0.1

21 4 2
                                        

Batu Cengiz

Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından odama sızıyordu. Gözlerimi açtığımda yine aynı boşlukla karşılaştım.

Sessizlik...

Eskiden sabahları gözlerimi açtığımda yanımda İnci olurdu. Saçları yüzüne dağılmış, uykulu gözlerle bana bakar, bazen de ben onu izlerken yakaladığımı fark edip gülümserdi.

Şimdi ise yatağın diğer tarafı bomboştu.

Ne bir gülümseme ne de o tanıdık ses...

Yatağın kenarına oturup ellerimle yüzümü kapattım.

İnsan alışır mıydı buna?

Her sabah uyandığında karısının artık karısı olmadığını hatırlamaya...

Bir zamanlar uğruna dünyayı karşıma alabileceğim kadın artık hayatımda değildi. Üstelik ben bunu hiç istememiştim.

Boşanmak istememiştim.

Onunla kurduğumuz yuvanın dağılmasını, çocuklarımın iki ayrı ev arasında büyümesini, ailemin parçalanmasını istememiştim.

Ama bazen insanın istememesi hiçbir şeyi değiştirmiyordu.

Ailem bile İnci'den yana olmuştu. Annem, babam, herkes...

Belki de haklıydılar. Belki ben bazı şeyleri görmekte geç kalmıştım. Ama ne olursa olsun, İnci'yi kaybetmek istemiyordum.

Telefonumu elime aldım.

Ekranda çocuklarımla çekildiğimiz bir fotoğraf vardı. Seyit, altı yaşındaki kocaman gülümsemesiyle kucağıma oturmuştu. Ecem ise henüz iki yaşındaydı ve minicik elleriyle yüzümü tutuyordu.

Fotoğrafa bakarken boğazım düğümlendi.

"Özledim lan sizi."

Sesim odanın içinde kayboldu.

Seyit'in sabahları yanıma gelip beni uyandırmasını, Ecem'in anlaşılmayan kelimelerle bir şeyler anlatmaya çalışmasını özlemiştim.

En çok da eve girdiğimde çocuklarımın koşarak bana sarılmasını...

Artık o evde yaşamıyordum.

Artık benim de kendime ait bir evim yoktu.

Crush üyeleriyle aynı evi paylaşıyordum. Yanımda arkadaşlarım vardı. Kahkahalar, müzikler, bitmek bilmeyen sohbetler...

Dışarıdan bakıldığında her şey yolundaydı.

Şöhretim vardı. Param vardı. Sevdiğim işi yapıyordum. İnsanların hayranlıkla baktığı bir hayatım vardı.

Ama geceleri başımı yastığa koyduğumda hiçbirinin bir anlamı kalmıyordu.

Çünkü benim istediğim şey ne yeni bir araba ne de daha büyük bir evdi.

Ben karımı ve çocuklarımı istiyordum.

Yataktan kalkıp banyoya girdim. Aynaya baktığımda gözlerimin altındaki morlukları fark ettim. Son zamanlarda doğru düzgün uyuyamıyordum.

Yüzümü yıkadım, üzerime siyah bir tişört geçirip odadan çıktım.

Salondan kahkaha sesleri geliyordu.

"Oo, prensimiz uyanmış!" diye bağırdı barış.

Gülümsemeye çalıştım.

"Günaydın."

"Ne o oğlum, yine mi uyuyamadın?"

"Biraz."

Mutfağa geçip kendime kahve hazırladım. Masaya oturduğumda telefonum yeniden elime geldi. İnci'nin numarasını açtım.

ayleStories to obsess over. Discover now