım. E haliyle ben çığlığı basınca Ekim de çığlık attı. Kendime geldiğimde gözlerini kapatmış:
-Böcek mi var! Böcek mi var!
diyordu. Bende ayağa kalkıp yaklaştım ve :
-Noldu annem yüzüne? Banyoda ne yaşadın? Kıyamam!
dedim ve yüzüne dokundum.
Anında karnıma yumruğu geçirdi.
Gülmeye başladım. Bir daha geçirdi.
-Hadi otuuuuuur.
dedim ve oturdum. Oda oturdu ve yemek yemeye başladık. Ben hızlıca yiyip banyoya girmek için sofradan kalktım. Kalkarken de :
-Bulaşıklar sende!!!
dedim ve hızlıca banyonun yolunu tuttum. Hemen banyoya girdim ve kapıyı kitledim. Hızlıca banyo yapmam gerekiyordu. Ve banyo yapmaya başladım.
Bu bizim ilk kitabımız. Umarım beğenmişsinizdir. Desteklerinizi bekliyoruz.
Şimdiden teşekkürler.😊
YOU ARE READING
#DARK NO#
AdventureHayatlarının değişeceğinin farkındalardı ama bu kadar da değil...
