Göktuğ'nun Ağzından
O
soğuk mezarın başında öylece duruyordum. Yağmur yağıyordu ve ıpıslaktım. Ama hala o eve geri dönmeye cesaretim yoktu, çünkü gerçeklerle yüzleşmek istemiyordum.
Nasıl olurdu hala aklım almıyordu. Onun o kanlı bedenini hala unutmamıştım, içimde hala bir burukluk, bir eksiklik vardı. Bunu nasıl kaldırabileceğimi bile bilmiyordum. Arkamdan topraklar ıslak olduğu için çamurun içinde yürüyen bir adamın ayak seslerini duyuyordum ama çokta umrumda değildi.
Ayrılman gerekiyor burdan.
Özür dilerim.
Ayağa kalktım. Hala o eve dönmek istemiyordum. Nerede olduğumu soracaklardı. Nasıl diyebilirdim 'hala sindiremedim' diye? Onlarda sindirememişti belki ama benim kadar kötü değildi durumları. Kaç gündür ne ağzıma bir lokma almış nede doğru düzgün eve uğramıştım. Hala hiç açlık hissetmiyordum. Onsuz boğazımdan bir lokma geçmezdi zaten.
Mezarlıktan çıktığımda durdum. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Biraz düşündüm, sonra kaç gündür üzerimden çıkartmadığım hırkaya birkez daha sarıldım. Soğuktu, zaten o gittikten sonra hiçbir şey eski sıcaklığına dönemezdi ki...
Aslında düşününce bunları kaldırabileceğimi fark ettim ve çokta uzak olmayan evimize doğru yürümeye başladım. Yağmurlu havadan dolayı üstünde kan lekesi olan hırkanın kapşonunu kafama geçirdim. Bu ondan bana kalan tek hatıraydı. Hiç yıkamak istemiyordum çünkü en son o giymişti. Bunu sonsuza kadar saklayabilirdim.
Apartmanın kapısına geldiğimde hemen şifreyi girip içeri geçtim. Asansörün füğmesine basıp bekledim. Hala oradan ayrılmak zorunda kaldığım için üzgündüm. Çünkü genelde oradan çıkmamı istediklerinde bekçi gittikten sonra onun yanına dönerdim. O günden beri sabah akşam orada yatıp kalkardım.
Kata geldiğimde sakince zili çaldım. Kapıda Yusuf'u gördüğümde biraz tedirginleştim.
Göktuğ, hoşgeldin. Nerelerdeydin?
Hiç.
Yanından geçip hemen odama girdim. Kimseyle konuşmak falan istemiyordum. Heryerim çamur olduğu için yatağıma oturamadım. Üstümü değiştirdim ama hırkamı çıkarmadım. Yatağa yattığımda saddce uyumak istiyordum. Ama düşündükçe kafayı yiyordum. Kaç gün geçmişti üzerinden, ben hala unutamamıştım. Onun kanlı bedeni gitmiyordu gözümün önünden, son söylediği sözler bile kazınmıştı aklıma.
Özür dilerim, bana yardım et nolur.
O gün kavga etmiştik ve oda bana sinirli olduğu için hırkasını alıp dışarı çıkmıştı, sonra ise beni aramıştı, ilk başta açmak istememiştim ama içimden bir ses açmamı söylediği için açmıştım. Söylediği şeylerle şok olup hemen diğerlerine haber verip dışarı çıkmıştım. Canlı konumu sürekli değişiyordu, birinden koşarak kaçıyordu. Sonra ise durdu ve bir daha hareket etmedi.
Bu 3 gün önce olan bir olaydı. Herkesten kopup sadece onun mezarının başında yatıp kalkıyordum. Bazen kovuyorlardı ama tekrar geliyordum. Bu gün eve dönmek istedim.
Başımdaki harika ağrının geçmesi için gözlerimi kapattım.
Poniks'in Ağzından
YOU ARE READING
Wish / Te Ekip
FanfictionEkibin başına gelen trajedik bir olayı araştırmaya çalışırken karşılarına çıkan ipuçları daha çok kafalarını karıştırır... Kapaktaki fanartın sahibi: Neii !!! Rahatsız olunması durumunda kaldırılacaktır!!!
