Bölüm 2

38 3 0
                                        

"Naz seni aradığında ne dedi?" diye sordu, karşımda duran polis memuru.

"Ona yardım etmemi, onu kurtarmamı söyledi. Telefonda çığlık atıyor ve ağlıyordu." Diye cevap verdiğimde tekrar sordu.

"İntihar eden biri niçin sizden yardım istemiş olabilir ki?"

"İnanın bilmiyorum. Bende neden yardım istediğini öğrenmek için evlerine gittim fakat taşınmışlar."

"Peki neden en son sizi aramış olabilir?"

"Ya, ben hiçbir şey bilmiyorum. Dediğim gibi biz onunla sadece sınıf arkadaşıydık" Son kelimeyi bastıra bastıra söylemiştim. Aynı soruları cevaplamaktan bu gergin ve ciddi ortamdan çok sıkılmış ve korkmuştum. Bu nedenle devam ettim.

"Aynı soruları daha kaç kere cevaplamam gerekiyor?"

Karşımda duran polis memuru da farkındaydı durumun sıkıcılığının. İçi bilinmezliklerle dolu bir sürü soru vardı ve benim cevaplarım hiçbir işe yaramıyordu.

"Peki öyleyse son bir soru" deyip devam etti. "Naz'ın telefonunda 'herşeyim' diye kayıtlıymışsın"

Dediğinde sözünü keserek, "Evet bunu biliyorum, söylediniz" dedim. Ben sustuğumda polis memuru devam etti.

"Kendisinde bildiğiniz herhangi bir eş cinsel eğilimi var mıydı?"

"Hayır, yani sanırım yoktu. Çünkü Naz'ın ben bildim bileli bir erkek arkadaşı var ve bunu sizde biliyorsunuz." diyerek soruya cevap verdim.

Karşımda duran beklide mesleğinin gereği sert bakışlı adam sesini yumuşatmaya çalışarak "Teşekkürler Begüm hanım." dediğinde gözlerimi gözlerine sabitleyerek, umut dolu bir sesle "Bitti mi?" diye sordum.

"Elbette bitti" dedi birazda gülümseyerek ekledi "Gidebilirsiniz."

Oturduğum sandalyeden kalkmak için ayağa doğrulduğumda adama bir soruda ben sordum."Şimdi ne olacak?"

" Pek bir şey olacakmış gibi görünmüyor. İntiharda şüpheli durumlar olduğundan dolayı ceset otopsiye gönderilecektir, herhangi bir durumla karşılaşılmazsa dosya kapanacaktır." Dedi.

O cümlesini bitirdiğinde bende sorgu odasının o pis atmosferinden kurtulmak için ilk adımlarımı kapıya doğru attım. Bahçeye çıktığımda bankta oturmuş beni bekleyen babama doğru ilerledim. Uzun süredir beni bekleyen babamın yanına geldiğimde, sanki benim gelmem, gözlüyormuş gibi benimle eş zamanlı yanımıza genç bir çocuk geldi. 20-21 yaşlarında uzun boylu bir çocuktu yüzüme bakarak " Ben Naz'ın erkek arkadaşıyım seninle biraz konuşabilir miyiz?" dedi. Sesinin güçsüzlüğü her halinden belliydi. Babam yanımda olduğundan çok detaya inmek istemedim 'Ne hakkında konuşacağız?' demek yerine kafa sallayarak ona cevap verdim. Cevabı aldığından ileriki banka doğru yürümeye başlayınca izin almak için babamın gözlerinin içine baktım tepkisiz duruyordu bu sanırım 'git' demekti. Bende ileride yürüyen çocuğun peşine düştüm. Az ileride duran boş banka oturduğumuzda. Yüzünü yere sabitlemiş yüzüme bakmadan "Naz neden seni aradı?" diye sordu.

Bir hırsla "Cidden bu sorulardan sıkıldım daha kaç kişiye söylemem gerekiyor bilmiyorum" deyince kafasını yerden kaldırdı ve gözlerimin içine baktı. Çok sevdiği birini kaybetmiş görüntüsünü rahat bir şekilde taşıyordu. Saçları dağınık ve terli, gözeri ağlamaktan, uykusuzluktan kıpkırmızı, göz altları şiş, sanki konuşmak canını yakıyormuş gibi ara ara duraksayıp derin nefesler alıyor yüzünü buruşturuyordu, etrafa boş ve uzun bakıyordu.

Bu haline içim sızlasa da, üzülsem de ona yardım edecek yada onu teselli edecek ne bir samimiyetim vardı nede halim.

"Bana yardım etmeni istiyorum Begüm" dedi gözlerini gözlerimden ayırmadan.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 11, 2015 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

ÖLÜMÜN İNSAN ÜZERİNDE ETKİSİWhere stories live. Discover now