Birleşme

30 3 0
                                        

 Soğuk, turunculaşmış, kurumuş yaprak parçası yere çakılırken havada kar taneleriyle beraber süzülüyordu. Ufak dokunuşla beraber Teomanı yerinden hızlıca fırlatabilmişti. Teo artık o kadar pimpirikliydi ki ufak bir hayvan kıpırdamasına kulak zarları delinircesine tepki veriyordu. Ya da bişeyler olmuştu, kulaklarına derinlik katan bişeyler. Derin iniltileri duyabiliyor, hayvanların kalp atışlarındaki gizemi fark edebiliyor, uzaktan gelen hava değişikliklerini teninde hissediyordu. Normal olmayan şeyler vardı, o günden beri. O aydınlığın etkisinde gelişen ölümlerin olduğu günden beri... Aklını kaçıracak gibi oluyordu bazen, Çünkü mantıklı açıklaması olmadan yaşadığı bazı şeyleri yaşamamış gibi düşünmeye zorlamıştı kendini. Fırtına, kralın askerlerini öldürdüğü o hengamede farklılaşmıştı, daha sonra bazı sesler onunla konuşmuştu. Kızı elinden kaçırdığı o gün, kendi ve atının vücut değişimini hissedebiliyordu. Duyduğu, gördüğü, hissettiği şeylere karşı aşırı tepki verişine ayak uyduramayıp, kızı ellerinden kaçırmıştı. Ondan sonra babasının zoruyla onlardan ayrılıp bu yollara kadar gelmişti. Doğru ya Fırtına bu kadar uzun yolu bu kadar kısa sürede nasıl alabilmişti? Farklılığın sadece diğer durumlarda geçerli olmadığını o da iyi biliyordu. Duygularını uzun süre kalbine saklamışlar gibi şimdilerde damarlarına pompalanan her kanda yoğunca hissedişini fark ediyordu. Özlem duygusu, korkaklık duygusu, bağlılık duygusu, nefret duygusu, intikam duygusu, sevgi duygusu... Tüm duygularını beyninden kalbine kadar tüm azalarında hissediyordu.

Özlem... Sevgi... Babası ve annesi... Onları kontrol etmeliydi. Yollarda hızla buralara kadar gelirken Fırtına'nın geri dönüşe isyanıyla vazgeçişine kızıyordu, için için. Huysuzluğunun azaldığı şu dakikalarda soğuğun tattırmadığı uykudan vazgeçerek yollara geri düşmeye karar vermişti. Fırtına bu sefer karların arasından hızla süzülüyordu. Yeniden Teoman ile bir bütün olmuşlar, tüm isteklere karşı aynı istikamette hareket ediyorlardı. Fazla olmadan yine o uzun yolu beş altı saatte almışlardı.

"Burada ne işin var." Diye seslendi, fısıltıyla bağırmaya çalışan arkadaşı Emir.

"Ailemi bırakıp gittim, geri dönüp kontrol etmek istedim. Onları gördün mü?" Diye acele cevap verdi.

Vakit kaybetmek istemiyordu, bir an önce annesi ve babasını sağ salim görmek ve aynı zamanda babasının demek istediği gerçekleride tam olarak öğrenmek istiyordu. Nasıl meraklı olmasın... Amcası, Fırtına, babası derken şimdi yaşadıklarıda onu bu meraklı soruların cevaplarını bulmaya itiyordu.

"Git hemen! Vakit kaybetme! Kralın adamları seni arıyor! Uzun zamandır görülmeyen süvarilerden birini bile göndermiş.. Eğer beklersen seni beş dakika içinde kıskıvrak bulur. Onlar izcidir. Onlar gözcüdür. Onlardan kaçmak zordur! Kaç dostum! Kaç kardeşim! Bu zalimlerin zulmüne oyuncak olma!"

Kim ne derse desin kaçmazdı Teoman. Cılızdı, ama damarlarında yiğitlik taşırdı. Ailesinin selametini görmezse adımları ölüme gitmiş olsun umrunda olmazdı. Tam damarlarında kaynayan kanları onu harekete geçircekken bir sesin beyninin içinde süzülmesi dengesini bozmuştu, az daha Fırtınanın eyeri onu tutmaya yetmeyecekti.

'Bundan sonra yolunu söyle yeter. Senin gösterdiğin yolda dört nala seni gururla taşıyacağım.'

Konuşan gürlüyordu, ama sesini sadece Teoman duyabilmişti. Buna konuşmada denemezdi. Kelimeleri adeta beyninin içinde yankı buluyordu. Yüzündeki garipliği fark eden Emir'in merakı artınca kendini tutamayıp sordu.

"Neden seni arıyorlar? Ne düşünüyorsun öyle derin derin?"

Emir'in sorusuna cevap vermedi, vereceği cevabıda yoktu. Elindeki ipini sallayıp karlı yolları adeta kar fırtınasına çevirerek yola devam etti. Emir ise ardından korkuyla bakakaldı. Etrafını kolaçan etti, kimseyi görmemenin rahatlığıyla evine yol aldı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 11, 2015 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Süvarilerin DönüşüWhere stories live. Discover now