Bölüm 7

20 1 0
                                        

Niye uyuyamıyordum ki ben? Heyecandan mı acaba? Yok ya, başka bir şey sanki. Kötü his mi o? Uff galiba. Niye yani niye kaç yıldır istediğim okul gidicem yarın mis gibi kayıt olacağım. Evet ya evet bir şey yok. Sanırım ona üzüldüm, eve geldiğimde çalışma odasında bir şeyler düşünüyordu. Her ne kadar babasından nefret ediyor gibi gözüksem de o benim babamdı, ne kadar nefret edebilirdim ki. Evet benim hayatıma çok fazla müdahalede bulunuyordu. Ama napalım bazı insanları da böyle kabul edecektim.
Tabii ki rahat battı ve yataktan aşağı indim. Saate baktım daha 23:17. Uyumamış olsun lütfen. Terliklerimi giydikten sonra yavaş yavaş aşağı indim, ışık yanıyordu. Derin bir nefes alarak ne diyeceklerimi içimde bir süre tarttıktan sonra;
"Baba, konuşabilir miyiz?"
Yüzüme bile bakmıyordu, ne yani evlatlıktan felan reddetti de benim mi haberim yok?
Beni duymamıştı sanırım, ya da sağır mı olmuştu. Çok da yaşlı değil ki. Önündeki kitaptan sanırım. Sertçe öksürdükten sonra;
"Bu saatte uyuman gerekmiyor mu Mia? Gerçi yarın okul yok ama."
Tepkisini çektim çok şükür.
"Senle konuşmam gerek."
"Tabii, seni dinliyorum."
Bana bozulduğu soğuk bakan gözlerinden belliydi.
"Bugün sana karşı saygısızlık..."
"Ergenlik"
Gözlerimi devirdim. Beni ergen olarak görüyordu, neden anlaşamadığımız belliydi.
"Peki sen ne dersen de. Hala haklı olduğumun kanısındayım. Ve bunu seninle bağırıp çağırarak değil de, normal baba kız gibi konuşmak istedim. Bana neden bu kadar karşı çıktığını hala anlayamıyorum. Ben kötü bir şey istemiyorum sadece kendi istediğim mesleği seçmek ve istediğim liseye gitmek, bunu anlayışla karşılamak senin için bu kadar zor olmamalı ha?"
Beni dikkatle dinliyormuş gibi duruyordu.
"Bak tatlım sen şu an kendimi büyümüş hissedebilirsin ya da farklı şeyler ama henüz 15 yaşındasın ve yanlış karar vermeni istemiyorum. Bence bunu anlamamak da senin için zor olmamalı?"
Ben sakin konuşmak istiyorum dedim ya geldikçe gelir artık.
"Beni düşünmen güzel ama sen sadece derslerime karışsan, diğer babalar gibi. Şu ana kadar seni utandıracak bir şey yapmadım. Ki bence bu saatten sonra da yapmam. Hayatımdaki en değer verdiğim şey olan uzayı benden almak istiyorsun ve verdiğim tepkilere ergence diyorsun sence bu babalıktan çıkıp daha kaba bir şeye girmiyor mu?"
Yüzü ifadesizleşince ne düşündüğünü tam olarak kestiremiyordum.
"İşte beni en çok korkutan da bu, uzaya ya da astronomiye olan ilgin çok güzel ama ona aşık olman beni korkutuyor. Senin uzay için kaybolmandan korkuyorum, diğer arkadaşların gibi değilsin, dışarı çıkmıyorsun, bütün gün evde o değişik denklemlerle uğraşıyorsun. Bazen kafanı yediğini düşünüyorum. En yakın arkadaşın Clara olmasına karşı ona bile mesafelisin. Öğretmenlerin seni ders dışında konuşmadığını söylüyorlar. Ya da en azından bugüne kadar erkek arkadaşın bile olmadı. Yetişkin bir birey gibi yaşıyorsun ama eline bir daha genç olma fırsatı verilmeyecek. Eğer şimdiden böyleyse ileride astronomiyle tamamen ilgilendiğinde olacaklardan korkuyorum."
Gözleri dolmuştu evet. Her an ağlayabilirdi. İtiraf etmeliyim ki bende kendimi zor tutmuştum, muhtemelen kendime söz vermesem şu an ağlardım.(12 yaşımda bir çocuk annem hakkında dalga geçtiğinde ağladığımda daha fazla dalga geçmişti, bu yüzden bende ağlamanın zayıflık olduğunu düşünüp o günden bu yana ağlamıyorum. Çünkü kendime söz verdim.)
"Evet çünkü benim sığınabileceğim kimsem yok. Sakın ben varım deme, çünkü sen işteydin baba. Lanet olsun ki o siktiğimin işindeydin. Benim kararım kesin. Ayrıca kusura bakma ben asla senin istediğin kız stili olamayacağım." diye bağırdım. Ona bağırmaktan nefret ediyordum ama beni buna mecbur bırakıyordu.
Koşarak odama çıktım. Maalesef ki benden o kızlar gibi olmamı istiyordu. O saçma sapan nedenler dolayı hep gülen, mutlu olan kızlardan olmamı istiyordu. En acısı öz babam beni hiç tanımıyordu. Uykum tamamen yok olduğu için gözlem yapmaya karar verdim. Terasa çıktım ve gerizekalı bulutlar yüzünden bir bok gözükmüyordu. Sonunda kitap okumaya karar verdim.

Sonsuzluk ∆Tahanan ng mga kuwento. Tumuklas ngayon