3.BÖLÜM: KAYBOLMUŞ RUHLAR
Bölüm Şarkısı: Thirty Seconds To Mars - Closer To To Edge
Alarmın çalmasıyla gözlerimi araladım. Ama nedense yataktan kalkacak gücü kendimde bulamadım. Telefona gelen mesaj sesiyle yattığım yerde doğruldum. mesaj babamdandı.
Gönderen: Babam Bugün seni okula bırakmak isterdim ama benden uzakta olduğun için pek mümkün değil. Yeni okulun ve yeni okul yılın umarım iyi geçer kızım. Seni Seviyorum.
Ah! Hadi ama arayabilirdin. O kadar da zor değil baba.
Gönderilen: Babam Teşekkür ederim baba.
Biraz daha yatakta kalırsam uyuyacağımı bildiğim için kalktım ve banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım. Asıl eziyet Deniz'i uyandırmaktı. Odaya girdiğimde Deniz'i göremedim. Banyoda da yoktu. Biraz paranoyakça olabilir ama artık her sevdiğim insanın başına bir şey gelecekmiş gibi hissediyordum. Sanki yine o kötü günler yaşanacak ve güzel şeylerden uzak kalacakmışım gibi geliyordu. Düşüncesi bile beni korkutuyordu. Bir daha sevdiğim insanın başına bir şey gelirse kaldıramayacağımı biliyordum. Hele ki bu sevdiğim insan Deniz ise. Hızla asağıya indiğimde mutfaktan seslerin geldiğini duydum. Yavaşça kafamı mutfağa uzattığımda şaşkınlıkla gözlerimi araladım. Bizim. Deniz. şu. sarışın. olan. kahvaltı. hazırlamış. İnanılır gibi değil!
"Deniz iyi misin?"
" Evet niye iyi olmayayım ki?" " Kahvaltı hazırlamışsın!"
"Aynen öyle ve sende hala giyinmemişsin. Hadi çabuk ol!"
Hızla odama çıktım ve okul formamı giymeye başladım. Okulun ilk günü formayla gitmek akıl işi miydi? Dün akşam Cüneyt okulun bu konu hakkında hassas olduğunu söyleyip kesinlikle formaları giymemizi rica etmişti. Formalar tam bir faciaydı. Açıkçası Deniz'e hak verdim. Kırmızı, siyah kareli ve üstüne üstlük pileli bir etek, beyaz gömlek, lacivert kravat. Dün gece saçlarımı örüp yattığım için şimdi uğraşmama gerek yoktu; zaten kıvır kıvır olmuşlardı. İnce bir eyeliner ve maskarayla işim bitmişti. spor ayakkabılarımı giyip aşağıya indim. Deniz telefonuyla uğraşırken benim geldiğimi anlayıp baştan aşağıya süzdü.
" Vay, kızılların kraliçesi olmuşuz bakıyorum."
" Vay, aptal sarışın moduna geçmişiz bakıyorum." Pek iştahım yoktu ve yemezsem midemin bulanacağını adım gibi biliyordum. Kendimi bildim bileli hassas bir mideye sahiptim. Aslında okul zamanları kahvaltıda sadece kahveyi tercih ederdim. Ama Deniz belki de hayatında ilk defa kahvaltı hazırlamıştı ve ben Irmak ÖZGÜLER bu tarihi olaya tanıklık etmiştim. Hem hazırladığım kahvaltıyı yemezsem, Deniz kahvaltı yerine benim başımın etini yerdi. Boş boş kahvaltılıklara bakarken hiçbir şekilde yiyemeyeceğimi anladım.
" Irmak, canın istemiyorsa yeme. Hem geç kalacağız."
" İyi madem, masayı toplayıp çıkalım." Masayı topladıktan sonra son kez aynaya bakıp çantamı elime aldım. Tam çıkacakken kapı çaldı. Kapıyı açtığımda Cüneyt ve yanındaki kızla karşılaştım.
" Günaydın Irmak."
" Günaydın."
" Sevgilim bak işte yeni komşularımız, gerçi Deniz yok ama. Bu güzel kız da benim sevgilim Öykü."
Bu görüntü karşısında kusabiliyor muyduk? Zira böyle sevgi sözcükleri midemi bulandırıyordu. Sevimsiz bir şekilde gülümseyerek elimi uzattım. Öykü de samimi olmayan tavırla bu hareketime hoşgeldin dedi. Tamam belki insan sarrafı değildim ama bu kızda iyi şeyler hissetmemiştim.
YOU ARE READING
MEFTUN
ChickLitHem öldürmek isterken, hemde yaşatmak istenir miydi? Yaşadıkları ölüm ve yaşam senfonisine 'AŞK' dahil olursa, ne olurdu? Irmak Özgüler... Annesinin ölümüyle ruhunu tabuta koyup karanlığa iten genç bir kız... Ekin Sipahi... Karanlıktan doğan ve şeyt...
