Lokomotiften çıkan neşeli duman kalabalığı sarmıştı, ayaklarının dibinden her renkten kediler koşuştururken baykuşlar, ağır sandıkların takırtıları, gıcırtıları arasında birbirlerini selamlıyordu.
İlk birkaç vagon öğrencilerle dolmuştu şimdiden, bazıları pencereden sarkmış aileleriyle konuşuyordu, bazıları da yer kavgası ediyordu. Adreanna boş bir yer bulabilmek için el arabasını iterek peron boyunca kalabalığı yararak ilerledi, trenin arkalarında boş bir kompartıman buldu sonunda. Önce Ares'i koydu içeriye, sonra da sandığını çeke çeke tren kapısını götürdü. Bir ucundan tutarak kaldırmaya çalıştı, basamağa koyamadan iki kere ayağının üstüne düşürdü.
"Yardım edebilir miyim?"
Adreannna acıdan iki büklüm bir vaziyette başını kaldırdı. Kızıl kahve saçları omzuna dökülen bir kız ona gülümseyerek bakıyordu.
"Evet, lütfen," dedi. İki kız sandığı ite kaka trene koymaya çalıştılar ama pek başarı olamadılar.
"Of," diye soludu kız, alnındaki terleri silerken. "Bence bir kez daha deneyelim. Bu arada ben Rilletta ama ben Riley'yi tercih ederim."
"Lyra Adreanna. Bende Adreanna'yı tercih ederim," deyip sandığın ucunu kaldırdı. Riley'nin de kaldırmasıyla basamağa kadar çıkarmaya başardılar diye sevinirken sandık kaymaya başladı. Neyse ki trenin içinden biri sandığı çekti.
"Hanımlar, size yardım edeyim."
"Teşekkürler," dedi kızlar nefes nefese. Riley konuşabilecek duruma geldiğinde "Adreanna, ağabeyim Roy," dedi. Roy'un, Riley'nin aksine uzun saçları daha canlı bir kızıldı ve en az Riley kadar sıcak kanlı görünüyordu.
"Tanıştığımıza memnun oldum Adreanna," dedi Roy gülümseyerek, "Hogwarts'a ilk gidişin mi? Riley de yeni," dedi, kız kardeşine döndü. "Riley, kendi sandığını yerleştirdin mi? Ayrıca annem ve babam seni görmek istiyor."
Riley kafasını sağa sola salladı. "Boş kompartıman bulmak o kadar zor ki!"
"Ben bulmuştum," dedi Adreanna. İki kardeş dönüp ona baktılar. "Riley, istersen senle paylaşabilirim."
"Çok sevinirim," dedi Riley. Böylece ikisi de sandıklarını kompartımana yerleştirdiler, Riley ailesiyle vedalaşmaya gidecekken "Sen kendi ailenle vedalaşmayacak mısın?" dedi. Adreanna, Riley'nin gözlerinin içine boş boş baktı.
"Ailem yok."
Aralarında kısa ama Riley'ye uzun gelen bir sessizlikten sonra "Şey, affedersin," dedi, sesi üzgün çıkıyordu, devirdiği çamın altında eziliyormuşçasına etrafına bakındı. "Sonra görüşürüz," deyip hızla kompartımandan çıktı.
Kompartımanda tek başına kalan Adreanna, camın kenarına oturdu ve başını cama yaslandı. Hogwarts'ta böyle soruları karşılaşacağını biliyordu, hoş hayatını boyunca aynı soruyla karşılaşacağını biliyordu. Yine de bu Adreanna'nın gözlerinin dolmasına engel değildi.
Hayatında en nefret ettiği soru: Ailen nerede?
Alaylı bir gülümseme belirdi dudaklarında, aklına çok güzel bir cevap gelmişti. Herkesi şoke edecek bir cevap:
Azkaban'da.
Böyle bir şey demeyecekti fakat bunu insanları söylediğindeki yüzlerinin ifadesi nasıl olurdu diye düşünmek eğlenceliydi.
Gözlerini kırpıştırdı yavaşça, hayal aleminden çıkıp gözlerini kalabalığın arasında dolaştırdı. Ayrılık vakti yaklaşmıştı, anne babalar çocuklarıyla vedalaşmaya başlamıştı; kapıların kapanma sesi geliyordu. Lokomotif buharlarını artırdı.
YOU ARE READING
Before | Harry Potter Fanfiction (Üniversite Sınavı Nedeniyle Ara Verildi!)
Fanfictionİlk, yıldız kaydı. Sonra, göksel uyum parçalandı. Büyü; bilgeliği, sevgiyi, zekayı, dürüstlüğü ve güveni yok etti. Aşkı içinde barındıran güç, büyüyle çarpıştı. Ölümleri oldu zaferleri. Mükemmel düzen, asırlardır kendini onarmaya çalıştı. Lyra Adr...
