Dün akşam üzeri uyumama rağmen sabahın sekizinde kalkmıştım." Sabahın sekizinde uyanmak da ne böyle kesin kabus gördümde hatırlamıyorum. Kesinlikle kabus gördüm hayatta bu saatte kalkmam. " diyerek odanın etrafında dolaşmaya başladım. Aynada ki tipimi fark edince durdum. " Gözaltlarımmmmm gittiiii gitti gitti gitti! Ben nerelere gideyim bu ne tiptir böyle. Zombilere yem mi olayım " derken balkona çıkmış ve orada devam ediyordum bağırışlarıma. Daha sonra karşımızdaki evde oturan kadın bana kızım sen mal mısın bakışı atıyor sandım ama aslında kendisi malmış. " kız intihar ediyor cinnet geçiriyor koşun yardım edin " diye bağırınca mal olduğuna emin oldum. Hemen iceri kaçıp perdeleri de kapatıp yere oturdum. Tekrar aynaya bakıp yüzüme bir daha bakmayacağım için kendime söz verdikten sonra aşağı inerek kahvaltı sofrasını hazırlamaya başladım. Bi süre sonra annemlerin evde olmadığını fark edip kahvaltıyı tek başıma yaptım ve tıka basa yedikten sonra toplayıp televizyonun karşısına geçtim. Bir müzik kanalı buldum. Televizyonu son sese kadar açtıktan sonra deli gibi dans etmeye başladım hatta bi ara koltuğun arkasına bile düştüm neyse ki fazla yüksekten düşmedim. Bir keresinde annemlerin evde olmaması nedeniyle onların yatağında uyumuşum. Ne yapayım onların yatağı daha genis . Ayrıca üzülerek söylerim ki biraz da hatta biraz degil bayağı da yüksek uykuya daldıktan sonra yere düşmüştüm ve iki gun boyunca alnımda orangutan kadar sivilce çıkmış gibi oluşan şişlikle gezmiştim ortalıkta. Daha fazla tepinmenin zararlı olacağını düşünüp durdum. Ve Aslı mesaj gelmemesine şaşırarak yanına gitmeyi planladım. Saçlarımı her zaman ki gibi dağınık topuz yaptım ve rimelimi sürdüm. Üzerime yarım tişörtümü giyip alt da kot pantolonumu giydim. Şort ve etekten nefret ederdim ve sıcaktan kavrulsam bile kotumdan vazgeçmezdim bu şekilde hazırlandıktan sonra sonunda evden çıktım yine ve her zaman ki gibi aynı yoldan ilerlemeye başladım. Aklıma whatsapp mesajlarıma hâlâ bakmadıgım geldi ve telefonu muhteşem hızımla çıkarıp bakınmaya başladım.
Whatsapp Konuşmaları
Serkan : Nasılsın?
- Gayet iyiyim sen?
Serkan : Hâlâ konuşmamakta ısrarcımısın ?
- Tabiki de evet. Seninle konuşacak bir şeyim yok benim. Seviyesi pantolonu kadar düşük olan insan!
( Bunu gercekten yazdığıma inanamıyordum neden laf dalaşına girme ihtiyacı duymuştum anlamış degilim. Serkan bir kac sene önceye kadar cok samimi olduğum bir arkadaşımdı . Daha sonra gevşek konuşmaları ve yalınlaşması yüzünden soğumuştum ondan ve konuşmaktan vazgeçmiştim ve o da zamandan beri peşimdeydi . Numarasını ne olursa olsun engellemezdim çünkü acı çekmesi hoşuma gidiyordu . Ah hayır tabiki de sadist değildim . Sadece konu gevşekliğinden ibaretti yani konuşmama nedenim sadece buydu. )
Serkan: Bana hakaret etmekten vazgeç artık. Sadece duygularımı belirttim ne var bunda. Sana zarar verecek değilim.
Bu mesaja görüldü attım. Ve cevap vermeyerek diğer mesajlara bakındım . Grup mesajında bir ton mesaj vardı bir kaçına baktım ve Yağmurun 'pantolonumun paçası bok gibi oldu' yazan mesajını gördüm kesinlikle yine kucuk çocuklar tekme atmış ya da büyükler istemsizce bebek arabalarını üzerine sürmüştü. Genelde Yağmurun başına en sık gelen olay buydu. Kızlarda onu teselli etme yolundaydı. Telefonumun ekran kilidini kapatıp evin önünde duran saksıdan yedek anahtarı almış yaseminin yanına gizliden girmeyi planlamıştım. Yaseminlerin evini kendi evimmiş gibi kullandığım doğrudur. Fakat bu görüntüyle karşılaşacağımı bilse hayatta bu şekilde girmezdim eve.
" Aslı sen mal mısın? " Diyerek cırladım. Samimiyet böyle biseydi benim için oda alınmazdı benim dediklerime . Alınmamalı da zaten. Duvarın dibinde amuda kalkmış gülüp duran birine ne denirdi ki baska. " Elllllöööffffffffğğ " diyerek cırlamama eşlik etti oda. Konuşmaya başladı daha sonra. " Elif Doruk mesaj atmış Elif ayyy inanmıyorum. Çok tatlı yerim ben bunu ya ay gözlere bak boya posa bak ay fenalıklar geldi. Al beni görür Doruk! " Bahsettiği çocuk aynı sınıfta bulunduğu fena olmayan tamam kabul ediyorum gayet iyi gözüken bi çocuktu. Gözleri mavi saçları altın sarısı olan bi tipti saçları uzun degildi fakat kısa oldugu da söylenemezdi. Fiziği gayet iyi olan bu cocuk Aslının kendisinden hoşlandığını farkında olmasına rağmen onu her zaman kendinden uzaklaştırmış ve konusmak istemedigini söyleyip durmuştu. Fakat anladığım kadarıyla şimdi kendisi Aslıya yanaşıyordu. Düşüncelerden sıyrılıp Aslının ayaklarına vurarak yere düşürmeyi başarmıştım. Sonra da yanına geçip oturdum ve Doruk'un ne yazdığını sordum . " Kanka biliyor musun bana selam yazdı! " Tabiki bunu çığlık atarak bağırarak söylüyordu. " Kızım sen tam bir salaklısın. Selam demiş belki sadece okulla ya da sınıfla ilgili bisey sorucak ya da belki seni tekrar ezik duruma düşürücek. Belki de Aslı fotokopin nerde deyip engelleyecek. Beklenir bak bundan her şey beklenir seni az mı peşinden koşturdu. Bi selam dedi diye bu kadar sevinirsen umduğun gibi çıkmazsa cok üzülürsün yüz verme sakın . Hemen samimi de olma " dememe rağmen tabi ki beni dinlemeyip ' Ay Doruk seninle konuşmayı o kadar cok özledim ki demek sende benimle artık konusmak istiyorsun ' yazıp mesajı gönderdi. Bu arada benden kafasına bi şaplak da yemişti. Sonra bana döndü bir kac saniye baktı ve sonra nefes almadan konuşmaya başladı. " Şaplak atmalar ismimle dalga geçmeler bana öğüt vermeler sen hayırdır kızım süpürgeyi alıp gelirim bak. Aslı fotokopin nerde nedir ya. Bu çocuk bunun gibi bisey derse zaten ben ya kendimi öldürürüm ya da çocuğu 17 yerinden bıçaklarım ! " Aslı ya sen ciddi misin yoksa amuda kalkmaktan hücrelerin yere mi döküldü bakışı attım. Bu bakışı nasıl attım ya da o dakika surat ifadem nasıldı bilmiyorum fakat anladığını umuyordum. Biz böyle konuşmaya devam ederken o valiz hazırlığına başladı. Bugün son gecesiydi sabah erkenden İstanbula geri dönüyorlardı. Valizinde bir ben eksiktim gerçekten her sey vardı valizde. Herkesin uğurlu kalemim dediği bir kalemi olurdu fakat onun 20 ye yakın uğurlu kalemi vardı. Aslıya gerçekten anlam vermek çok zordu. Valizine en son yolda yemek icin aldığı çikolataları sıkıştırmıştı . Hayır anlamıyorum madem yolda yiyorsun onların da orda ne isi var. " Aslı sen kafanı sabah kalktıktan sonra kapıya mı vuruyorsun acaba yolda yiyeceksin çantana koysana bunları niye valize koyuyorsun beynine kanalizyon suyu boşalttığım yavrum. Biraz çalıştır o beynini ya . " dedikten sonra söylediklerimi doğru bulmuş olacak ki dediğim seyi yaptı ve çantasına koydu tüm çikolataları. Daha sonra da valizin üstünde tepinerek " Ben indiriyorum havasını sen kapat bak boşluk oluştu galiba hadi ceksene șu fermuarı bana bakacağına . " diyerek söyleniyordu kapısını astığı süsü bilen valize koyan bir insandı tabi kapanmazdı valiz. Sonunda kapatabilmiştik . Annemi arayıp bu akşam icin izin alacaktım. Son akşamıydı Aslının ve kesinlikle gezmemiz lazımdı. Telefonumu elime aldım ve annemi aradım ilk çalışta telefonu açtı. Buna oldukça şaşırmıştım çünkü annem genelde telefonu geç açardı. " Anne cok şaşırdım tebrik ederim telefonu ilk çalışında açtın ve bizden bir çift terlik kazandın . Güle güle fırlatmanız gereğiyle " dedikten sonra annem ilk önce hic sesini çıkarmamış sonra ses vermesini isteyip yırtınmamdan dolayı olacak ki konuşmaya başlamıştı. " Ne bağırıyorsun kız. Annen daha yaşlanmadı kulaklarım hâlâ iyi duruyor. Twitter hesabı açtım kendime onu öğrenmeye çalışıyordum onun için erken açtım telefonu ayrıca çok konuşma ne söyleyeceksen söyle takipçilerim beni bekler. " inanmıyorum bir bu eksikti benim hesabımı bulmamasını ümit ederken konuşmasına devam etti.
" Eve geldiğinde seni de takip edicem sende et. Hesabını bulamadım simdilik. "
" Tamam anne tamam. Biz Aslıylayız akşam Ferda Sultan haberin olsun sonra cırlama sen Twitter da oyalan ben gelene kadar. "
" Tamam git ne yapıyorsan yap geç kalma" dedikten sonra sevinç çığlıklarımı duymadan suratıma kapattı telefonu . Aslıyla bir kac yeri gezmiştik bir cafe de çocuğun tekinin bize durmadan kaş göz işareti yaptığı için yanına gidip kafasında masada duran bardağı kırmam haricinde herşey güzeldi. Gece 1 gibi eve dönmeme ragmen annem ne yaptığımı sormadan elindeki telefona bakıyordu
. Anladığım kadarıyla babam da uyuyordu . Kendi odama sessiz yürüyüşlerle geçtim annem fark etmemişti muhtemelen. Pijamalarımı giydikten sonra yatağıma yayılmış tavanı izliyordum sonra her zaman ki gibi gidip geceyi aydınlatan ay ile konuşmaya başladım. Ne zaman canım sıkkın olsa bunu yapardım çünkü sadece beni dinlerdi susup ne derdim varsa ona anlatırdım onunla birlikte giderdi tüm anılar . Sıkıldığımı düşünüp durmadan bunları anlattım bir kac saat hayatımda neleri istediğimden bahsettim çoğu zamanda bu konuyu dile getirirdim. Kalkıp yatağıma uzanıp tavana diktim gözlerimi yarın sabah erkenden kalkıp Aslıyı yolculayacaktım . Bu durumu düşünürken tek kalacağımdan dolayı yine içimde ufak bi sıkıntı yer etmeye başlamıştı . Kimsem yoktu burda ondan başka bu kadar iyi anlaştığım . Umuyorum ki baska birini bulurdum buralarda yoksa sıkıntıdan bunalıma girerdim kesinlikle . Bu düşüncelerle günün de yorgunluğu itibariyle uyuya kalmıştım . Yarın neler olacağını bilmeden uyumuştum .
Medya: Sol tarafta bulunan kişi Doruk . Sağ tarafta bulunan kişi ise Serkan.
YOU ARE READING
İncir Ağacının Hediyesi
RandomYazlıklarının bulunduğu bir yerde yetişen incir ağacının altında oturup sıkıldığı zaman ağaca derdini anlatan bi kızdan bahsedilen bir hikaye. Yazın sadece çocukluk arkadaşının geldiği bu incir ağacına davetsiz bir misafirin gelmesi sonucu ilk önce...
