"Bence dünyadaki en büyük başarı, hayallerinin peşinden koşmak, ve gerekirse hayalin uğruna ölmektir. Benim hayalim.. yani Birsürü hayalim var;
'Arkadaş edinmek, daha başarılı olmak, yanlız hissetmemek, artık birilerinin yanımda olmasını istemek'
gibi mesela.. 15 yaşımda ailemi kaybettim ve yaşadığımız evde daha fazla kalacak cesaretim olmadı.. ben de bu yıl, Osaka'dan buraya -Tokyo'ya- taşındım.. arkadaş deseniz, açıkçası, uzaktan yakından alakam bile olmaz. Denedim.. ortama uyum sağlayabildiğim pek söylenemez, içime kapanık biriyim ama diğerleri beni tanımak için şans verseydi eminim çok iyi arkadaşlarım olabilirdi, yalnızlıktan bıktım.. cidden bıktım .."
Fazla geniş olmayan yatağımdan hafifçe doğruldum.. karşımdaki duvarda saat vardı;
"Saat tam 7 olmuş demek.."
Kendi kendime konuşarak yatağın üstüne oturup bağdaş kurdum ve ellerimle gözlerimi ovuşturduktan sonra ayağa kalktım, sonra da tabiki yatağa düştüm.. daha uyku sersemliğini üzerimden atamamıştım belli ki. Biraz gözlerim kapalı durduğumda kendime gelebildim sonunda, bir duş almak en iyisi diye düşündüm, ağır adımlarla banyoya doğru yürüdüm ve Duş kabinine girdim, suyun sıcaklığını ayarladıktan sonra güzel bir duş alıp giyindim.. şimdi kendimi daha iyi hissetmiştim..
mutfağa girdiğimde yine etrafa bir sessizlik hakim olmuştu. oda gerçekten sessizdi. ben de sırf ses olsun diye televizyonu açtım ve Kahvaltı hazırlamaya başladım.
Kahvaltı bittikten sonra etrafı toparladım ve yatak odama girdim.. aynanın karşısına geçtim, belime kadar uzanan siyah saçlarımı tarayıp ördüm, dudaklarıma biraz nemlendirici sürdükten sonra dolaptan formalarımı alıp giydim.. formalar pek açık renk değildi, zaten açık renk giymezdim ve nefret ederdim.. en sevdiğim renk siyahtı.. kendim gibi, yalnızlığın rengiydi.. yakışırdı bana zaten, severdim siyahı..
Kıyafetlerimi giydikten sonra okul çantamı kapının önüne bıraktım...
Ve asıl savaş başlıyordu..
Ayakkabılar !..
Küçüklüğümden beri ayakkabı giyme özrüm vardı, giyemiyordum işte, hep annem giydirirdi..
Şimdi o da yok..
Gözlerimden akan yaşları fark edememiştim.. hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı.. sildim ve uzun bir uğraştan sonra ayakkabılarımı giymeyi başardım.. sonra da okula gittim..
**************************************************
Okul gerçekten çok büyük ve güzeldi sınıfım da belli olmuştu üstelik "11/A". Bu okula kazandığım burs sayesinde girmiştim, neredeyse herkes kendi parasıyla gelmişti bu okula.. düşünmeyi bırakıp uzun okul koridorunda yürümeye başladım.. acaba 11/A Nerede.. İşte burası.. diğer okulumdaki gibi dışlanmamayı umarak sınıfıma girdim. sınıfa girdiğimde öğrencilerin bazıları sıcakkanlılıkla karşıladı beni, bu çok hoşuma gitmişti, bazıları da umursamaz davrandı işte. Öğretmenlerim beni sevmişti, daha ilk derslerine girmiş olmama rağmen kolaylıkla derslere uyum sağladım. Başarılı biriydim ama ders konusunda açgözlüydüm bu başarıyla yetinemezdim.
Zil çaldı ve Öğle yemeği için yemekhane'ye inmeye karar verdim. Giderken, sanırım herkes okulun yaz Festivali hakkında konuşuyordu ve koridorların duvarına asılan festival afişleri de bu düşüncelerimi doğruluyordu, bir afişin önünde durdum ve kısaca göz gezdirdim, mırıldanarak yazıları okumaya başladım:
YOU ARE READING
Sevgimi Hisset..
Random15 yaşından beri yanlız yaşayan Aika'nın hayatı bu yıl değişecektir. Arkadaşları, en yakın dostu âşık olduğu insan ve düşmanları yüzünden Aika, bu yıl hayatını baştan sona yenileyecektir..
