"Her insan mutlu olamaz...
Çünkü gereğinden fazla özler dünü,
Hak ettiğinden fazla düşünür yarını.
Ve hiç haketmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü.
"Hayatımın hiçbir bölümünde kimsenin beni sırtında taşımasını beklemedim. Gökyüzünü avuçlarıma bırakmasını da istemedim kimseden, dağları ayaklarıma sermesini de...
Oysa sıcak bir tebessüm kadar kolaydı her şey ya da kuru bir "Korkma ben varım" cümlesi kadar sıradan...
Değer verdiğim ve derin anlamlar yüklediğim hiç kimseyi imkânsız beklentiler uğruna zorlamadım. Basit şeyler için kırıldığım her hikâyenin "Ben sana ne yaptım?" savunması vardı. Fakat biri için hiçbir şey yapmamanın ona kötülük yapmaktan bir farkı olmadığını da anlayamadılar. Oysa sıradan birilerinin kötülükleriyle değil, kendisi için özel olan kişilerin umursamazlığıyla incinir insan...
Aklımdaki düşünceler, kalbimdeki kırgınlıklar ve hayalkırıklıklarıyla evime doğru yürüyordum. Zaten hayat bana ne zaman gülmüştü ki...
Gülmeyi bırak hayat aksine elimdeki her şeyi benden geri de almıştı. Önce çocukluğumun beraber geçtiği, hayaller kurduğum sevgilim, abi, kardeş yerine koyduğum arkadaşlarım ve en sonunda annem hepsini tek hareketiyle elimden almıştı, Naz denen o kız oda tabi kendince haklıydı. Onlar onu tercih etmişti beni değil. Zaten benim gibi birini kim tercih ederdi ki.
Kafamdaki bu düşüncelerle beraber evin önüne gelmiştim. Derin bir nefes alarak anahtarı delikte döndürüp içeri adımladım. Tabiki annem önüme fırladı direkt.
"Nerdesin sen? Arıyorum ulaşamıyorum kim bilir yine hangi şeytanlıklar peşindeydin. Napıcam ben seninle"
Diyerek her zamanki azarlarına başlamıştı bile.
O kadar yorgun ve o kadar bitkindim ki yüzüne bakmadan direkt odama girip kapımı kilitledim. Çünkü daha fazla gücüm kalmamıştı. Yani en azından şuanlık...
Annem kapıya bir kaç kere vurup söylendikten sonra beni boşvererek evden çıktı. Büyük ihtimalle Nazcığının yanına Zehra teyzelere gidiyordu yine.
Yatağa uzanıp tavana bakarken gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladı ve o an düşündüğüm her şeyi bir süreliğine unutma şansım oldu.
Güzel güzel uyurken kapının ard arda sanki kırılacakmış gibi çalma sesiyle uyandım. Kapıyı bir hışımla açıp söylenmeye başlıcaktım ki karşımda duran bedeni görünce bir an neye uğradığımı şaşırdım.
"Uzay??"
"Buyrun benim."
"Ne işin var senin burda?"
"Sorgulama Melek önemli bir konu var ve konuşmamız lazım."
Diyerek beni kolumdan çekiştirerek arabaya bindirdi. Kendi de binip gaza bastı. Arabadayken Uzaya ard arda sorular soruyordum fakat o beni pek umursuyor gibi görünmüyordu. En sonunda sinirlenip emniyet kemerimi çıkardım ve kapıyı açmaya çalıştım.
"Delirdin mi kızım napıyosun" diyerek kolumdan tutup bana engel olmaya çalıştı.
"Bırak inicem ya" diyerek kolunu iktirmeye ve arabanın ayarlarıyla oynamaya başladım. Uzay kollarımı tutmaya çalışırken bi yandan da yola bakmaya çalışıyordu.
"Bir rahat dur kızım ikimizi de öldürüceksin manyak."diyerekten arabayı bomboş bir sahil kenarına hızla çekti. Ve bana dönerek üzerime eğildi.
"Ya sen hiç laftan anlamaz mısın?" yüzüne bakmadan arabadan inmeye çalıştım fakat kapılar kilitliydi.
Var gücümle bağırarak
"Aç şu kapıyı yoksa seni yakarım."
"Biliyorum yakarsın, dükkanı nasıl yaktıysan beni de öyle yakarsın." diyerek oda bana diklendi.
"Aynen öyle Uzaycım şimdi kapıyı açıyor musun? Yoksa senin anladığın dilden mi konuşalım?" sesimdeki imadan dolayı oldukça rahatsız olmuş bir yüz ifadesiyle bana baktı.
"Al açtım sen nasıl bir delisin ya Şam şeytanı."
Arabadan inip tam karşısına dikildim.
"Evet bu saatte beni buraya getirtten o çok önemli konu ne tam olarak?."
yine o sinir olduğum sırıtmasıyla yüzüme biraz daha yaklaştı. Nefesini dudaklarımda ve yüzümde hissedebiliyordum.
"Bişeyler yapmamız gerekiyor. Naz ve Emir her geçen gün birbirlerine daha da yakınlaşıyorlar ve biz böyle boynu bükük her şeyi kabul mu edicez?"
"Ne yapalım uzay neler neler yaptım birbirlerinden kopmadılar. Emir beni gözden çoktan çıkardı. Onları koparıcam diye kendi öz annem bile bana sırtını döndü, Nazı seçti"
"Bize yaşattıklarını onlar da yaşamalı."
"Ne planlar dönüyor o kafanda acaba." diyerek sırıttım. Oda bana bakarak sırıttı...
•
Evetttt ilk hikayemi yazmış bulunmaktayım. Ufak hatalarım varsa lütfen kusuruma bakmayın umarım beğenirsiniz öpüldünüzzzzzz 🫶🏻💞
YOU ARE READING
O Ateş Bizi de Saracak
FanfictionDiyor ya şair, "Umut içimde bir yerde. Ama içimde her yer, her yerde..." İşte Melek Toprağın hayatı da tam olarak öyleydi. Her yara görünmezdi ama hissedilirdi. Hayatında artık kaybedecek hiç bişeyinin olmadığını düşündüğü bir zamanda gelen o küçücü...
