(Medyada hikâye kahramanlarından biri vardır)
Kuşlar... Kelebekler.... Çiçekler... Günaydın sevgilim tatlı uyandınmı? Neee günaydın sevgilim mi. Tatlı uykumu. Allahım sana geliyorum. Yok vazgeçtim gelmiyorum. Her neyse bir pazartesi sabahıydı. Bir yandan büyük villamızın hizmetçisi handan abla uyanmam için bana bağırıyor diğer yandan ise kahvaltı hazırlamaya çalışıyordu. Uflayarak yataktan doğrulduktan sonra lavabo'nun yolunu tuttum. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra duş almaya gittim. Duşum bitince çingene pembesi rengi olan bornozumu giydim. Öğğ ıyk ona ya çingene pembesi bornoz mu olur ?derken hem ikizim olan hemde ablam olan Asya odama girdi. Tabi bende büyük bir çığlık koparttım. Üstümüzü giyiniyoruz sonuçta dimi? Ben bunları aklımdan geçirirken ablamda saç kurutma makinesini prize takmıştı bile.
Bende fırsattan istifade saçımdaki havluyu çıkarıp bir kenara bıraktım. Sonrada saç kurutma makinesinin başına geçip saçlarımı iyice kuruduğundan emin olduktan sonra dağınık bir mısır örgüsü yaptım. Üzerimede sarı salaş bir tişört altınada kot dar paça bir pantolon giydim. Ayakkabı olarakta geçen sene bir AVM'den aldığım siyah vanslarımı giydim. Okul çantama da bir kaç defter ve kitap doldurdum. Her şeyim hazır olduktan sonra Asya ile aşağıya indik. Annem yine masa başındaydı. Babamdan aynı şekilde. Neden diye sorarsanız annem büyük bir büroyu babam ise büyük bir holding'i işletiyordu. Aman neyse deyip kahvaltı masasına baktım. Yiyeceğim pek birşey yoktu ama gözüm nefis mi nefis görünen sandüviçlere ilişti. 2 tanesini yanıma aldım. Asya'nında pek yiyeceği bir şey olmadığı için yanımda olan diğer sandüviçide ona verdim. O da insan dimi? Ben bunları düşünürken Asya sandüviçini bitirmişti bile. Bende hemen bir iki kez ısırıp zorla olsada bitirdim. Sonrada birlikte Asya'nın arabasına doğru ilerlemeye başladık. Hayvan yaa. Görgüsüz. Yok neymiş ben daha 18 yaşına gelmemişimde ehliyetim yokmuşta bla bla bla. İç sesim ablama saydırırken zorla da olsa onu durdurmayı başarmıştım. Asya arabayı çalıştırdıktan sonra hemen emniyet kemerimi taktım.
***
Nihayet okula gelmiştik. Çünkü kusacaktım. Artık hayvan ablam nasıl gaza bastıysa artık. Aman her neyse. Hemen arabadan çıkıp bir ağacın altına doğru ilerledim. Biraz midem bulandığı için 10 dakika orda oturdum. Ben ağacın altında otururken ablamda arabasını park ediyordu. Sonrada yanına sevgilisi olan Poyraz geldi. Başka kim gelecek zaten. Ağacın altında biraz daha oturduktan sonra yerimden doğrulup sınıfa doğru yol almaya başladım. 4-5 erkekten oluşan bir grup dibimden geçti. Umursamadan geçmek istedim ama olmadı. Boş boğazlardan birisi laf atmazmı. Tabi atar. Ama ben bu lafın altında kalamazdım. Hemen kendimi toparlayıp bana laf atan kişiye şöyle dedim:
"Ne dedin sen ?"
"Ooo şu yavruya bak dedim"
"Ben şimdi sana yavru kimmiş göstericem."
Çocuk söylediğim şeyden bir şey anlamamış olacak ki biraz afalladı. Bende fırsattan istifade cinsel organına bastım tekmeyi. Ohh çokta güzel oldu tekmeyi attıktan sonra çocuğa şöyle dedim:
"Şimdi kimmiş yavru "
"Tamam abla bir daha yapmicaz nolur bizi bırak"
Çocuklar resmen bana yalvarıyordu. Tekme attığım kişi ise yere ikiseksen uzanmış acılar içinde kıvranıyordu. Bende "Basın gidin lan" deyip sınıfa doğru ilerlemeye başladım. Hemen sınıfa girip cam kenarındaki en son sıraya çantamı koydum. Lan bir durun ya. Bekleyin bir çantamı koyayım sırama. İçimden sinirlenirken çantamdaki telefonu çıkarttım. Geri zekalı arkadaşım Başka arıyordu. Onu kızdırmak için bir kaç kez çaldıktan sonra açtım o da sinirli bir şekilde şöyle dedi:
"Lan geri zekalı neden telefonu açmıyorsun?"
"Tamam lan kızma açtık işte telefonu zar zor çıkarttım çantamdan."
"Tamam tamam kızmadım da sen okuldamısın?"
"Evet her zaman ki yerimdeyim sen nerdesin?"
"Bende geliyorum 5 dakikaya ordayım."
"Hadi çabuk gel o zaman "
"Hadi kapa kapa geliyoruz işte tamam"
Başaklar konuştuktan sonra bir şeyler almak için kantine indim. Bir bardak kahve ve yanınada çikolatalı pop kek alıp boş bir masaya oturdum. Kulaklıklarımı kulağıma takıp "Sia Chandelier" adlı bir şarkı açtım. Çok seviyordum bu şarkıyı. Tam şarkının en güzel yerindeyken omzuma bir el dokundu. Lan yine noldu? Şurda adam akıllı bir şarkı dinlemek istiyoruz o da olmuyor. Her neyse deyip kulaklarımı çıkarttım ve bana dokunan kim diye baktım. Bla bla bla. Karşımdaki namı değer eniştemdi. Poyraz
Daha fazla sinir bozucu eniştemle uğraşmamak için şöyle dedim:
"Evet sayın eniştecim Poyraz Demir ne istiyordunuz acaba?"
"Asya nerde ölüyom lan Asya için nerde kız ablan."
"Bunu senin daha iyi bilmen gerekmiyormu ?"
"Nee ne dedin ben bir şey anlamadımda."
"Şunu diyorum 7\24 berabersiniz bunu senin bilmen gerekmez mi ?"
Namı değer eniştecim tam cevap verecekken Asya yanımızıa geldi. İçimden" Abla kurtar lan beni kocandan ben kendimle uğraşamıyorum zaten birde bunlamı uğraşayım" dedim. Sonrada bu ikiliyi yalnız bırakıp sınıfa doğru çıkmaya başladım. Başka çoktan gelmişti. Hemen onun yanına oturdum. Biraz kaynattıktan sonra sınıfın yarısı dolmaya başladı. Başak'a ders ne diye sorduğumda "Türkçe" dediğinde yüzümü ekşittim. Acaba çatlak türkçeci bugün ne ödevi verecekti. Aman her neyse deyip başak'ın yanından en arka sıraya geçtim. 20 dakika sonra öğretmen içeriye girdi. Ton ton suratlı ince gözlüklü birazda kilolu bir kadındı. Aynı okul müdiresine benziyordu. Yerine oturup yoklama aldıktan sonra bir kaç konu anlattı. Otobiyografi siymiş Biyografi siymiş falan filan. Şimdiden canım çok sıkılıyordu. Keşke şu kadın ödevi verse diye içimden kendi kendime dua ediyordum. En sonunda ödevi vermişti çatlak karı. Hemde bir kaç tane olsa tamam diyecem ama bir kaç tanede değil 3 tane ünlü bir kişinin biyografi sini çıkarmak. Hadi Ada Yılmaz başın belada ...
***
Bugün beni almaya Şoför Mehmet abi gelmişti. Ondan biraz beklemesini söyleyip hızlıca sınıfa çıktım. Hiç evde ödev yapasım yoktu. Ödevi halk kütüphanesinde yapacaktım. Sınıftaki eşyalarımı toplayıp hemen arabanın olduğu yere doğru ilerlemeye başladım. Mehmet abi kapıyı açıp arabaya binmemi sağladı. Hemen teşekkür edip gideceğim yeri söyledim.
***
Kütüphaneye gelmiştim. Neyseki çok şanslıydım. Pek kişi yoktu. Altı kişi hariç. Bunu umursamayarak bilgisayarların olduğu tarafa doğru yürümeye başladım. Açık bir bilgisayar bulup hemen başına oturdum. Çantamdaki dört tane A-4 ü çıkarıp bilgisayar masasının üstüne koydum. Kalem kutumdan rastgele bir kalem çıkarıp bulduğum kişilerin biyografilerini yazmaya başladım. İsim bitince evde okumak için bir kitap aramaya başladım. "Pi" adında bir kitabı alıp görevliye doğru yaklaştım.
Arkadaşlar ilk önce sizden çok ama çok özür diliyorum. Bölüm biraz kısa oldu ama bunun telafisi için 2. Bölümü daha uzun yapacağım. Birde tam en heyecanlı yerinde kestim. Birde sizden bir isteğim var "sekiz" hikâyesini tanıdığınız başka kişilerede tavsiye edermisiniz? Birde biraz yazım yanlışı olabilir bunun nedeni ise teog denen illet şey ama atlattım 3 yanlışım çıktı. Her neyse bir dahaki bölüm daha uzun ve daha güzel olacak sizi seviyorum
Muck muck muck ....
YOU ARE READING
SEKİZ
RomanceHiç sonsuz bir dünyada yaşamak aklınıza geldimi aşk böyle bir şey işte
