Bölüm 8

19 0 0
                                        

Ben böyleydim ne kimse için değişebilirdim ya da onu değiştirmeye çalışırdım. Hayatta hep tektim ve bu beni güçlü kıldı. Eğer güçlü olmasaydım işte o zaman gerçekten boşluğa düşerdim. Babam genellikle yabancıydı. Zaten o da erken yaşta baba olmuş ve benim yüzümden sevdiği kadını kaybetmişti. Ben doğduğumda 19 yaşındaymış, ailesi ne yapacaklarını bilememiş. Babama kızamamışlar çünkü o zamanlar depresyondaymış. Babam üniversiteyi okurken ben dedemlerle San Salvador'da kalmışım. Biraz hatırlıyorum, dört yaşımda beni tamamen almaya gelmişti.
Ben okula başlayana kadar Santiago'da yaşamıştık. Sonra işlerini büyütünce Atlanta'ya geldik.

İlk geldiğimde ingilizce bilmediğim için (San Salvador ve Santiago'nun resmi dili İspanyolcadır.) zorlanmıştım ama bir sene hazırlık kursuna gittikten sonra okula başladım.
Dedemle babaannem hala San Salvadordalar, bu yüzden çok sık gidemiyoruz.

Annemin gençlik resimleri duruyor ve gerçekten mükemmel bir güzelliği varmış. O Norveçliymiş ve okumak için Amerika'ya geldiğinde babamla tanışmış. Onun annesi babasını hiç görmedim babamla kavgalılar. Babam her ne kadar bana söylemese de sanırım ben doğduğumda beni istememişler. Sanki ben ölüyorum onlara. Doğduğumda bir ara ortada kalmışım yani. Keşke hayata Benjamin Button gibi başlasaydım. Kimseye muhtaç olmazdım çocuk olmaya başlayınca da kendimi öldürürdüm. Tabiiki de öyle bir şey olmadı bende bu şanssızlık varken olur mu? Bir bilimci olarak tabiiki de şansa inanmıyorum ama bazen lazım oluyor sanki...

Sabah kalktım yaz ayında olmamıza rağmen hava kapalıydı. Yağmurlu ve soğuk havalara bayılırım. Clara'yı aramaya karar verdim, hava sıcak olmadığına göre tek başıma gidebilirdim. Yalnız kalmayı hiçbir şeye değişmem. Telefonu alıp numarasını tuşladım. İkinci çalışta açtı;
"Günaydın Mia."
Sesi yeni uyanmış gibi çıkıyordu. Gerçi o çok erken kalkmazdı. Bugün kayıt yaptıracağımız için erken kalkmış olması gerek.
"Günaydın. Yeni mi kalktın sen?"
İç çekerek;
"Yaa, evet. Biliyorum seni ekmiş gibi olacak, ama dün gece annemin biraz morali bozuktu. Dertleştik felan bugünü de ona ayırıcağım. Yarın gideceğiz, senin için sorun olur mu?"
Doğru onun ANNESİ VARDI!! Sesimi ciddileştirerek;
"Bende bunu söylemek için aramıştım aslında. Tek başıma gitmek için."
"Bir sorun yok dimi?"
Şu an ona anlatmak istemiyordum, zaten ne tepki vereceğini tahmin edebiliyordum. Muhtemelen susardı. Clara böyleydi, belkide bu yüzden en iyi arkadaşımdı.
Evet bende konuşmayı sevmezdim, ama kendi dünyamda o kadar fazla konuşurdum ki beynim ağırırdı. O ise içinde de ifadesizdi boş bakardı genelde. Onun en sevdiğim huyu koşulsuz şartsız beni dinlemesi ve arada da olsa yanımda durmasıydı.Durağan bir sesle karşı tarafı yanıtladım;
"Hayır yok, bilirsin beni yanlız kalmak istedim. Hava da yağmurlu olunca."
İnanmıştı galiba.
"Peki canım, o zaman sana kolay gelsin."
"Sağol."
Dedikten sonra telefonu kapadım.

Uzun yolculuğun ardından Florida Lisesi'nin yakınlarında indim, biraz yürümek iyi gelebilirdi. Bulunduğum yerden Florida üssü gözüküyordu, kesinlikle mükemmel. Sonunda geldim, kayıt alanları tabelalarla gösteriliyordu. Çok kalabalık değildi. Zaten burada okuyanlar maddi durumu iyi olanlardı, çok azı bursluydu.
Durumları iyi olanlar da üşenip internetten kayıt yaptırıyor olmalı gerekti. Tabii bu benim tahminim.

Kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra bir hesap numarası verdiler. Okulun yıllığı baya fazlaydı, taksit seçenekleri vardı ama ben nakiti seçtim. Akşam babama verebilirdim. Sıra ders seçimine geçmişti, çok secenek yoktu. Sadece iki ders arasından seçim yapılıyordu, ben "Gezegen Jeolojisini" seçtim. Clara muhtemelen "Gözlem" dersini seçerdi. Onun sadece bir tane teleskopu vardı, onun da merceği iyi değildi ve ben merceklerimi kimseyle paylaşamazdım. Okul onun teleskobundan daha iyi ama benim teleskobumdan daha kötü bir teleskop veriyordu. Ek gözlem gibi bir şey zaten gözlem dersi olduğu için ve ben istediğim zaman gözlem yapabilme şansına sahip olduğum için onu esgeçtim.

İşlemler tamamen bittikten sonra okulu gezmeye karar verdim. Herkesin gözlem yapabileceği kocaman bir terası vardı. Akşam mekanım kesinlikle burasıydı. Erkeklerle kızların aynı binada kalması Dorotyh Teyze'yi kızdırabilirdi. O böyle şeyleri takardı. Bence eskiden yaşadığı deneyimleri ona bunu göstermişti. Bu yüzden Clara'nın hiç erkek arkadaşı olmamıştı. Benim ki de neden yok diye sorgular. Dünya adil değil.

Odaları gezerken iki kişilik olduğunu farkettim ama baya büyüktü. Odalar beyaz ve grinin tonlarından oluşuyordu. Bana oldukça uygun dedim içimden. Odanın içinde iki yatak, iki gardırop, iki çalışma masası, iki bilgisayar, bir televizyon vb. şeyler bulunuyordu. Bir de bu adam yatılı diye burayı istememişti. Otel gibi işte mis gibi okul.

Okul binası yandaydı. Etrafta kütüphane, laboratuar gibi küçük binalar bulunması hoşuma gitmişti. Birden irkilerek bir ses duydum;
"Buralarda yeni biri ha?"
Böyle okula böyle dangalakları kim alıyor merak ediyorum.
"Kendi işine bak ve bana bulaşma."
Daha yüzünü bile görmemiştim, arkam hala dönüktü ve arkamı dönmeye de niyetim yoktu. Bu sefer o önüme geldi, ne yani benimle sohbet etmeye mi çalışıyordu. Et beyinli!*
"Belki bende yeniyimdir."
Benden uzun bir boyu vardı. Ve biri sanki şişirmiş gibi duran kasları. Öyle insanlardan her zaman nefret etmişimdir.
"Ee napıyım?"
"Arkadaş olabiliriz, özellikle bileğinde ki teleskop dövmesini sevdim."
Hey! Bunu ne zaman görmüştü.
"Yok kalsın ben yalnız kalmayı tercih ederim."
Kaşlarını kaldırarak;
"Odalar iki kişilik sanıyordum, en azından benim odam öyle."
Yaptığı espri çok boktandı.
Bir saniye odada şimdiden kalmaya mı başlamıştı? Onunla sohbet etmek istemiyordum ama mecbur kalacağım galiba.
"Odalar açıldı mı?"
Bana dikkatle bakarak;
"Ön kayıtlar başladıktan sonra açıldı, evet."
Konuşmasında İtalyan aksanı vardı. Muhtemelen İtalya'dan geliyordu.
"Sen ne zamandan beri kalıyorsun?"
Gözleri küçülürken gülümsedi, sanırım dediğim gibi yapmadığım için. Şu an onla tam olarak sohbet ediyordum.
"Dünden beri. Bu arada ben Theodora." deyip elini uzattı, napalım bir kere konuşmuştuk.
Bende elimi kaldırıp;
"Bende Miranda."
(Hikayeyi çok takip eden olduğunu sanmıyorum, ama yinede yazmaya devam edeceğim. Bu arada evde net yok :) Çaktırmayın taş devrinde yaşıyoruz. Bize yakın net noktası bulup iki-üç bölüm birden atıyorum. OKUYANLARA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR ETTİM EMİNEM - Lose Yourself ♪♪♪)

Sonsuzluk ∆Where stories live. Discover now