(Seungmin's Pov.)
"Onu sevdiğimi daha fazla gizleyemiyorum artık. Bastıramıyordum bunu. Her saniye onu düşünüyorum, hani derler ya kalbim onun ismiyle atıyor diye, işte tam da öyle şuanda.
Peki çok mu geç kalmıştım?
Arkadaşlar birbirlerini ne olursa olsun destekleyip severler, değil mi?
Peki sevgili günlük, bir gün onu da buraya sevgilim olduğunu yazacak, mutluluktan sana yazmayı dahi unutacak mıyım?"
Dedim, daha fazla da yazmak üzereydim, yalnız annemin adım seslerini duyar duymaz ajandamı kapatıp yastığımın altına ittim ve aceleyle sandalyeme oturup soru çözüyormuş gibi test kitabımın üzerine eğildim.
Annem de içeri girdi, muhtemelen beni duymuş olacak ki içeriyi bir inceledi ve "Ne yaptın sen?" diye sordu.
"Soru çözüyorum anne, uzun süre eğilmekten belim ağrıdı."
Eh, buna inanmış olacak ki kapıya yaslanıp "Gel bulaşık makinesini boşalt, o belinin ağrısı geçer." deyip tekrar oturma odasına söndü. Ne yapmak istediğini bilmiyordum sanki.
Ben ayağa kalkıp mutfağa ilerlerken hâlâ aklımda o vardı.
Lee Minho.
Benim ortaokuldan beri arkadaş olduğum çocuk.
Ortaokulda ikimiz de okul ilk üçündeydik ve erkek okulunda olduğumuz için bizi shipleyenler vardı. Bazen ben 2. olurdum, bazen de o.
Böylece tanışmıştık. İlk tanıştığımızda nasıl heyecanlandığımı hâlâ hatırlayabiliyordum, dizlerimin titremesine, içimde lav gibi sıcak şeylerin kalbimden akmasına sebep olan o çocuk.
Fakat, bir süre sonra ikimiz de adım atmadığımızdan dolayı 'sadece arkadaş' olarak kalmıştık. Halbuki ben her hareketimde onu istiyordum.
Sonra beraber aynı liseyi kazandık, üstelik de bursla özel bir liseye geçmiştik.
Sonra o ilk haftadan Jisung ile çıkmaya başlamıştı, çok toxic bir ilişkileri vardı. Ben o sırada Minho'nun yakın arkadaşı olduğum için o çok "tutkulu" ilişkilerine açık bir pencereden tanık oluyordum.
Gözümün önünde yağmurun altında öpüşmüş, beraber gelecek planlarını Minho'nun ağzından dinlemiş, bunları yaparken içimdeki ateşi söndürmeye çalışmış, yine de hep onların mutluluğunu istemiştim.
Sonra bunlar kavga edip ayrılınca bizim arkadaş grubu da dağıldı. Jisung, Changbin ve Chan da bizimle küstü.
Chan da bu süreçte benimle flörtleşmeye çalışıyordu. Aslında iyi birisiydi, olgun, ne istediğini bilen, karizmatik bir çocuk. Fakat ondan kötü bir şeyler seziyordum. Yine de duygularımı bastırmak için ben de Chan ile flörtleşmiş, fakat daha ilerisine gitmemiştim. Çünkü ben Minho'ya söylemek istediklerimi ona söylüyor, onunla konuşurken onunla değil de kendimle konuşuyormuşum gibi hissediyordum.
Minho da benim Chan'a âşık olduğumu falan sanıp bizi destekliyordu.
Halbuki çok isterdim bir gün beni kolumdan çekip ne yaptığımı sormasını, o kolunu belime dolamasını, onun olduğumu söylemesini.
Ama o bunu görmüyor iste pic.
Neyse, bunu düşünürken dikkat dağınıklığımdan ötürü bardağı yere düşürdüm.
Korkuyla geri çekildim, ama korkunun sebebi bardağın kırılması değil, annemden işiteceğim azar ve göreceğim eziyetti.
Annem hızlı bir şekilde mutfağa daldı.
•••
seungshi
minho
minho
sana suan cok ihtiyacım var
her yerim agrıyor
nerdesin minho
🩵
noldu seung
seungshi
annem sırtımda tabak kırdı
🩵
NE
IYI MISIN SUAN.
SEUNG
SEUNGG
seungshi
minho al beni götür buradan nolur
🩵
yarın okulda motive ederim ben seni, sen çok yaralandın mı, geleyim mi size?
seungshi
/gelmek istemediğini anladım, aptal.
hayır teşekkür ederim
🩵
tesekkure gerek yok seung
seungshi
tekrar tskr ederm o zmn
🩵
bos yere ediyosun
seungshi
/seninle oldugum surece hicbir sey bos degil ki
her neyse iyi geceler
🩵
iyi geceler optumm
mesaja ⭐ ifadesi bırakıldı.)
--
Telefonu kapatıp başımın yanına koydum. Hâlâ sırtım acıyordu. Ağlamak da istemiyordum ama şuan onun kollarında olsam bir bebek gibi hüngür hüngür ağlardım, işte bunu düşünüp hüngür hüngür ağlamaya başladım, annemin de beni duymaması için kafamı yastığa bastırdım.
Çok yalnızdım. Her zamanki gibi.
