0.1

23 5 1
                                        

Seul'den Gangdong-gu'ya işimi bırakmam nedeniyle yeni taşınmıştım. Burada çalışmamayı planlıyordum fakat topladığım paranın miktarı çok fazla değildi.

"550 bin won ile bir ay geçinebilirim... Sadece gerekli şeyleri almakla yetinip sadece 10 won harcasam bir ay rahat geçinirim... En azından şimdilik idare etmeliyim..." İç çektim.

Etrafıma bakındım. Kiralar çok pahalıydı ve ben bunu karşılayamazdım. Bu yüzden sadece aylık 50 won ödeyerek kullanılmayan bir bilardo salonunda yaşıyordum.

İç çektim ve yaklaşık 4 saatimi burayı temizleyerek geçirdim. Sadece kırmızı bir koltuğa ve bir masaya sahiptim. Ayrıca küçük bir mutfak ile lavabo vardı.

Kendimi kırmızı koltuğa attım ve telefonu açıp haritadan en yakın kütüphaneye bakmaya başladım.

Birkaç tanesine göz attıktan sonra, 20 dakikalık mesafedeki kütüphaneye gitmek için ayağa kalktım ve bilardo salonundan çıktım.

Kapının önündeki koca meşe ağacına baktım. Serin hava yüzüme çarpınca gülümsedim ve yürümeye başladım.

Bu mahalle kötüydü diyemezdim fakat bazıları nedensizce bana kurulmuştu. Bu da biraz olsun sinirimi bozmuştu ama çok da önemli değildi.

Kütüphaneye vardığımda içeri girdim. Girişte iki kişi vardı, bilgisayar başındalardı. Çekingen bir sesle mırıldandım:

"Merhaba, acaba kütüphane kartı çıkartabilir miyim?"

Baştaki kadın başını salladı ve beni yanındaki esmer çocuğa yönlendirdi. Yan tarafa doğru adım atarken mırıldandım:

"Adım Eom Seongyeon."

Esmer çocuk hiçbir şey söylemeden bilgisayara baktığı sırada devam ettim:

"Godeok-dong mahallesindeyim."

Çocuk fotoğrafımı çekip birkaç dakika sonra kartı bana uzattı. Kartıma baktım. Suratım yamuk çıkmıştı... Süper. En azından poz vermemi isteseydi keşke.

Teşekkür ederek kütüphanenin içini karıştırmaya başladım. Yaklaşık saatlerdir burada kitap okuyordum.

Kütüphanede sadece iki kişi vardı: Ben ve kumral bir çocuk. Büyük ihtimalle liseliydi çünkü forması vardı ve ders çalışmaya gelmişti. Ben ise sadece boş durmamak için geliyordum.

Yazar-editörlük işimden çıkmasam burada bulunmayacaktım ve işimde haksızlığa uğramaya devam edecektim... Bu biraz sinir bozucuydu çünkü çok geç fark etmiştim.

Kitabı yerine bırakıp kütüphaneden çıktım. Acıkmıştım ve yemek yiyecektim. En azından buradaki ilk günüm için kendime biraz ödül vermem lazımdı.

Hızlıca evime yakın olan bir mahalle restoranına girdim. Çoğunluğu yaşlıydı. Bir masaya oturdum fakat çalışan beni görmesine rağmen tiksinerek bakıp görmezden gelmişti.

"Afedersiniz," diye seslendim fakat hiçbir şekilde bana bakmamıştı.

Tekrar, "Afedersiniz," diye seslenince sesim biraz gür çıktı.

Kadın yanıma gelip bana baktı. Gülümsedim.

"Acaba bulgogi ve kimchi alabilir miyim? Biraz da kongnamul muchim ve gim lütfen..."

Kadın sadece baktı, sonra çekip gitti. Birkaç dakika sonra önüme yemekleri koyup diğer masadakilerle gülüşmeye gitti.

"Afedersiniz... Soju alabilir miyim?"

Kadın bakmayınca iç çektim.

"Hanımefendi, soju istiyorum."

Kadın bana bakıp bir şeyler mırıldandı ve sojuyu sert bir şekilde önüme koydu.

Yayınlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 6 days ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

mavi vitriolBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin