GİRİŞ - ŞEYTANIN GÖLGESİ

0 0 0
                                        

KÖR NOKTA
"Seninle olan savaşımı sona erdirmenin bir yolunu bulmam gerekiyordu..."

Doğdum, bir bebek kadar saftım
Bir şeytan gördüm,
kanatları var diye melek sandım
Büyüdüm, toydum
Şeytanın beni kutsadığını sanarken aptaldım
Silemezken şeytanın izlerini tenimden,
kanayan bir melektim
Öldüm, artık bir şeytandım


Furthest Star - Dirt Poor Robins

Dört Yıl Önce

Görünür olmak: her zaman insanların bakışlarını üzerine çekmek ve davranışlarınla beraber insanların iyi ya da kötü düşüncelerinin sahibi olmak. Bazı insanlar görünür olmak istemezlerdi. İnsanların yargılayıcı bakışlarından korktukları için görünür olmaktansa bir hiç gibi yaşamayı tercih ederlerdi. Sanırım bu düşünceye sahip insanları hayatım boyunca anlayamayacaktım.

Tüm hayatımı bir şekilde gölgeden çıkıp insanların, ailemin gözünde parlamak için harcamıştım. Her insan bu hayata bir amaç uğruna geliyordu; bazıları başarılı bir doktor, bazıları başarılı bir avukat... Hepimizin aslında nefes almak için bir amacı vardı.

Ben gözümü dünyaya ikinci çocuk olarak açtığım andan beri tek amacım, doğduğum an üzerime düşen gölgeden kurtulmaya çalışmaktı.

Görünmek için kendi gerçek kişiliğimi bastırdığım bir dünyada görünmemek için uğraşan insanları asla anlayamazdım.

"Bu okulun size iyi geleceğine eminim, küçük hanım," beni büyüten annemden çok gördüğüm dadım Ruşen konuştuğunda, kaç dakikadır koyu taşlarla inşa edilmiş ve tarihî eser kokan binanın önünde durduğumdan habersizdim.

Cevap vermeden sadece beyazlamış saçlarını sıkı bir topuz yaptığı için gerilen koyu mavi gözlerine bakıyordum. Sorun şuydu ki yanıldığı nokta, bu okulun bana iyi gelmeyeceğiydi; bu okul içinde barınan kimseye iyi gelemezdi. Bir çocuk on beş ya da on dört yaşlarındayken bu okulun sınırları içine girdiği an, kendi hayatına karşı olan bir umudu varsa bile kaybediyordu.

Yadigâr Koleji, size kaderinizin ne olduğunu tatsız bir şekilde fısıldıyordu. Ebeveynlerinizden tam olarak bir açıklama duymamanıza rağmen bu okula
gönderildiğinizde, seçilenin siz olmadığını anlıyordunuz.

"Annemler gelmeyecek mi?" cümlesi döküldü dudaklarımdan, annemler kelimesini söylerken dilimi yakmıştı. Sertçe yutkundum, yaş aldığı için belirginleşen kırışıklıklarına bakarken. Halbuki dün gibi aklımdaydı, her gece kabuslarımdan ağlayarak uyandığımda beni teselli edip sıcak süt içirmesi. Annemin yapması gereken anneliği yapmıştı bana, para karşılığında. Kimse karşılıksız bir iş yapmazdı değil mi?

Benim için üzüldüğünü belli eden bir gülümseme belirdi kırmızıya boyadığı dudaklarında. "Okula sizi yerleştirmek için beni görevlendirdiler. Hanımefendilerin katılacağı önemli bir toplantı olduğunu ve bunun için haftalardır hazırlık yaptıklarını biliyorsunuz."

Tabii ki biliyordum. Resmî olarak gözlerinin önünde daha fazla durmamam için yolladıkları yatılı liseye kızlarını uğurlamak için işlerinden bir saatliğine bile olsa vakit ayıramayacaklarını elbette biliyordum.

Beni ne zaman görmüşlerdi ki şimdi tamamen görüş alanlarından çıkmıştım? Hayatlarında bir şey değiştirmeyecekti bu. Ben zaten yoktum.

"Daha fazla oyalanmak istemeyiz." Elimi tutarak ilerlediğinde, görkemli binanın içine girmiştik. Şaşkınca binayı incelemekle meşguldüm çünkü daha öncesinde hiç bu kadar ruhu olan eski bir bina görmemiştim. Duvarlar dile gelse tarihte kimsenin bilmediği detayları anlatacak gibiydi.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Oct 02 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

KÖR NOKTAStories to obsess over. Discover now