Pilot/Pretty Face

322 27 18
                                        

[Şarkı ile okunması rica olunur.]

Flux Bar/ 02:11

Erkek bara girer, güzel oğlanı görür.

Tanışıyorlar mı?

Tanışıyor gibi görünmüyorlar ama birbirlerini biliyor gibiler.

"Kimbilir kim?"

Bu başlangıç mı yoksa son mu?

Görmek üzere olduğunuz şey bu.

Hem başlangıç, hem de son.

Aşk ve veda.

Biliyorum belirtmeme gerek yok ama yapacağım.

Unutmayın ki, herşey yalnızca birer yaratı.

Bir kurgu.

Ama yine de acıtır.

-

[Erkek. Ardından kahkaha geliyor. Başka bir erkek. Aşk]

Başlama şekli bu olmasa da biz böyle başlayabiliriz.

Sehun ağzındaki sigarayı kapıdan girerken attı.

İçeride neredeyse kimse yoktu. İlerledi, güzel çocuğun yanındaki tabureye oturdu. Konuşmaya başladı,

"Merhaba"

"Merhaba." güzel gülümsemesini bahşetti.

Sehun hemen yeni bir sigara yakıp, zehir dudaklarının arasında duman almaya başlarken konuştu "Gelecek misin?"

"Nereye?" sorgularcasına bir bakış attıktan sonra güzel çocuk sigarasından bir nefes aldı. Sehun nereden anladığını bilmiyordu ama acemice içtiğini düşündü ve cevap verdi.

"Roma'ya, uçak birazdan kalkıyor acele etmeliyiz." güldü.

Çocuk ağzı kulaklarına varacak şekilde gülümseyip kıkırdadı. Ve bunu yaparken öyle samimiydi ki sanki elimde olsa geleceğim diyordu.

Eliyle önündeki bardakla oynarken kafasını aşağı indirdi "Sanırım fazla vaktim yok" yine bir tebessüm daha. Sehun kızdı, çocuğun gülüşünü bu kadar hor kullanıyor olmasına.

Ürkütmemek için sakince sağ elini uzattı çocuğa,

"Sehun"

Aynı şekilde karşılık verdi.

"Luhan"

Gülüştüler.

"Sana birşeyler ısmarlayabilir miyim?" Sehun sorduğu sorunun ardından çocuğun kendini kötü hissetmemesi için tanrıya dua ediyordu ki, çocuğun sesi tanrıyla olan kısa süreli münasebetini böldü.

"Bir fincan kahve lütfen." içinin rahatladığını hissetti ve barmen'e 2 kahve siparişini verdi.

Hiç beklemediği bir anda, "Benden tam olarak istediğin nedir acaba?" diye sordu çocuk.

Duraksız cevabını verdi.

"Yalnızca Roma'ya gitmek istiyorum."

Cevap olarak sesli bir şekilde kıkırdadı güzel.

"Sanırım hala biraz erken, birbirimizi daha iyi tanımalıyız"

Luhan katıldığını belli etmek istercesine başını salladı, "Evet katılıyorum."

Kısa bir sessizlikten sonra, kahveleri gelmişti.

"Yalnızca çok güzel olduğunu biliyorum. Söylememe izin verirsen eğer."

"Tabii, veririm." dedi. Sehun'un gözlerinin içine bakıyordu."Peki tüm bildiğin bu mu?" yine ışıl ışıl, gram art niyetin yatmadığı gülümseme.

"Tüm bildiğim şu; Benim rüyam olursan bende senin olurum."

"Ne istiyorsun?" bu sefer gülüşü solmuştu. Şüpheyle bakıyordu, biraz da korku.

"Hoşçakal demek istiyorum."

"Şimdi mi?"

Sehun gözlerini karşısındakinden ayırmadan konuşmaya başladı,

Hayır.

Önce içeri girmeliyim.

Sonra bir masaya ya da barda bir yere oturmalıyım fark etmez.

Güzel bir erkekle beraberim.

İçecek birşeyler ısmarlıyorum.

Bir fincan kahve belki.

Onu içiyorum.

Gözlerine bakıyorum.

Sonra, onu sevdiğimi söylüyorum ona.

Oda bana bakıyor ve gülüyor.

Beni tanımıyor, bu kesin.

Ama ona birşeyleri anımsatıyorum.

Sanki bu şekilde ayrılmam beklenmiyordu benden.

Ama sanırım yapmalıyım.

Bana bakıyor.

Bekliyor.

Gece sürüyor.

Yalan söylemediğimi anlıyor.

Onu gerçekten seviyorum.

Ve işte bu. Tam şuan, "hoşçakal" dediğim an.






leave no trace :: hunhanVerhalen om door geobsedeerd te raken. Ontdek het nu