Gösterme bana gerçekleri yalanlarımla aram iyi....
Her zaman ki sabahın erken saatlerinde okula gitmek için yola çıktım. Köşeyi dönerken gördüğüm kediye evden aşırıdığım bir şişe sütü önündeki tabağa döktüm. Kedinin başını okşadıktan sonra yoluma koyuldum. Yavaş yavaş yürürken artık şehrin gürültüsünü çekemeyeceğim için kulaklıkları takıp kendi dünyama doğru yola koyuldum. Bilmediğim bir adamın yardımı ile kazandığı okulun önüne gelmştim ''Özel Karahan Koleji'' zengin ve kendini bir şey sanan bir dolu psikopatın okuduğu yer. Ve ben de taze yem burslu yeni öğrenci Alya. İlgisiz ve işkolik aileme gelen fırsat benim eğitimim için büyük fırsat bu okuldan mezun olursam eğer iyi bir yere gidebilme fırsatı. Okulun bahçesinden içeri girip bir kez daha iç geçirdim. '' Hadi bakalım başlıyoruz'' diyerek çantamın sapını elimle sıktım. İçeri girip danışma yazan yerde duran kızın önüne gelip ona baktım. Kız giydiği mini okul şortu ve üzerinde okulun armasını taşıyan daracık bir kısa kollu gömlek ile oturmuş ve bacak bacak üzerinde otururken tırnaklarını törpülüyordu. Ses çıkara çıkara sakız da çiğnemeyi ihmal etmiyor arada şişirip patlatıyordu sakızını. Bir süre anlamaya çalışırcasına onu inceledim ve sonunda dayanamayıp hafif bir öksürük sesi çıkardım.Kafasını kaldırıp bana baktı ve ''Ne var ?'' dedi. Gözlerimi kırpıştırdım ve ''Şey ben müdür odasını arıyorum. Nerde olduğunu-'' konuşmama fırsat vermeden '' İkinci katta merdivenden çıktıktan sonra sağda'' dedi Beni başından kovmak istercesine. Kafamı salladım ve teşekkür etmeyi düşünürken beni umursamadığını fark edince vazgeçip merdivenlere yöneldim. Merdivenlerden çıkıp sağa dönünce müdür odasının kapısının önüne geldim. Kapıyı nazikçe tıklayıp içeriden gel sesini bekledim ama tek duyduğum ses tahta bir şeyin kırılması ve canı yanan birinin bağırmasıydı. Ne yapacağımı düşünmeden içeri daldım ve gördüğüm şeyle dona kaldım. İki genç ve biri oldukça yakışıklı güçlü , biri zayıf. İri ve güçlü görünen çocuk beni görünce gözlerimin içine bakarak diğerini yere doğru fırlattı. Ağzım bir karış olanları izlerken siyahlı çocuk ''Bana bir daha asla tekrar ettirme!'' diye kükredi resmen. Yerdeki çocuğun kalkmaya hali kalmamış yarı baygın bir şekilde yerde uzanıyordu. Kafamı yere eğmiş bunun gerçek olmadığını diliyordum. Ayaklarımın ucunda lacivert ve siyah çizgilere sahip bir ayakkabı görünce kafamı ister istemez kaldırdım ve koyu tonla kaplanmış lacivert gözlerle göz göze geldim. Kafamı yere eğmek hatta deve kuşu gibi toprağa gömmek istedim.
'' Seninle ne yapmalıyım şimdi ben?'' dedi fısıldayarak. Ağzımı bile açamadım. Sadece buradan uzaklaşmak isteyen bakışlar yolluyordum ama bir yandan da yerde yatan kişiye yardım etmek istiyordum. Az önce duyduğum ses yankılandı içimde 'Bana bir daha asla tekrar ettirme' . Korkuyla dudağımı kemirdim ve '' G-görmezden gelebilirsin'' dedim kendimin bile zor duyacağı bir seste. Bir adım geri gitti ve ''Tek seferlik'' dedi ve kapıdan çıkmak üzereyken ''Bir daha gözüme gözükme'' dedi.
Ne zamandır tutuğumu bilmediğim nefesimi bıraktım ve bir iki saniye içinde kendime gelmeyi bekledim. Yerde acıdan kıvranan kişiyle göz göze gelince yanına diz çöküp yaralarını kontrol ettim. Gerçekten iyi hırpalanmış gözüküyordu. Allah aşkına bir okulda bunar oluyor ve tek gören ben miyim? Kimse aldırış etmiyor muydu? Çantamdan mendilimi ve suyumu çıkardım. Suyla mendilimi ıslatıp yüzünü temizledim. En azından yüzü gözü gözüküyordu.Biraz daha kendine gelince ''İyi misiniz?'' diye sordum. Olumlu anlamda kafa salladı ve yüzümü inceledi. Doğrulmaya çalışırken ağzından hafif bir inilti kaçtı. Yardım ederek sırtını duvara dayadım. Şimdi bakıyorum da burası hiç müdür odasına benzemiyordu. Kızın bana yanlış yeri tarif edeceği hiç aklıma gelmemişti. Burası daha çok temizlikçi ofisini andırıyordu. ''Şey acaba burası-'' sözümü bitirmeden lafa atladı. ''Temizlikçi ofisi.'' dedi boğuk sesiyle. ''Sen yeni misin?'' dedi zorla konuşarak. ''Öyleyim ama temizlikçi değilim'' dedim aşağıdaki kıza içimden söylenerek. ''Adın ne'' diye sordu. ''Alya'' dedim. Ve senin adın ne dercesine ona bakmaya başladım. Pek konuşmazdım. Sosyal biri değildim. '' Ben Akın'' diyerek elini uzattı ürkekçe elini sıktım. ''Kalkabilecek misin?'' diye sordum. ''Yardım edersen evet'' diye cevap verdi. Ayağa kalkıp elimi uzattım elimden sıkıca kavrayıp zorda olsa kalkabildi. Dengesini kaybetmiş düşecek gibi olunca hızla beline sarılıp Akın'ın düşmesini önledim. Kolunu omzuma attı ve ''Böyle daha kolay yürürüz'' dedi. Ellerimi belinden çekip tek elimi destek olarak beline attım. Topallaya topallaya çıkarken '' Nereye doğru?'' diye sordum.
Konuşmadı cevap vermedi bir süre sonra ''Ben eve sen müdüre'' dedi. Kafa sallamakla yetindim. Topallayarak dışarı çıktık ve dışarıda siyah bir arabanın beklediğini gördüm. Arabada yaşlı bir adam vardı. Bizi görünce çıktı ve kapıyı açtı ''Buyurun efendim'' diyerek. Şaşkınlıkla oturmasına yardım ettim ve arkamı dönmüş gidecekken ''Hey Alya müdür odası ikinci katta ama solda'' dedi. Gülümsedim ve kafamı salladım. Dönüp müdür odasına doğru çıktım.Bu sefer kapıda müdür yazdığına emin olup öyle içeri girdim. Müdür gayet güler yüzlü ve anlayışla karşıladı bir kaç da öğüt verip sınıfıma yolladı beni. İlk günden geç kalmış ve saçma sapan bir duruma düşmüştüm. Sınıfa doğru koşar adım gittim ve kapıyı tıkladım. İçeriden gir sesi duyulunca derin nefes alıp içeri girdim. Öğretmen kim olduğumu sorunca ''Alya Yalçı yeni öğrenciyim'' diyerek geçiştirmiştim ve öğretmen beni tek boş yere doğru yolladı. Kafamı bile kaldırmadan alaycı bakışları hissedebiliyordum. En son sıraya geldiğimde kimle oturacağımı görmek için kafamı kaldırdığımda görüdüğüm kişi sertçe yutkunmama yol açmıştı. En çokta alayla bakan oydu ve diğer herkesten daha delici bakışları vardı. Ne olur sakla beni baba burada olmak istemiyorum....
YOU ARE READING
Sarıl Bana
ChickLitSaklanmaya ihtiyaç duyan gerçek bir insanın hikayesiydi benimki asla gerçek olacağına inanmadığım, gerçek olamayacağını bildiğim bir hayaldi... Biri bir şey der diye yapmaktan korktuklarımız bizi yanlış biri olmaya sürüyor Kendi söylediğimiz...
