bölüm 5

118 11 3
                                        

Medya: Ilgaz Dağ

Playlist: Lana del rey- dark paradise

İyi okumalar :)

Güne, sanki beynimi hunharca gözlerimdem çıkarıp kafatası boşluğuma betonla karışık demir eritip dökmüşler sonra da kafamın üstüne fil oturtmuşlar gibi başlamak sanırım en son istediğim şeydi. Gözlerimi açamamam bir yana birde başım hiç olmadığı kadar ağrıyordu. İlk önce nerede olduğumu algılamaya çalıştım. Odanın kokusuna bakılırsa benim odam çünkü şu ana kadar kimsenin odasında yoğun bir şekilde portakal çiçeği kokusunu duymamıştım.

"Leyla hanım, hemen o çok değerli uykundan uyanıp acilen bana açıklama yapıyorsun! Seni dün gecenin bir yarısı getiren adam kimdi?! Neden tanımadığımız bilmediğimiz bir herifin kucağında eve geliyorsun ve, ve sen nasıl içki içersin!"

Normalde bana huzur veren annemin sesi şimdi sanki dünyanın en cırtlak en gür sesi gibi gelmişti. Hem ne diyor bu kadın ne adamından bahsediyor? Ayrıca ben dün neredeydim? Ben bide içkin mi içmişim? Tekrar gözlerimi açmaya çalıştım. Azıcık açtığımla anında kapattığım bir oldu. Güneş ışığı sanki gözlerimi lazer gibi deşmiş gibi hissettim.

"Ya ben kime diyorum acaba!" diye tekrar bağırmaya başladı. Dayanamayıp,

"Anne yeter bağırma artık kulağımın dibinde!" diye bağırdım boğazımı zorlayan bağırışımla. Ve sonra güneş ışığını umursamayıp gözlerimi açtım ve kafatasımın ağırlığını umursamadan direklerimin üzerinde doğruldum. Başıma saplanan ağrıyla, acıyla inleyip içimden bir küfür savurdum. Uyuşuk hareketlerle ayaklarımı yataktan sallandırdım ve çatık kaşlarının altından beni izlemekte olan anneme baktım.

"Ben nasıl buradayım anne?" diye sordum usulca.

"Herifin birinin kucağında geldin. Birde nasıl geldim buraya mı diyorsun?" dedi hayretle ve dişlerinin arasından. Bakışlarımı annemden çekip perdesi yarı açık olan pencereme çevirdim. Dün geceyi hatırlamaya çalıştım. İlk önce Ilgazla bara gittik. Sonra beni eve bıraktı. Çantamı onun arabasında unuttuğumdan onun evine gittim ve, aman Allahım! Ilgaz beni... Otomatikman buğulanan gözlerimi hızla anneme çevirdim. Başımdaki işkenceyi umursamadan ayağa fırlayıp neler olduğunu anlamayan anneme sarıldım. Aniden nükseden ağlama hissine karşı durmayıp ondayı inleten hıçkırıklarımı serbest bırakıp hayvan gibi ağlamaya başladım.

"Güzel kızım n'oldu?" diye sordu annem. Ses tonunda ihtiyacım olan tek şey vardı. Güven. Aklıma yavaş yavaş dün gece olanlar yüklenmeye başladı.

İlk kez sevdiğim adamla ilk öpücümü paylaşmam.

İlk kez aldatılışım.

İlk kez tek başıma bilmediğim bir bara gidişim.

İlk kez tek başıma içki içmem.

İlk kez tek başıma sarhoş olamam.

İlk kez tek başıma olmam.

Hissettiklerim sanki daha önce ifade edilmemiş bir şeymiş de, kimse buna uygun bir terim bulamamış gibi. Kalbimin bulunduğu yerde boşluk varmış gibi.

İnsan aldatılınca ne hisseder?

Acı?

Savunmasızlık?

Hayal kırıklığı?

Tükenmişlik?

Vazgeçiş?

Veya bunların tümü?

Artık konuşabileceğimi anladığımda annemden usulca ayrıldım. Bakışlarımı ayaklarıma indirdim ve artık anneme bir açıklama yapmak zorunda olduğumu anladım. Zar zor bulduğum sesimle anneme cevap vermeye çalıştım.

•Yanlış Zaman•Where stories live. Discover now