Papatya-1

82 7 1
                                        

Ben Yağmur. 16 yaşında kendi halinde bir kızım. Derste hocanın söylediği şeyleri zerre kadar umursamayıp boş kağıdı karalıyordum. Doğrusu ne çizdiğimi ben de anlamamıştım. Bu bir çiceğe benzemişti. Evet, bu daha çok bir papatya gibiydi. Ama tek yaprağını çizemeden zil çaldı. Öylece kapattım defteri ve çantama koydum. Sınıftaki diğer kişilerin arkadaşları gelip onları alıyorlardı. Herkes sınıftan çıktığında tek başıma kalmıştım. Defterimi yeniden açıp çizdiğim papatyayı inceledim. Tek yaprağı olmayan bir papatyaydı bu. Aslında değişik bir papatya olmuştu ve bu benim hoşuma gitmişti. Bu papatyaya son yaprağını çizmeyecektim. Böyle kalacaktı. Sınıfa aniden bir çocuk girdi.
"Rüzgar'ı gördünmü?" İlginçti ama bu aralar bana herkes Rüzgar adında birini soruyordu. Ve ben bu Rüzgar denilen çocuğu tanımıyordum bile.
"Rüzgar'ın kim olduğunu bilmiyorum." Dedim ve ekledim "Umarım bulursunuz" sonundaki 'nuz' sözünün üstüne bastıra bastıra söylerken suratımın buruştuğunu hissetmiştim ve inan bana bu iğrenç bir duyguydu. Gülümsedi ve defterimdeki papatyaya baktı.
"Güzel çizim." Deftere kafamı yavaşça çevirdim ve papatyaya odaklandım. Cidden beğenilecek kadar güzelmiydi. Kafamı tekrar çocuğun olduğu yöne çevirdiğimde orada olmadığını gördüm. Kapıdan baktığımda merdivenlerden indiğini farkettim. Neden yanımdan o kadar değişik ayrılmıştı. Arkadaş olabilirdik. Hadi ama, bunu herkesden nefret eden bir kızmı söylüyordu. Hiç arkadaşım yoktu ve bu durum hoşuma gitmiyordu. Sinirim her geçen gün daha da çok bozuluyordu. Acaba onlara karşı olan nefretim karşılıklımıydı. Sanmıyorum, herkes yanıma gelip sohpet başlatmaya çalışıyordu. Bunları düşünürken aklıma birşey takıldı. 'Kim bu gizemli Rüzgar'. Zil çaldığın da herkes sınıfa girdi. Ve ben olabildiğince hızlı bir şekilde defteri kapatıp çantama koydum. Sınıftaki bazı değişik tipler çizimimle dalga geçebilirlerdi. Hoş bir durum değildi. Hoca girdiğinde herkes ayağa kalktı ben de dahil. Herkesden önce ben oturmuştum çünkü ayakta durmak hoşuma gitmemişti. Birden herkesin gözü bana odaklanınca gerildim. Kafamı öne eydim ve sıraya odaklandım. Bu bakışlar 'ayağa kalk Yağmur' bakışıydı ve ben onları görmezden gelirsem tekrar bacak ağrısı çekmek zorunda kalmazdım. Sonunda eve gitme zili çaldı koşan insanları anlayamıyorum. Ben derste ayağa kalkmaya üşenirken bunlar bir de koşuyor. Garip insanlar. Garip yaratıklar. Sizden nefret ediyorum. Eve vardığım da kapıyı açan anneme yorgun bir şekilde sarılıp odama çıktım. Çantamdan defterimi çıkartıp bir kaç saniye inceledim. Çok güzeldi. Beni etkiliyordu. Bunu çerçevelettirmek falan lazımdı ama abartırsam tam abartacağımı biliyordum. Ben abarttıkça gerisi geliyordu. Papatyaya baktıkça sırıtıyordum. 'Ne güzel çizmişim be.' Bakışları atıyordum ve bu beni ego yığını gibi göstermeyi başarabiliyordu. Birden suratım asıldı ve bunun sebebini anlıyordum. Kafama takılan saçma bir soru.
'Sanane kızım' demekten alıkoyamıyordum kendimi. Rüzgar kimdi. Çok merak ediyordum. Nasıl biriydi. Neden bunların beni ilgilendirebileceğini düşünüyordum. Veya neden bu soruları sesli bir şekilde kendime soruyordum. Bu da dahil. Papatya resminin olduğu kağıdı kopartıp katladım ve yastığımın altına koydum. Aslında herkesle arkadaşlık eden bir tip olabilirdim. Ama benim açımdan düşününce fazla iyi bir fikir değildi. Hadi ama, yorgun yorgun okuldan gelip bunu mu düşünüyordum. Kafamı yastığa koydum ve hemen uykuya dalmayı diledim. Daha fazla uyanık kalırsam şu Rüzgar'ı daha çok kafaya takardım. Bunları düşünürken yorganı üstüme çektim. Ve şuan çok ihtiyacım olan uykuya dalmayı bekledim.

PapatyaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin