14.Bölüm~~

2.5K 126 5
                                        

-İtalya-

Sabah uyandığımızdan beri eşyalarımızı toplamaya çalışıyorduk. Mücevherlerimizi tek tek yerleştiriyordum mücevher kutusuna. Karmina elbiselerimizi dikkatli bir şekilde katlıyordu. Bugün yeni sarayımıza taşınacaktık. Daha doğrusu yenilenmiş sarayımıza. Ablamın kapıdan içeri girince neler hissedeceğini merak ediyordum. On yedi yıldır hiç gitmemişti. Ben olsam ağlardım herhalde.

Dışarıdan yeni arabamızın sesi gelmeye başladı. Artık yürümeyecektik. Özel bir uşağımız bile vardı. Yeniden prenses olduğum zamanlara dönmüştüm. Ablama baktım. Bana gülümseyip başını dikleştirdi.

''Hadi Isabella,sarayımız bizi bekliyor.''

Reverans yaptım.

''Emredersiniz, kraliçem.''

Gülerek dışarı çıktık. Karmina'nın kucağında Amore'nin kutusu vardı. Eşyalarımızı arabaya yerleştirdiler. Uşağımız ablamın elini tutup arabaya binmesine yardım etti. Ablamın nasıl da büyük bir zerafetle bindiğini görünce gülümsedim. Uşak aynısını bana da yaptı. Karmina bana bakıyordu. Güldüm.

''Kıyamam sana. Gel senin elini de ben tutayım.''

Dediğimi yapınca Karmina elimi tutup havalı bir şekilde karşıma oturdu. Kahkahalara boğulduk her birlikte. Yol boyunca yeni saray hakkında konuştuk. Çok merak ediyordum. Eski odamız nasıldı acaba? Belki de tanıyamayacaktım. Arabamız durunca kalbimin heyecanla attığını hissettim. Ablam da benden farklı değildi. Karmina hemen indi. Eşyaların taşınmasına yardım edecekti. Ablamın elini tutup aşağıya inmesine yardım ettim. Kapıya gelince kendimi çok tuhaf hissettim. En son geldiğimde kırıktı. Şimdi ise altın kaplama bir bölüm eklenmişti üzerine. Kapıya iyice yaklaşınca nöbetçiler bize selam vererek kapıyı açtılar. Başımız önde bahçeye girdik. Gözlerime inanamıyordum. Bahçe mükemmel görünüyordu. Adını bile bilmediğim bir sürü güzel çiçekle donatılmıştı. İspanya'daki bahçeden bile güzel görünüyordu.

Başımı kaldırıp sarayımızın dışına baktım. Kim yaptıysa şaheser yaratmıştı. Sarayın yanlarındaki altın kaplamalar çok dikkat çekiyordu. Sanki yıkıp baştan yapmış gibiydiler. İçeri girdik. Ablam önden gidiyordu. Her adımda içimden vay canına diyordum. Ablam eskiden balolar düzenlediğimiz büyük salona girdi. Ben ise korkuyordum.. Anıların beni tekrar ele geçirmesinden.. Yavaşça arkasından girdim. Her şey değişmişti ama salon yine aynı salondu. Doğum günümde sıkıntıdan patladığım anlar geldi gözümün önüne. Köşeye geçip karşı tarafa baktım. İşte annem oradaydı. Bana el sallıyordu. Sağımdaki prensi gösteriyordu bana. Sonra babam içeri giriyordu arkadaşlarıyla.

Ağladığımı elime düşen gözyaşından anladım. Pencereye dönüp gözlerimi sildim. Ablamı da ağlatmak istemiyordum. Ablama baktım göz ucuyla. Sanırım o da ağlıyordu. Yanına gittim. Bana döndüğünde yanaklarının ıslak olduğunu fark ettim.

''Bu salonu rüyalarımda birçok kez gördüm. İkimiz dans ediyorduk yine. Hatırlıyor musun bir keresinde ben düşmüştüm ve herkes gülmüştü. Sonra sen o küçük boyunla gelip beni kaldırmıştın. Hatta beni odamıza götürmüştün. Gece boyunca da aşağıya inmemiştin.''

Gülümsedim. Hatırlıyordum tabiki. Kendime onunla ilgili anılarımı unutmama sözü vermiştim. Ablam merdivenlere yöneldi. Sanki her yeri tekrardan hatırlamak istiyor gibiydi. Odamıza geldiğimizde kapıyı yavaşça açtı. İşte bu en zor bölümdü. Yenilenen odamıza baktım. Yatağımız aynıydı. Gidip yavaşça oturdum. Ablam da yanıma oturdu. İkimizin aklından da aynı anların geçtiğini tahmin edebiliyordum. Birbirimize sanki yeni kavuşmuşuz gibi sarıldık. Sımsıkı..

-İspanya-

Andrew arkasına baktı.

''Acele et,Christina. Yakalanacağız şimdi.''

Kızıl PrensesHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin