Henüz iki üç adım atmıştım olduğum yerde kalmadan önce.Kalbim hala onun yanında olmak istiyordu.Ayaklarim tekrar balo yerine inmeyi reddediyordu. Hem insem ne olacaktı ki. Hemen annem başıma üşüşecekti. 1 saattir ortalıkta yoktum tabi hemen
"Selin nerdeydin " nutku dinleyecektim. O an Zaten olan oldu diye düşünüp Mavimin yanına gitmeye karar verdim. Evet artık yalan olmayacaktı Emre ile sevgili oyunu da çok saçmaydı zaten olmaması gerekiyordu. Ali de içten içe hoşnut değildi ama belli etmemeye çalışıyordu. Heerrr neyse attığım adımları geri sararak huzuruma kavuşup herşeyi ona da anlatacaktım. Yani anneme gidip aslında Emre ile aramda birsey olmadığını buna mecbur kaldığımı söylemeyi düşündüğümü söyleyecektim. Kapının eşiğindeyken onu orda dikilmiş görünce gizlenip onu izlemeye başladım. Uzaktan tam seçemesem de parıltının gözümü almasıyla olduğum yerde çivilendim. Yüzüktü elindeki yanlış görmüyordum sabah elimde parlayan yüzük şimdi onun elllerindeydi. Ne yapmaya çalışıyordu bu çocuk. Ve az önce ettiğim laflar. Kendi kendine gülmeye başladı önce. Sonra kendi kendine her söylediğinde ses tonu daha gür ve sinirli çıkarak 3 kez "Allah kahretsin Allah kahretsin Allah kahretsin" dedi. Ne yapacağımı hala bilmiyordum. Evet şu an acı çekiyordum. Ama Ali de çok aceleci davranıyordu. Tekrar düşüncelerimden sıyrılıp ona kulak verdim.
"Bi de kabul etmeyecektin ha Koca Gözlü Kız . Ben seni bu kadar isterken hayatımda senden başka gerçek yok sanarken kendimi sadece sana ait görürken bana Hayır diyecektin"
Duyduklarım beni ele geçiriyordu. O an bütün kelimeler yetersizdi. Hiçbir şey ne hissettiğimi karşılamıyordu. Kafasını hafif öne eğdi. Bir damla yaş aktı gözlerinin en derin mavisinden... İşte beni bitiren bu an oldu. Sonra sinirle kaçıncı katta olduğumuzu hatırlamadığım kattan aşağı doğru yüzüğü fırlattı. Beni görmesin diye gördüğüm ilk dönüşten döndüm ve ayakta daha fazla duramadan yere oturup duvara yaslandım. Duvar bile rahatsızdı. O bile itiyordu kendinden beni. Sonra toparlandım ve aşağıya indim. Herkes toparlanmış gitmeye hazırlanıyordu. Hemen arabaya bindim ve eve gidip duş alıp yatağıma girdim. Olayları üstümden atmam gerekiyordu. Sabah uyandığımda saat 9.30 olmuştu. Kalkıp üstümü giyinip Ali nin odasına gittim. Beni yanlış anlamıştı ve o da acele etmişti. Bunları konuşup orta yolu bulmamız gerekti. Sessizce kapısını açtım. Yatağında oturmuş "Küçük Prens" okuyordu. Gözlerindeki hüznü ve bakışlarındaki soğukluğu taaa uzaydan hissetmek mümkündü. Beni görünce kitabı elinden bıraktı. Samimiyetsiz bir gülücük savurdu. Bense yanına gidip oturmayı tercih ettim. Çünkü o bana dayanamazdı. Affederdi. Dudaklarına eğilip küçük bir öpücük kondurdum. Nefes alış verişi hemen değişti. Demiştim o bana dayanamazdı. "Günaydın aşkım " dedim bütün sözcükler arasından bunları seçebilmiştim "Günaydın " dedi o da yine gülümseyerek
"Seni bugün kaçırıyorum bugün bizim günümüz Emre Tuğçe Savaş Nazlı derken kendimizi unuttuk biz nasıl sevgiliyiz artık bakıcılık yok bencillik var. Hadi hazırlan ben de bizim için mutfaktan bişeyler alayım" dedim cevap beklemeden yöne dudağına öpücük kondurup tüm neşemle odasından ayrıldım. 15 dakika sonra lacivert krem işlemeli kazağıyla ve koyu renk kot pantolonuyla karşımdaydı. "Selin hoc havamda değilim cevap vermeye bile fırsat vermedin. Çok kalamam. Seni kırmak da istemiyorum ama" demesiyle arabanın anahtarını elime aldım. "Geç huysuz geç ben sürecem mız mızlık yapma daha nereye göreceğimizi bilmiyorsun" dedim ama dan sonrasını duymak istemiyordum.
Evettt sonunda onu getireceğim yere gelmiştik. Burası yeşilliğin en güzel sonu olan yerdi. Her taraf yeşillik ortada göl ve her yer tenha veee ilerde bir bank oraya oturacaz tabi ki...Kolundan çekiştiriyorum. Hadi dercesine o oturuyor. Ben servis yapıyorum hemen. Bana bakıyor hissediyorum ama gözlerine bakacak cesaretim yok. "Sonunda senin elimden yemek yemek de varmış bee" diyor. Sesi neşeli aklı karışık hissedebiliyorum. Çünkü biz aynıyız. Yanına kıvrılıyorum. Bütün sevecenliğimle ona yemek yediriyorum. Önce gülüyor bu haline bayılıyorum. Sonra yine gözlerini kaçırıyor. Artık vakti geldi diyip oturuşumu düzeltiyorum. O da anlıyor birşey olacağını boğazını temizliyor. Yaklaşıyorum daha çok başlıyorum cümleme "Dün gece balkonda seni gördüm " diyebiliyorum. Gözleri manasızlaşıyor. "Nasıl gördün " diyiveriyor. "Yüzüğü gördüm " diyorum. Durup gözlerime bakıyor. İçim acıyor daha fazla gözlerine bakamıyorum. Yanağımı yanağına yaslıyorum ve kulağına doğru konuşuyorum. "Ben ilk defa aşık oluyorum Ali. Ben daha önce böyle şeyler hissetmedim. Ben daha bu duyguya sürükleniyorken inan evliliği düşünmek hiç aklıma gelmedi. Senin böyle birşey düşüneceğini de düşünemedim " aniden gözlerine bakma isteği duyuyorum. Gözlerimi ona çevirince kapattığı gözlerini açıyor. Ona bakıp "Evlenmeyi yuva kurmayı hayal ettiğim tek insan sensin ama sadece şimdi değil "
Derin bir nefes alıyor ve başlıyor "Ben aile nedir bilmiyorum Koca Gözlü Kız. Hep merak ediyorum ben seni istiyorum sadece seni...Ben hiçbir zaman bir yere ait olamadım. Belki de artık birine bir yere ait olmak istiyorum. Hayatım boyunca acı çektim çektirdim de yalan değil. Ama ben seninle değiştim seninle huzurlu oldum. Bunların büyüsü daim olsun istedim sadece"
"Uzaydaki mavi gözlü çocuk sen de benim huzurumsun. Seni dün akşam öyle görünce yıkıldım seni kaybedecem sandım beni yanlış anlamandan korktum "
"Ben beni istemiyorsun sandım "
"Bu gerçek değil senden daha çok istediğim hiç bir şey olmadı olamaz. Bu konu başka sevgiyle alakası yok sadece zamanı değil sevdiğim yoksa hayallerimi ikimiz de biliyoruz"
Bana yaklaşıyor belli ki biraz yumuşadı. "Özür dilerim Selin ben iyi şeyler olacağına kendimi inandırdım ondandır belki de böyle kırılmam"
"Ben seni herkesten herşeyden çok seviyorum Ali bunu hiç unutma tamam mı?"
"Herşeyden mi? "
"Herşeyden "
"Tamam o zaman unutalım yaşananları bu anın keyfini çıkaralım" diyor mavi ışıklarını üstüme dikerek...Sarılıyorum ona hiç bırakmayacak gibi "Beni affettin mi yani" Yüzünü yüzüme yanaştırıp göz kapaklarıma öpücük konduruyor.
"Ben sana kıyar mıyım koca gözlü kız. Ama birkaç yıl içinde evleneceğiz benden kaçarın yok " diyor kahkaha atarak
"Kaçmak isteyen kim" diyorum şehvetli bakışlarımla..
Bana dönüyor kokumu içine çekiyor önce sonra dudakları dudaklarımı buluyor kokusuyla huzur buluyorum sıcak dudakları bütün vücudumu ısıtıyor. Ayrılmak istemiyoruz ikimiz de manzara bize eşlik ediyor kuşlar bile bizi alkışlıyor gökyüzü bütün ışıltısını bize sunuyor. Bizse hala iki bedende bir bütün birbirimize kenetlenmiş bir şekilde "Huzurlu Uzay" a yol alıyoruz belki de...........
KAMU SEDANG MEMBACA
Hayali ALSEL
Fiksi PenggemarEvet dayanamıyorum mutsuz Alsel e o yüzden ben de birşeyler karalamak istedim sadece tek bölümlük öylesine hislerimi yazmak istedim bu bölümün devamı gibi düşünün diziden kopacam sanki 1 bölüm sadece Ali Selin varmış gibi yazacam şimdiden iyi okumal...
