10. Bölüm

208 13 2
                                        

Eve varmadan önce yolda bir çiçekçiye uğradım ve bir demet papatya aldım neticede evine ilk defa gidiyordum ve boş gitmek ayıp olurdu. Onun evine vardığımda şaşırmıştım çok güzel ferah bir bahçesi vardı. Arabamı içeri çektikten sonra evin kapısını çaldım kısa bir süre sonra kapıyı açtığımda kimseye gülmediği gibi gülümsemişti onun o kusursuz dişlerini görebiliyordum. Birbirimize baktıktan sonra süzdük gri tişörtü ondan sarkan haç kolyesi ve gri kısa eşofmanıyla çok güzel duruyordu. Bana bakarken belli bir süre gözü açık olan göbeğimde kaldı ama sonra hemen dönerek gelsene içeri dedi. Papatyaları ona uzattığımda gülümsedi ve teşekkür ederek mutfağa götürdü. Bende bir vazo isteyerek onları suya koydum ve çiçeksiz olan salonunun bir köşesine koyarak hareketlilik sağladım. arka bahçesinde kahvaltı masası vRdı. Ama daha tam hazır değildi hazırlıyorda bana 'Otur sen benim birkaç Bişi getirmem lazım sonra başlarız.'
Ben:
-Olur mu öyle şey ya bende yardım edeceğim.
Tanrı'nın vermiş olduğu kutsanmış gülümsemesiyle güldü ve 'Tamam, gel' dedi.
Hemen içecekleri sıktım portakal suyu muhteşem bir tarif ti. Sofraya götürdüğümde bardakları koydum ve dönerek çatal, bıçak setlerini koydum. Peçeteyi de koyduktan sonra Brooklyn'de son iki tabağı koydu. Sonra benim yanıma geldi oturduğum sandalyeyi çekti. Bu centilmen davranışı çok hoştu. Brooklyn arayı soğutmadan lafa girdi.
-Eee nasılsın, nasıl buldun?
-Bu konuda bu kadar yetenekli olacağını bilmiyordum açıkcası.
-Hmm kendine hangi yemekte güveniyorsun?
-Hmm Milano usulu risotto. Favori yemeğim aaa bide Soğan Çorbası Frasız usulü Cenova'da öğrenmiştim söz sana yapacağım bi gün.
-Peki bekliyorum bak. Ben en güzel akşam yemeği için pek bişi anlamam pizza falan.
-Kolaya, hazıra kaçıyorsun anlaşılan :,D
-Biraz. Belki. Tamam EVETTT.
-Ajaha bencede haftaya film çekimleri var.
-Aaa evet 'Paper Towns' güzel bir film olacak. Buna eminim.
-Buldun demek.
-Kitabını da sen gelmeden önce bitirdim.
-Aaa süper. Ya Brooklyn yani Brooks gelsene haftaya çekime. Benimle hem canım da sıkılmaz.
-Hmm ya akşam haber versem bi anneme babama da sorayım. Öyle döneyim sana.
-Olur zaten 6 hafta sirecek çekimler, yoğun çalışacağız, Los Angeles ilk durak hem New York'a falan da gideceğiz.
-Aaa süper gezeriz ben gezdiririm seni dediğimde elime dokundu ben kızarınca 'Özür dilerim şey neyse' dedi ve kahvaltımızı etmeye başladık. Aynı zamanda da sohbet etmeye de devam ediyorduk.
-Oo süper olmuş.
-Teşekkür ederim elim lezzetlidir yani.
-Kendini de övermiş de okulda yoktun.
-Dün gece geç yattım kalkamadım senin gibi. Geleceksin dimi partiye.
-Evet, geleceğim. Zaten çekimlerden önce süper olur benim için de.
-Seni erkenden alacağım kıyafetlerinin yanına al, rahat bir şeyler giy. Parti hazırlıkları için de yanımda ol. Catering şirketi işi yapacak ama burada ol.
-Tamam burada olacağım.
Kahvaltımızı yaptıktan sonra Brooks kahve yapmaya gitti. Brooklyn'nin yanına gittim. Onu izlemek hoşuma gidiyordu. O sırada kapı çaldı. Brooks:
-Tatlım sen baksana ya kapıya. Tamam kapıyı açtım. Kapıda David Beckham, Romeo Beckham, Cruz Beckham ve Harper Beckham duruyordu. Şaşırdım sadece Brooklyn buraya gel dedim. O da gelince şok olmuştu içeri davet ettik. Oturduktan sonra.     David Beckham:
-Nasılsın güzelim bayadır görüşemiyoruz seninle.
Romeo atlar:
-Sonunda kızı tavlamış deli gibi aşıktı. Hele şükür.
Brooklyn:
-Ölmek istemiyorsan sus Romeo James Beckham.
David:
-Bize de bir kahve yap bizde içelim. Çok güzel kahve yapardın New York'ta bize :)
Brooklyn:
-Ben de içeriyi toplayayım.
Ben:
-Tamam.
Kahveleri yaparken Brooklyn de işleri yapıyordu. Sofrayı kaldırmış kirli tabakları bulaşık makinasına atıyordu.
Brooklyn:
-Geleceklerini bilmiyordum mahvettim özür dilerim. Duydukların içinde.
Cevapsız kaldım biraz:
-Sorun değil kahveden sonra çıkayım onlar da şaşırdı.
Brooklyn:
-Tamam tekrardan özür dilerim.
Kahveleri götürdüm.
David:
-Brooklyn'le aynı okula gelmiştin sen de dimi.
Ben:
-Evet, defile günü de fazla konuşamamıştık.
David:
-Evet güzelim ama artık konuşuruz fazla hem Victoria da seni özlemişti gel bir gün bize yemeğe.
Ben:
-David biliyorsun sinema filmi çekimim var haftaya Brooklyn'nin partisinden sonra Brooks'u da kaçıracağım.
David:
-Süper olur. (Brooklyn içeri girer.) Onun için de bi değişiklik olur seninle gitmesi.
Brooks:
-Ben de bugün karar verdim özür dilerim size söyleyemedim daha.
David:
-Sorun değil Eliza kızım gibidir. Git ama çekimden sonra bekliyorum.
Ben:
-Elbette Victoria da bekliyordu. Zaten.
David:
-Tama güzel kızım benim.
Ben:
-Aslında bugün okula da gitmedim Brooks gibi babam da erken gelecekti ben kalksam.
David:
-Tamam tatlım görüşürüz.
Bütün Beckham ailesine sarıldıktan sonra. Brooklyn kapıya kadar eşlik etti.
Brooks:
-Özür dilerim bu emrivaki tavır için.
Ben:
-Bu lafı duymamış olayım kırılırım bak.
Brooks:
-Peki. Dedikten sonra sarıldı.
  Evden çıkıp arabama bindim. Müziği açıp yola koyulmuşken o bana aşıktı ama ben ona aşık mıydım onun canını yakamam. Peki babam eve gidince onunla konuşmam gerekiyordu. Brooklyn benimle gelecekti offff offf....

Evet arkadaşlar bir bölümün daha sonuna geldik. 10. Bölüm sınır koymayacağım ama beğeniler biraz daha yükselirse çook mutlu olurum.

Before&After||BROOKLYN BECKHAMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin