Kadın ne olduğunu bilemeden yerdeki bebeğe baktı. Çırılçıplak bir bebek ve yer yer vücudunda kanlar vardı. Kendiyle bebek arasında olan kordon bağının ne olduğunu çözmeye çalıştı ve yerde gördüğü taşı eline alarak bebekle arasındaki bağı bir çırpıda taşla ezerek koparıp attı. Artık acı çekmiyordu. Bir sancıya tutulmuş ve sancılarla birlikte yerde saatlerce kıvranmış, bağırmış, kan ter içinde kalmış ve sonunda bir bebek dünyaya getirmişti, hemde ormanda ağaçların arasında. Kadın kendinden bir parça olan çocuğuna sessiz ve sakin bir şekilde bakmaya başladı. Olduğu yerden kalkarak her zaman yaptığı hareketlerini sergileyerek çığlık çığlığa oradan kaçtı ve bebeği öylece bırakıp gitti. Arkasına bile bakmadan koşarak uzaklaştı ormandan. Bebeğin ağlama sesi ormanda ağaçlara, kuşlara, gökyüzüne ulaştı yankılandıkça yankılandı. Bebeğin ağlama sesi kadını yolundan çevirmedi. Kadın kaçarken orman ona engel olmaya çalışırcasına yoluna taş koydu, takıldı düştü ama umursamadı. Ağaçların dalları yüzüne çarptı, kanattı yine umursamadı. Ayağına dikenler battı yine de yolundan dönmedi. Sanki orman bebeğe yardım etmek istiyordu ama ne yaptıysa başarılı olamadı. Kadın neler olduğunu, ne yaşadığını, ne hissettiğini bilmiyordu ki.
Kadının dış görünüşünden hemen deli olduğu anlaşılıyordu. El kol hareketleri birbirinden bağımsız hareket ederdi. Saçma sapan sesler çıkarır, biri ona yaklaştığı zaman vurur ve çığlık çığlığa ordan hemen kaçardı. Bacakları çarpık olduğundan yürümesinde de bozukluk vardı. Kıyafetleri çok çok eski ve yırtıktı. Başındaki milattan kalma çiçekli yazmanın bir köşesi yırtılmış, yırtık olan kısmından saçları çıkmıştı. Saçına toka takmadığı o kadar belliydi ki. Upuzun belinin yarısına kadar uzanan kahverengiye çalan saçları yıkanmadığından keçeleşmiş durumdaydı. (O saçların arasında her türlü haşere olduğuna adım gibi eminim!!!) Yüzüne de tutam tutam saçlar düşmüş ve toplama gereği bile duymuyordu. Rahatsız etmiyor muydu acaba?
Hele o gözleri yok mu tek göze çarpan güzelliği o gözlerdi. Yeşil olan gözlerini çevreleyen lacivert çizgiler gölge oluşturmuş ve daha da belirgin hale getirmişti. Kirpikleri de kıskanılacak derecede uzundu, hani Türkan Şoray'ın kirpikleri gibi kaşlarına değiyordu....Banyo hiç yapmazdı, banyonun ne demek olduğunu bile bilmezdi. Biri bu kadına temizliğin ne demek olduğunu acilen öğretmeliydi.
Kıyafetlerine gelince üzerinde eskimiş, tüyleri çıkmış, kenarlarından ipler sarkmış siyah renkte bir hırkası ve göğüslerinin altına kadar çekmiş olduğu karışık bir desene sahip bol bir eteği vardı. Eteğinde yer yer yırtıklar ve çamurlar vardı. Yer de yuvarlanmış gibi üzeri toz, toprak, çamur, hatta otlar yapışmıştı. PASAKLI KADIN.... Küçük bir çocuk gibi hareket sergiliyordu.
Çorapları bilekte biten çoraplardandı. Birileri giydirmiş olmalı!! Nasıl oldu da ayağından çıkartmadı şaşıralacak bir durumdu. Ayakkabılarından gözükmüyor ama tırnaklarının hiç kesilmediğini, çorabı yırtıp çıktığını ve topuklarının da aynı şekilde açıkta olduğunu hayal edebiliyordu insan. Ayakkabısının araları açılmış ve birazda bol olmuştu. Bir kaç numara ayağına büyüktü. Ayakkabısı da çamurlardan nasibini almıştı.
İnsanlardan uzak ormanda geçirirdi çoğu vaktini. Kimi zaman mağaralarda, kimi zaman bir ağacın dibinde, kimi zaman bulduğu yıkık dökük virane evlerde veya kulübelerde yatar kalkardı. Bazen şehre iner etrafta dolaşır kimseye bir zararı dokunmazdı. Herkes onu bilirdi ve kimse ona karışmazdı. Çocuklar onu gördüğü zaman yapmadıkları kalmazdı. "Deli!! Deli!!" diye bağırırlar, yerden buldukları taşları kadına atarlardı. Kadın bu duruma çok kızar, çocukları kovalar yakalamaya çalışırdı. Çocuklar yakalanmaktan korksalarda yinede deliyle uğraşırlardı. Yakalanmaktan korkmalarının sebebi ise kadının yakaladıklarına yaptığı işkenceydi. Evet evet işkence.... Kulaklarını kopana kadar ısırdığı yönünde söylentiler vardı, hatta daha fazlası. Ama şimdiye kadar gören olmamıştı sadece bir söylentiydi. Sessiz bir kişiliğe sahipti. Çok konuşmazdı, hatta hiç konuşmazdı. Konuştuğu zamanda kimse ne dediğini anlamazdı. İnsanlarla hiç iletişime geçmemişti. Tek yaptığı durup dururken çığlık atıp kaçmaktı.
Kadın, aklından olduğu gibi duygu ve düşüncelerinden de yoksundu. Çünkü o bir deliydi, hemde ZIRDELİ.... Nasıl hamile kalmıştı. Ve dünyaya getirdiği bu bebek ne olacaktı, deli miydi O'da yoksa? Bu bir delinin ve bebeğinin hikayesi.
Arkadaşlar yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalar.
YOU ARE READING
ZIRDELİ
Random"Kadın ne olduğunu bilemeden yerdeki bebeğe baktı. Çırılçıplak bir bebek ve yer yer vücudunda kanlar vardı. Kendiyle bebek arasında olan kordon bağının ne olduğunu çözmeye çalıştı ve yerde gördüğü taşı eline alarak bebekle arasındaki bağı bir çırpıd...
