Ceren'in iğrenç esprisine gereken tepkileri verdikten sonra sınıfa biyoloji öğretmenimiz Defne hoca girdi.Bizde konuşmayı kesip sevgili öğretmenimizi dinlemeye başladık.
Ders bittikten sonra cerenin anında yanımdan kaybolmasına bir anda anlam veremesem de Can'ın yanında bittiğinde anlamıştım.Aslında canın onun yanında bitmesi cerenin az da olsa kendini ağırdan satması gerekiyordu ama yapamıyordu işte.Bende bu konular da hiç sevgilisi olmamış biri olarak anca cerene bilmiş bilmiş yorum yapardım zaten.
Ben onlara baktıktan sonra gözlerimi devirip kantine doğru yol alırken kolumda bir el hissettim.Dönüp kolumu tutan kişiye baktığımda hiç şaşırmadım.Çünkü kolumu tutan elin sahibi Ömer idi.Ömer'i ilkokuldan beri tanırdım ve ne şanssa ortaokuldan beri aynı sınıftaydık.Ömer ortaokulda bunu utandığından söyleyemese de ben anlamıştım bana karşı bir şeyler hissettiğini zaten o da lise iki de cesaretini toplayıp itiraf etmişti.Ben ona lütfen kantine gitmeyi teklif etme diyen gözlerle bakarken "beraber kantine gidelim mi?" dedi sırıtarak.içimden her ne kadar gözlerimi devirme isteğiyle savaşsam da bu savaşı kazanmıştım ve gözlerimi devirmemiştim.Ona karşı hiçbir şey hissetmememe rağmen Ömer iyi bir çocuktu ve üzülmesini istemiyordum."tabi gidelim" dedim sahte bir gülümsemeyle.
Aramızda hiçbir şey olmamasına karşın onun bana karşı hislerini bildiğimden yanında rahat olamıyordum bu da beni huzursuz ediyordu.
Neyse Ömerle kantine gitme keyfini(!) ve dersleri atlattıktan sonra cerenle birlikte çıkışa doğru yönelmiştik.omzumda çok olmasa da biraz acı hissettiğimde yanımdan geçen Betül'ü farkettim.Bugün Ömerle kantine gittiğim için tepkisini omuz atarak gösteriyordu.Betül Ömeri ilk gördüğünden beri aşıktı ve Ömer'in bana karşı hislerini öğrendiğinden beri de bana düşmandı.hiçbir şey yapmadan yoluma devam ederken eş zamanlı olarak da karşılaştığım hocalarıma selam veriyordum.Cerenle yolumuzun ayrıldığı yere geldiğimizde öpüştük ve ayrıldık.
Etrafıma saf saf bakınarak yürürken karşıdan gelen ultra yakışıklıçocuğa bakmadan edemedim zaten sonra da gözlerimi başka bir yöne çevirememiştim.Eşofman takımi giymişti.Eşofman üstünün kapüşonunu kafasına geçirmiş,kulaklıklarını takmış kömür siyah saçları ve gece mavisi gözleriyleoldukça havalı bir şekilde yürüyordu.Suratıma bile bakmadan hızlıca yanımdan geçişiyle kendine has mükemmel kokusu burnuma dolmuştu.Taksi durağına doğru ilerlerken görüntüsü aklımdan gitmiyordu.
-----------
Eve geldiğimde karnım kurt gibi acıktığından hemen mutfağa yöneldim.Bir şeyler atıştırdıktan sonra odama doğru yürümeye başladım.Babam evde yoktu şuanda muhtemelen o çok önemli toplantılarından birindeydi.Odama girer girmez kendimi yatağa attım.Dün gece iyi uyumuş olmama rağmen oldukça uykum vardı.Bugün gördüğüm çocuğun düşüncesiyle uykum arasında çelişkide kalsam da uykum ağır bastı ve gözlerim yavaşça kapandı.
Gözlerimi açtığımda yanımda birinin olduğunu hissettim.bu ürkmeme sebep oldu.Yanımda kimin olduğuna bakmak için kafamı çevirdiğimde gözlerim yerinden fırlayacakmış gibi oldu.Çünkü yanımda bugün gördüğüm ultra yakışıklı çocuk vardı.O güzel gülümsemesiyle bana bakıyordu.Yataktan kalktı ve elini bana uzattı.İlk defa duyduğum bana göre muhteşem olan sesiyle "gel" dedi.İkiletmeden yataktan kalktım ve elini tuttum.Beraber odamdan çıktık.Yürümeye başladık fakat babamın "toprak" diye seslenişini duyduğumda irkilerek uyandım.
Rüya olduğunu farkettiğim de büyük bir hayal kırıklığı yaşarken babamın sesini tekrar duydum ve yataktan kalkıp odamdan çıktım.Salona kadar gitmek zor geldiği için "efendim" diye karşılık verdim."tamam sadece evde misin diye seslendim bir şey yok" dediğinde o mükemmel rüyadan beni uyandırdığı için babama trip atmayı kafamın bir köşesine not ettim ve tekrar odama dönüp kendimi yatağa fırlattım.Acaba yeniden uyursam rüyanın devamını görebilirmiyim düşüncesi ve umutsuzluğuyla gözlerimi tekrar kapattım.Fakat mümkün olmayacağını bildiğimden oflayarak gözlerimi açtım.Susadığımı farkettiğim de yataktan kalkıp mutfağa doğru ilerlerken salonda babamın koltuğa oturmuş televizyon izlediğini gördüğümde şaşırdım.Oysaki şuanda çalışma odasında işleriyle meşgul olsa daha normal olurdu.Bunun üzerinde fazla durmadan odama döndüm.Komodinin üzerinde duran telefonumu alıp instagram da dolaşmaya başladım ve aniden durdum.Çünkü Ömer'in fotoğrafında o güzel gülümsemesiyle ultra yakışıklı çocuk duruyordu.
AMAN ALLAHIM!!
Ömer bu çocuğu tanıyor muydu? fotoğraftan nerede olduklarını anlamaya çalıştım ve tabiki de oldukları yeri anlayamadım ancak fotoğrafın altında "alaz'la birlikte" yazıyordu.
Adı alaz mıydı? Ömer bu çocuğu nereden tanıyordu? Eğer okuldansa ben neden daha önce onu hiç görmemiştim? Oldukça şaşkın bir şekilde ekrana bakarken daha doğrusu onun gece mavisi gözlerine bakarken kapımın çalmasıyla bir an da yerimden fırladım.Babam kapıdan sadece kafasını çıkartmış somurtarak bana bakıyordu.Ona baktığımda "gece mavisi kravatımı gördün mü?" diye sordu.Benim aklıma direk Alaz'ın o güzel gözleri gelirken istemsizce sırıtmaya başladığımda "cevap versene kızım" dedi babam.Ben de kendimi düzelterek "salonda koltuğun üzerinde görmüştüm" dedim onu geçiştirme isteğiyle dolup taşarken.
Yarın okulda bu konuyu uygun bir şekilde Ömer'e sormalıyım diye düşünürken bir an da kafamda bir acı hissettim dank etmişti çünkü bugünün cuma olduğu...
------------
Lütfen vote yapmayı ve arkadaşlarınıza önermeyi unutmayın hikayem yeni yardımlarınıza ihtiyacım var.please
